1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Devlet yöneten şiddet siyaseti
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Devlet yöneten şiddet siyaseti

A+A-

Bir tek defa olursa rastlantıdır; fakat tekrarlanırsa alışkanlıktır.

O halde Ulusal Birlik Partisi’ndeki(UBP) şiddet kültürü de bir alışkanlıktır denilebilir mi? Bence evet bir alışkanlıktır.

Hatırlarsanız iktidar kavgası ve torpille işe girme konusunda bir kişinin köy kahvesinde bıçaklanarak öldürülmesine şahit olmuştuk. Şimdi kavga güç ve iktidar mücadelesinin tepeden aşağıya doğru yayılmasının yansımalarını yaşıyoruz. Güvercinlikte, kurultay hazırlığı için yapılan toplantıda çıkan kavga dövüş de, bunun yansıması dışında bir şey değil.

Güç mücadelesi ve iktidar yarışı UBP’deyine kavga ve şiddeti tetikledi.

Siyasette şiddet geleneğine dayalı politika sürdüren ve ataerkil, erkek egemen siyaseti daha da ürkütücü, güvenilmez bir hale getiren bu alışkanlıklar, halkın kötü tecrübelerinin sayısını artırmak dışında bir etkiye sahip değil toplum üzerinde.

Siyasetin tepesinde olan, siyaseti hayatının bir parçası haline getirenleri, şiddeti ve şiddet kültürünü besleyerek, onun yeniden ve yeniden üretilmesine yarayan gelenekleri pekiştirmesi, halkın yalnızca siyasete ve hükümete olan güvenini değil, aynı zamanda, devlete olan güvenini de sarsar. Kişilerin kendi hırsları partilerini, ideolojilerini ve kurdukları siyasal geleneğin de farklı algılanmasına, yanlış anlaşılmasına yol açar.

***

Şiddet içeren siyaset anlayışı, toplum için kötü tecrübe dışında bir şey değildir. Siyasete karşı soğumaya, devletinden uzaklaşmaya ve devletini beğenmediği siyasetin aktörlerine mal ederek ondan uzak durmaya yol açıyor.

Alternatif, şiddet içermeyen, eşitlikçi ve halkçı siyaset için çalışacak yeni insanlara siyasal yaşamı kapatan, siyasetin cazibesini yok eden ve tiksindirici bir etki bırakan şiddetçi siyaset yok oluş sürecinin doğallaşmasına neden oluyor.

Yok oluşa giden merdivenleri birer birer inmemize yardımcı olan siyasal şiddetten bahsediyorum
Evet evet! Bu kesinlikle bir yok oluş süreci.

Mimarları da şiddete dayalı, ataerkil, erkek egemen siyaset gelenekçisi dinozorlar.
Doğru değil şiddeti uygulayanların yaptıkları.Ve doğru değil şiddete maruz kalan bizlerin de susmamız ve geri çekilmemiz.

Biliyor musunuz? Siyaset kültürünün şiddete açılmasında iki kaynak var:

Biri, devletin – aslında devleti yöneten hükümetlerin- demokratikleşme konusunda gösterdiği direnç;

Ve diğeri, antidemokratik geleneğin halka siyasal bir çıkış yolu bırakmaması!

Yani siyasetin devlet eliyle tarihsel iktidar sahipleri tarafından imkânsız hale getirilmesi…

***

Siyaseti suçlu ilan edip, yok etmeye kalkışmadan da şiddete karşı çıkmak mümkün mü?

Şiddet “kötü” birşey… İnsanın canını acıtan ve alan; kanla, gözyaşıyla, umutsuzlukla beslenen ve kendini yeniden üreten bir süreç. Daha açık bir ifadeyle, şiddeti hukuk, devlet ve siyaset ekseninde ele almama tavrının bir ürünü.

Siyasal şiddete itiraz biçimlerimizin çoğu da başka türlü kötülüklerin normalleşmesini sağlıyor.

O halde, şiddete karşı çıkmak yerine şiddete nasıl cevap verilebileceği üzerine yoğunlaşmalıyız.

Şiddet, doğası gereği siyasal bir sorun ise buna karşı ne yapılabilir?

Baskı ve korkutma ile karşı koyabiliriz;

Siyasal alanı genişleterek kendimize demokratik bir alan açabiliriz.

Dikkat ederseniz, şiddet yanlısı siyasal anlayışı benimseyenlerinantidemokratik geleneği, yani baskı ve korkutma yöntemleri ile caydırma ve sindirme alışkanlığı, sürecin başından beri, bugüne kadar uygulanan en vazgeçilmez yöntem. Bu yöntemlebaş kaldıran reddeden veya kurulan düzen içindeki anti demokratik uygulamaları işaret eden yurttaşlar ile, başka yöntemleri öneren kişi ve grupları kriminalize ederek işin altından kalkılmış. Şiddeti egemenliklerinin devamı için vazgeçilmez gören bu zat-ı muhteremler bu sayede sonsuza kadar kendilerine ve yandaşlarına yarayan bir düzeni korumayı ve hep ezen kesim olmayı garantilemeyi ümit ediyorlar.

Sonuç itibarıyla siyasal şiddet anlayışı siyaseti yok edip, erki ve egemenliği, iktidar olmayı garantileyecek diye; şiddetin siyasallığını gözümüze soka soka siyasetin ömrünü de, bizim önümüzü de tıkıyor, kısaltıyorlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.