1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Demokrasilerde anı yaşamak…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasilerde anı yaşamak…

A+A-

Çıkıp deniz kenarına gitmek…

Kuytu bir yer bulmak.

Bir kaya üstüne oturmak.

Ayakları uzatmak denize doğru...

Kolları yanlara açıp bakmak uzaklara…

Enginlere.

Esen rüzgârın savurduğu dalgalarla bütünleşmek…

O anda hiçbir şey düşünmemek.

Ve anı yaşamak…

Hayal ettiğim şeylerden biri de bu.

Balıkçı olmayı bundan ötürü bir ara düşünmüştüm.

Sandal sahibi olacaksın, ağların, oltaların sandalında yer alacak.

Açılacaksın engine.

Savuracaksın ağları derine.

Ve rastgele diyeceksin kendi kendine.

Sesini kimse duymayacak.

Bağıracaksın.

Sesleneceksin sevdiklerine.

Ve varsa aşkın, adını fısıldamadan özgürce haykıracaksın…

Bu nedir derseniz…

Sanırım özgürce bağıramadığımız dünyada özgürlüğün diğer adı.

Bunu bir kere dağlarda yaşamıştım.

Beşparmak dağlarında.

Kimseler yoktu.

Bir ben vardım yolda, bir de yol.

Yol dediğimi patika.

Keçilerin bile geçmekte zorlanacakları bir toprakta.

Etrafta ne bir ses, ne de bir gölge.

Sen ve doğa.

Aç kollarını yanlara Mesarya ovasına doğru ne dersen de.

Aşağıdakiler birbirlerini yiyorlardı o anda.

Kurultayların hesapları yapılıyordu.

Herkes birbirinin kuyusunu kazmaya çalışıyordu.

Ve koltuk için biat nasıl yapılır dersleri alınıyordu.

Böyle bir karmaşa içerisinde esintilerin çıkardığı yaprak sesinden başka bir gürültü olmadan orada durup aşağıla bakmak.

Tuhaf ki ne tuhaf bir durum…

Aşağıdakiler bunun farkında bile değiller.

Birileri masa başında ay sonu cebine girecek maaşı hesaplarken, diğerleri akşama eve götüreceği ekmeğin her gün azaldığını düşünüp kahroluyor.

Birileri, daha çok gelsin, maaşlar eksilmesin diye her bir şeye zam peşindeyken…

Diğeri çocuğun mamasının peşinde koşuyor.

Oysa eskiden böyle değildik.

Doğaldı her şey.

Arabaların vitesleri dümendeydi…

El freni düze doğru çekmeliydi.

Tekerlekler ince, farlar tamponlara monteydi.

Yoktu bu kadar trafik cezaları.

Yoktu bu kadar uyarı levhaları.

İnsanlar kaza yapmazlardı.

Ve saygılıydılar birbirlerine.

Gün gelecek kapitalizm daha çok sömürecek, daha çok kaynak tüketecek ve bunun üstüne sendikalar ayaklanacak, greve gidecekler derken…

O gün geldi çattı…

Ve şu anda içinde bulunduğumuz an, yaşamanın giderek zorlaştığı an.

İşte tam o an…

Bir deniz kenarına gidip ayaklarımı uzatmak istedim.

Uzatmak ve enginlere doğru sevgilinin adını fısıldamak yerine haykırmak…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.