1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Devlet eliyle defalarca tecavüz
Devlet eliyle defalarca tecavüz

Devlet eliyle defalarca tecavüz

Güzelyurt’ta ve Mağusa’da gerçekleşen ve tüm ülkede infial yaratan çocuk tacizi ve tecavüzü davaları bir kez daha dikkatleri çocukların ülkedeki durumuna çevirdi.

A+A-

Rana Sarro

Güzelyurt’ta ve Mağusa’da gerçekleşen ve ülkede infial yaratan çocuk tecavüzü olayının mahkeme sürecinin tamamlanmasıyla, bir kez daha ülkede pedofili tehlikesi gündeme geldi.

Yaşanan çocuk tacizi ve tecavüzü olaylarına karşın, ülkede ‘çocuk polisi’ ve ‘çocuk mahkemesi’ olmamasının ciddi bir eksiklik olduğu üzerinde duruluyor.

Cinsel istismara uğrayan ve mağdur olan çocukların, ülkemizde sistem tarafından istismar edildikleri ve yargı aşamasında mağdur çocuğa cinsel saldırı olayının tekrar tekrar yaşatıldığına ve bunun çocukta travmaya neden olduğuna dikkat çekiliyor.

RİSK BÜYÜK

Sosyal Hizmet Uzmanı ve Detay Gazetesi yazarlarından Barış Başel, çocuk bedeninden hoşlanan pedofili hastalarını işaret ederek, ülkemizde binlerce çocuğun, gerek ihmal gerekse istismara uğrama açısından risk altında olduğunu vurguladı.

MAĞDURLARIN MAĞDURİYETİ BİTMİYOR

Ülkede cinsel istismara uğrayan çocuklar açısından, çocuk koruma sisteminin olmaması, adli tıp kurumunun eksikliği, çocuk mahkemesi ve çocuk polisinin bulunmamasının,  ciddi bir eksiklik olduğunun altını çizen Başel, “Ülkemizde çocuk defalarca sistem tarafından istismar ediliyor. Polise ifade verirken, sosyal hizmet memuruna anlatırken, ardından mahkemede ve savcıya anlatırken, çocuk o tecavüzü tekrar tekrar yaşıyor. Çocuklar bu travmayı yaşadıktan sonra da devlet tarafından bir köşeye atılıyor” dedi.

KAPALI OTURUM ŞART

Çocukların maruz kaldığı cinsel istismar olaylarının mahkeme süreci konusunda da görüşlerine başvurduğumuz Başel, bu tür davaların çocuk mahkemelerince kapalı oturum şeklinde gerçekleştirilmesi ve olayın ayrıntılarının medyaya yansıtılmaması gerektiği üzerinde durdu. Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, ülkemizde yaşanan çocuk taciz ve tecavüz olayları ile ilgili gazetemize şöyle konuştu:

BAŞEL: “RIZASI DİYE BİR BAKIŞ AÇISI KABUL EDİLEMEZ”

“Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaş altı her birey çocuktur. Burada çocuğun rızası diye bir bakış açısı kabul edilemez. Avrupa Birliği Sözleşmesi’ne göre rızası diye bir şey kabul edilemez. Ayrıca 18 yaş altı her birey çocuktur. Dolayısıyla çocuğun rızası yoktur. Avrupa Birliği’nin çocuklara, karşı cinsel suçların önlenmesine ilişkin sözleşme, Şerife Ünverdi döneminde kabul edildi. Çocuğun ailesi şikâyetini geri çekse de, kamu davası sürmek zorundadır. DNA örnekleri alınıp, Avrupa Birliği’nde bilgi merkezi oluşturuldu. Böylelikle başka ülkede aynı suç işlendiğinde DNA örnekleri, DNA bankasında bulunacak. Yani bu Avrupa Birliği’ne üye ve aday ülkelerin içinde olduğu bir süreçtir.”

“ADLİ TIP KURUMU EKSİKLİĞİ”

Kuzey Kıbrıs’ta Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin gereklerinin yerine getirilemediğine işaret eden Başel, “Biz bu sözleşmenin gereklerini yerine getiremiyoruz. Avrupa Birliği’nin çocukların cinsel istismara karşı korunmasına ilişkin sözleşmedir. Bizde DNA bankasının bulundurulması için bir adli tıp kurumu dahi yoktur. Dolayısıyla bu ülkede adli tıp kurumunun eksikliği de çok ciddi bir sıkıntıdır” dedi.

“ÇOCUK MAHKEMELERİ EKSİKLİĞİ”

Sosyal Hizmet Uzmanı Başel ayrıca, çocuk hakları konusunda, ayrı bir eğitimden geçmiş, savcıların ve çocuk mahkemelerinin de etkin hale getirilmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Ülkemizde çocuk mahkemesi vardır ancak uygulanmıyor” diye konuştu.

“PEDOFİLİ HASTALARINA FANTEZİ MALZEMESİ”

Medyanın, çocuk tacizi, tecavüzü veya istismarı olaylarının yayınlanması konusunda daha dikkatli olması gerektiğini de belirten Başel, “bu tür olayların öyküleştirilerek yansıtması, pedofili hastalarına fantezi malzemesidir. Ülkemiz basınının birçoğu, Cenevre Sözleşmesi’ni ihlal ediyor. Basının büyük bir kısmı çocuklarla ilgili medya etik ilkelerini ihlal ediyorlar” dedi.

“TRAVMANIN ARDINDAN DEVLET BİR KÖŞEYE ATIYOR”

Çocuk mahkemelerinin olmasının önemine işaret eden Başel, “Çocuklara mahkeme sürecinde travma yaşatıldıktan sonra, diğer çocuklar gibi devlet tarafından bir köşeye atılıyor” diye konuştu.

Bu tür davaların görüşüldüğü mahkemelerde, davaların kapalı oturum olarak gerçekleşmesinin önemine dikkat çeken Başel, “Mahkemede sosyal hizmetlerden bir yetkili bulunmalıdır. Tüm yargı sürecinde ve karar aşamasında kapalı oturum talep edilmeli ve ayrıntılar basına yansıtılmamalıdır” dedi.

“BİNLERCE ÇOCUK RİSK ALTINDADIR”

Ülkede binlerce çocuğun, gerek ihmal gerekse istismara uğrama açısından risk altında olduğuna vurgu yapan Barış Başel, “Çünkü koruyucu önleyici bir politika denilebilecek çocuk koruma sistemi bizim ülkemizde yoktur. Ceza yasalarının değişmesiyle, cezalar artırılırken; bunu önleyici veya erken uyarı mekanizması, çocuk merkezli bir koruma sistemi ülkemizde mevcut değildir. Olay ortaya çıktıktan sonra yani çocuklar bir olayın faili veya mağduru olduktan sonra devletle tanışıyorlar. 18 yaşına kadar çocuklar, KKTC’de yurttaş olarak tanımlanmamıştır. Siyasi partilerin de çocuk 18 yaşına gelip de oy kullanacağı zaman akıllarına geliyor” diye konuştu.

“TECAVÜZ TEKRAR TEKRAR YAŞATILIYOR”

Ülkemizde çocukların defalarca sistem tarafından istismar edildiği, polise ifade verirken, sosyal hizmet memuruna, ardından mahkemede ve savcıya olayı anlatırken, o tecavüzün çocuğa tekrar tekrar yaşatıldığına dikkati çeken Barış Başel, “Dolayısıyla, çocuk polisine ihtiyaç var. Çocuk ve gelişim psikolojisi konusunda donanımlı bir ekibin bu olayları sorgulaması lazım. Çocuğun ifadesi, bu konuda bilgili ve donanımlı memurlar tarafından alınmalıdır” dedi.

“MÜEBBET HAPİSLİĞE KADAR CEZASI VAR”

Ülkedeki yasaların durumunun da gerektiği şekilde olmadığı, bu nedenle Ceza Yasası’nın, Anayasa ile birlikte değiştirilmesi ve yeniden düzenlenmesi gerektiği üzerinde duran Barış Başel, “Yeni Ceza Yasası’nda bu tür suçlara, 36 yıla kadar müebbet hapis cezası verilebilir. Ama ülkemizde yargıcın inisiyatifine bağlıdır. Çocukların korunma, yaşam, sağlıklı gelişme- büyüme hakkı, anne yanında yaşama hakkı, 18 yaşına kadar birey ve yurttaş olarak görülmediği için, ihlal ediliyor” diye konuştu.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.