1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Deniz Gezmiş anısına
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Deniz Gezmiş anısına

A+A-

Geçenlerde bir yazıda, gene anlatmıştım:

Günlerden cumartesi idi… O zamanlar, hafta sonu tatili bir buçuk gündü… Yâni, cumartesi de yarım gün okul vardı. Nerde nasıl buluştuğumuzu unuttum… Ferdi Sabit Soyer ile İstanbul Üniversitesi Merkez Binası’na giriyoruz. Ünlü giriş kapısı ike bina arasındaki yolu yarılamadan, içerden bir bömba infilâkinin, gürültüsü yükseldi… Ferdi, “Dön” dedi, “kaçalım… Şimdi burayı polis basacak. Deniz’leri astılar herhalde…” Fırladık… Biz giriş kapısından çıkarken, gerçekten de içeri bir kürüm polis koşmaktaydı…

Bir diğer gerçek de hakikaten Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, idam cezasının, infaz edildiğiydi. O zamanlar, İstanbul sokaklarında, aranan “anarşist”lerin resimlerinin bulunduğu afişler asılırdı. Arananlardan biri ölü ele geçirildikçe, faşistler afişte onun resminin üstüne bir çarpı işareti koyarlardı. Evet, 19.yy Amerikan uzak batısı gibi…

Karşıya geçtik… Marmara Kıraathanesi’nin oralarda, bir bayii’deki gazetelere baktık. İnfaz sabaha karşı yapıldığından, sadece Günaydın gazetesinde haberi vardı. İkinci baskı mıydı, neydi? Aklımdan çıkmış… Manşetin ne olduğunu da unuttum… Haberi öyle aldık ama…

Dün, idamların bilmem kaçıncı yıl dönümüydü… Artık, sayının önemi yok! Partiye uğradığımda, Eşref Vaiz telefonda birileriyle konuşuyordu. Karşıdaki ses, ona Denizler ile ilgili sorular soruyor; o da dilinin döndüğünce, bizim kuşağın o olayların üstüne gittiğini, kişi olarak aramızdan birinin, 68 kuşağının o önderlerini tanımasının mümkün olmadığını anlatmaya çalışıyor, bilebilecek arkadaşların isimlerini aktarmaya çalışıyordu. Bizden birkaç yıl önceydi evet ama o dönemde de Kıbrıslı Türk öğrenci gençliği, 68 kuşağı içinde de önemli bir yer tutmuştu. İstanbul’dan Turan Korun, Fadıl Çağda, Kuydul Turan, Dr. Saydam; Ankara’dan da Naci Talât ile Doğan Harman, sınırdışı edilmişlerdi. Harper Vehbi de var mıydı? Birilerini eksik mi bıraktım? Doğrusu bunca yıldır söylenmediğinden hata yapabilirim. Bu insanların suçları, “solcu” olmaktı… Mutlaka, aralarından Deniz Gezmiş’i tanıyan da vardır… Ama o zamanlar İstanbul Hukuk Fakültesi’nde öğrenci olan ve ayni suçtan aylarca hapis yatan Şefik Rifat’ın, Deniz’i iyi tanıdığını biliyordum. Eşref’e de adını verdim, karşıya aktardı…

Biraz sonra kalkıp aşağıya indik… Aaaa! Karşıdan Şefik geliyor!

“ Beş ay ayni koğuşta yattık…” dedi…

Türkiye’nin yalnız sosyal değil, politik tarihinde de cesametimizle uygun olmayan bazı roller oynadığımızın bir kanıtıdır, Şefik…

Şimdi bunca yıl sonra, hele Anadolu taşrası tecrübesi de yaşadıktan sonra, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının devlet eliyle öldürülmelerine, hiçbir anlam veremiyorum! Memleketin büyük şehirlerinde, sola özenmiş birkaç üniversite öğrencisinin, düzen için bir tehlike oluşturabileceğini ileri sürmek için, Anadolu’yu hiç tanımamak gerekirdi. Ki hadi biz gençler tanımıyorduk ama erkin sahiplerinin, bilmediğini ileri sürmek, akıl ölçüleri ile bağdaşmaz.

O çocuklar ölmeseydi, ne olurdu? Hiç! İşte yakın arkadaşları Celal Doğan gibi, milletvekili, belediye başkanı, kulüp başkanı falan olurlardı herhalde… Ya da Ertuğrul Kürkçü gibi, yirmi yıl hapisten sonra milletvekili adayı…

Siyasi gerekçelerle insan asmak, dünyanın en adaletsiz uygulamasıdır. Kim yaparsa yapsın… Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı saygı ile anıyorum…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.