Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ders almamak…

A+A-

Hava birden patladı.

Dışarıda yağmur, içeride buğu hâkim.

Göz gözü görmez dedikleri bu.

Bir afet değil oysa, fiziksel açıklanacak sıradan bir olay…

Isı düşer, soğuyan su damlacıkları ılık yüzeye yapışır…

Ancak artan soğuk, sıklaşan yağmur altında giderek üşüyen vücutlar, yeni duruma adapte olmakta sorun yaşayabilir.

İnsanın kendine güveni eksilebilir.

Hele hazırlıksız ise…

Yenilmek duygusu ortaya çıkar…

Ve ardından teslim bayrağının ucu görünür.

Oysa hava ne olursa olsun binlerce yıldır insan, koşullara ayak uydurmasını bildi.

Ve bugün birkaç gün önceki yaz güneş ardından patlayan hava ile insan şaşkın olsa da yolunu bulup devam edecektir…

Biliyor havalar böyle gitmeyecektir.

Her kasım geldiğinde parmak hesabı yaparım o yüzden.

Aralık, Ocak, Şubat sonra zaten yarısı bahar olan Mart gelir…

Topu topu dört ay bile değildir kış.

Öyleyse sıkıntı yapmak yerine yaşanacak olumsuzlukları keyfe dönüştürmeli…

Güzel kaşkol…

Güzel eldiven almalı…

Kışı daha sıcak daha neşeli yapmalı…

Oturup üşüyebilirim demek, teslim olmaktır.

Ne tuhaf bir duygu bu...

Yaşamın noktasını bildiğimiz halde, nokta yokmuş hep virgül, iki nokta üst üste, noktalı virgüllerle cümleye ara vermeden devam edeceğini düşünmek…

Bir bakıma iyi, hayattan kopmamaktır bu.

Fakat hayattan kopmamak için hayatı hep çalışmak, sıkıntıyı yaşam biçimine dönüştürmek, ne kadar doğru?

Hava koşullarının birden patlaması…

Bulutların çıldırması…

Düşen damlacıkların çılgınlar gibi caddeleri aşması…

Bir felaketi aklıma getirdi…

Ağustos depremini…

Havada çıt yoktu.

Sinekler bile uykudaydılar.

Cam hafif kıntırıktı.

Ufak ufak esen rüzgâr camdan yatağa doğru uzanıyordu…

Gözlerim kapalı olsa da beynim ertesi günün hesaplarını yapıyordu.

Nereye, nasıl gidilecek, orada ne, ne biçim yapılacak.

Küt dedi önce.

Fırladım.

Deprem, dedim.

Birkaç yıldır bekliyordum onu.

Hazırdım o yüzden.

Çantayı, anahtarı, pantolonu kaptım.

Durmasını bekledim.

Uzadıkça uzadı…

45 saniye sürdü oysa…

Ama bir türlü bitmedi.

Biter bitmez fırladım.

Dışarıda çıt yoktu daha.

Ve ışıklar sönmüştü.

Bugün o kâbus unutuldu…

Avcılar’da nüfus, deprem öncesini geçti.

Yoldakiler depremde hasar görmüş evlerde deprem olmayacak gibi oturuyorlar.

Unutmaya mahkûm insan, yaşadıklarından ders çıkartamıyor ne yazık…

Unutuyor…

Ve bugün bölünmüş adada TC denizlerimizde petrol aramakta…

Biz ise havaya bakıyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.