1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Dersim dersim...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Dersim dersim...

A+A-

Son günlerde, Türkiye’de süren tartışmaları izliyor musunuz?

Cumhuriyetin kuruluşundan beri devam eden Resmi Türkiye paradigması, resmen sallanıyor!

Birkaç yıl evvel, bugün başbakanın söylediklerini düşünmeye cüret edenler, hapsi boylamaktaydı.

Gayri resmi tarihe bu kadar meraklı ve bulduğu legal - illegal her bilgiyi öğrenmeye çalışan bu satırların yazarı bile, hayretler içinde konuşulanları dinliyor!

1929’dan başlayarak, 1938’de nihayete erdirilen Dersim İsyanı’nı bastırma faaliyeti, meğer ortada bir isyan yokken uygulanmış!

Söz konusu “başkaldırı” meğer, aç ve açıkta olan Dersim köylülerinin, daha az vergi vermek üzere, başına çocuklarını katarak, sürülerini dağlara saklamaya götürmeleri üzerine patlak vermiş!

Devlet, dağlarda koyun bekleyen çocukları, yaşlarına bakmadan, askere almaya kalkmış, onlar da gitmemişler!

Bu defa, kendisi dağlara çıkabilmek için, üç adet tahta köprü yapmış! Köylüler de onları yakmışlar! Arada çatışırken, birkaç asker ile köylü de ölünce, al sana “İsyan ettiler! Vergi vermezler, askere gitmezler, köprüleri yıkarlar, askere ateş açarlar!”

Çocukluğumda, çok ünlü bir film vardı: Dağları Bekleyen Kız! Başrolde de Sezer Sezin… Bu Dersim’lilerin ne fena insanlar olduğunu anlatırdı!

Meğer, o dönem nüfusu 36 bin ile 40bin arasında olduğu tahmin edilen Dersim’de 13bin küsur kişi, devlet eliyle öldürülmüş, 17bin kişi de batıdaki illere dağıtılarak, sürülmüş…

Arazilerine, çocuklarına, kızlarına el konmuş…

6 bin kişi de yakayı kurtardıysa kurtarmıştır artık…

Ve bunca yıldır, bu konuyu yazmak, konuşmak değil, “düşünmek” bile cezalandırılma nedeni idi…
 Her ulus, kendi tarihi ile yüzleşmelidir…

Böyle acılarla yaşamak bir yana, ortak kimlik geliştirmek de çok kolay değildir…

Başbakan çıkıp devlet adına özür diliyorsa, iddiaların, iddia düzeyinde olmadığı da anlaşılır. Ne var ki bu “yüzleşme”, tarihi bugüne taşımak anlamında ele alınmamalıdır.

Tarihte, pek çok doğru, pek çok da yanlış iş yapılmıştır!

Bunları kabul edip, özeleştiri yapmak başka, bunlardan dolayı toplumu bölmeye, zalimler ve mazlumlar yaratmaya kalkmaksa, farklı şeylerdir.

Böyle bir tehlike mi var? Bence, var… O paradigmanın yarattığı zihniyet, sadece işine gelenleri değil; işine gelmeyenleri de ya bir yanda, ya öteki yanda olmaya zorlayıcı bir karakter taşır.

Türkiye insanının genellikle yalnız kendinin gerçeği vardır ve onu sorgulamaya kalkan bile ötekileştirilir.

Dersim insanı, Alevi’dir! Zaten, başlarına gelenlerin asıl nedeni de budur! Bundan dolayı, laikliğe çok düşkündür.

Ve tarihsel olarak, sol zannettiği CHP’ye oy vermekte, mütedeyyin Sünni kesimden de çekinmektedir. Bu konuda, tam tersi de doğrudur… Sünni dindarlar da Aleviler’den çekinirler…

Belki de bu konuyu AKP iktidarının ortaya atıp, başbakanın da özür dilemesi, bu altı yüz yıllık cerahatı da “cerh eder”!

CHP’nin başında oturan ve Dersimli bir Alevi olan Kılıçdaroğlu da savrulmaz ve dik durursa… Dikkatsiz ve sapkın yaklaşımlar ise daha da beter bir hale getirir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.