1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. Devleti kurduk, sahip çıkamadık!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Devleti kurduk, sahip çıkamadık!

A+A-

Rum İçişleri Bakanı Silikiotis geçtiğimiz hafta açıkladı;

2008 yılında KKTC’den Güney Kıbrıs’a 2 bin 500 kişi geçmiş ve yerleşme izni istemiş.

2009 yılında bin 500 kişi, 2010 yılında 900 kişi, 2011 yılın ilk 10 ayında da 300 kişi Güney’e geçerek, iltica talebinde bulunmuş.

Yani, resmi rakamlara göre son dört yıl içinde Güney’e geçenlerin sayısı 5 bin 200 kişi civarında.

Bunun içinde çalışmak için gidenler yok, hem orada hem burada çalışanlar yok!

Bu ne demektir, ülkesinden umudunu kesenler, yıllarca ‘düşman’ bellenen Rum kesimine gidiyor ve geleceğini orada arıyor.

Bu sayıya, Başta İngiltere olmak üzere, Türkiye ve diğer ülkelere giden ve oralarda yerleşenlerin sayısı dahil değil!

Hele de yıllardan beridir kendi ülkelerinde değil de başka ülkelerde yaşam sürdüren Kıbrıslı Türklerin sayısını hesaba kattığımızda rakamlar ürkütücü boyuttadır.

Lütfen bugün gazetelerde yer alacak 15 Kasım bayram mesajlarını dikkatle okuyunuz.

Devletin en tepesinden aşağısına kadar herkes KKTC’nin kurulmasını kutlayacaktır.

Kimisi KKTC’yi kurmakla övünecek ve bunu yaşatmakta yeminli olduklarını iddia edecektir.

Devleti sonsuza dek yaşatma yemini edenleri de göreceksiniz bugünkü gazetelerde…

Kanının son damlasına kadar mücadele edenler mi ararsınız, devlet olgusun göklere çıkaranlar mı isterseniz, ya da bu konuda tüm dünyaya kafa tutanlar mı görmek isterseniz, bakın gazetelere ve mesajlara hepsini görmek mümkündür.

Devlet konusunda bizim kişisel görüşümüz de KKTC’nin devamından yanadır.

Çünkü inanırız ki, Kıbrıs Türkü yıllardır kendi egemen devletinin özlemini çekmiş, bunun için mücadele etmiş ve hele de 1974 öncesi büyük acılar çekmiştir.

Ama velakin devlet kurmak başka bir şey, devleti yaşatmak ve layıkıyla yüceltmek bambaşka bir şeydir.

Zira, şu anda ülkeye yukarıdan kuş bakışı bakıldığında devlet inanan ve sahip çıkan yönetimden daha ziyade devlet ve milliyetçilik edebiyatı yapanlar, bundan siyasi rant elde etmek isteyenlerin çoğunlukta olduğunu görürüz.

Eğer KKTC devleti kurulmuş ve aradan 28 yıl geçmişse, ancak ülke insanı ve özellikle de gençliği kendi ülkesinden umudunu kesip yıllardır ‘düşman’ bildiği Güney’e geçip onlara sığınıyorsa, bu devlet sağlam temeller üzerine oturtulmamış demektir.

Altını çizerek iddia ediyorum;

Bugünkü yapı devam ettiği sürece, siyasiler bu kafa ile gittiği müddetçe devlete inanan ve güvenen, geleceğini bu ülkede arayanların sayısı her geçen gün biraz daha azalacaktır.

Azalacaktır, çünkü bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar bu devletin nimetlerinden adil bir şekilde yararlanamamakta, iktidar olanlar kendinden olmayanları bu devletin insanı olarak görmemekte, doğal olarak da devlete inancı olanların sayısı erozyona uğratılmaktadır.

Bir ülkede birkaç banka sahibi milyarderin zenginliği ön planda tutulup, binlerce kişinin mağdur olduğu göz ardı edilirse, insanlar böyle bir devlet anlayışına niçin güvensinler ki?

Ülkenin bazı torpilli gençleri tek bir soru bile sorulmadan devlette istihdam edilirken, partili değil diye devlette çalışmayı hayal bile edemeyen bir gençlik sayısı çığ gibi büyüyorsa, o gençler başka ülkeye göç etmesin de ne yapsınlar ki?

KKTC’nin kuruluşunun 28’nci yılını elbette coşku ve gururla kutluyoruz.

Gittiği yere kadar da kutlamaya devam edeceğiz…

Ama ülkeyi yönetmiş gelmiş geçmiş hükümetler bilmelidir ki, devlet olma başka bir şey, devlete sahip çıkacak gençler yetiştirmek ayrı bir şeydir ve siyasilerin her yanlış adımı, ülke gençliğini devletinden soğutmakta, hatta kaçırtmaktadır.

Ülkenin yönetimine, siyasetçisine, yargısına ve özellikle de basınına halkın güveninin her geçen gün artarak azalmasını umarız artık ciddiye alır ve nerde hata yaptık diye düşünür ve yapılan yanlışlardan daha fazla geç olmadan geri döneriz.

Tabi ki adı devlet olan ama içinde insan olmayan bir toprak parçası görmek istemiyorsak!

gunun-foto_raf_.20111115000909.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Suat GÜNSEL, devletten alacağınız bir hayli birikmiş ve artık sıkıntı olmaya başlamış diyorlar. Ekonomisi büyüyen bir devlet nasıl oluyor da özel şirkete olan borcunu ödeyemiyor bunun bir açıklaması olmalıdır değil mi?

Sayın İlker EDİP, yeni makam arabanız hayırlı ve uğurlu olsun, kazasız belasız sürüşler dileriz ama sakın ola bu sıralar o son model araba ile vatandaşın arasında gezmeyin, bu kıtlıkta büyük tepki alabilirsiniz, bizden uyarması!

Sayın Ahmet ATANER, özellikle enişteniz ve ailesi tüm gücünü kullanarak görevinizin devamı için çalışıyor ama bu kez işiniz epey zor görünüyor. Bizce fazla ısrar etmeyin ve olayı bir bayrak yarıyı kabul edip başkasına devredin.

Sayın İrsen KÜÇÜK, geçen oturumda Meclis’in ziyaretçi koltuklarının UBP’li bayanlar tarafından doldurulmasının gerekçesi anlatıldı. Hadi sendikacılar girmesin diye böyle bir taktik uyguladınız ama ha keşke yeni istihdam edilen bayanları bu konuda kullanmasaydınız.

Sayın Börke KAŞİF, dairelerini teslim alamayanlar ile koçanları teslim edilmeyenler aralarında örgütlenmeye başladılar. Yakında sokağa dökülecekler hazırlıklı olun. Bu arada Mağusa sahası için de verdiğiniz sözleri yerine getirmediğiniz iddia ediliyor.

Sayın Serdar GARDAŞ, K-Pet konusunda sizi yanlış yönlendirmeye kalkanlar olabilir, bazı konuları çok iyi araştırmadan açıklama yapmamanızı salık veriyoruz. Bu işten ekmek yemek isteyen çevrenizde çok sayıda kişi bulunuyor.

Sayın Turgay AVCI, partiden istifalar konusunda kamuoyu sizden bir açıklama bekliyordu ama sesiniz soluğunuz çıkmadı. Aslında söyleyecek çok şeyiniz olduğunu biliyoruz, biraz olsun cesaretiniz yok mu?

Sayın Muhammed YAŞARATA, işleriniz bu kadar bozukken Girne’nin göbeğindeki o güzelim limonluğu almak istemenizin ardında kimlerin olduğu artık deşifre oldu. En iyisi bunu unutmak ve daha fazla ele güne rezil olmamak.

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Göçmenköy’deki elektrik tellerine değen ve büyük tehlike yaratan harnup ağacını kestirmeniz isabetli olmuş. Zira bölge sakinlerinden destek ve teşekkür mesajlarınız geliyor.

Sayın Mete BOYACI, İş Bankası’nın eski KKTC müdürünü kendi bankanızın başına atadığınızı öğrendik. Doğru ve akıllı bir atama olmuş. Petrol işi de olunca sizin banka şimdiden zirveye oynayacak diyorlar. Gözümüz yok Allah daha çok versin.

Sayın Ahmet UZUN, partinizin zaten yarısı size düşmandı şimdi diğer yarısını da karşınıza aldınız. Bir çoğu söyleyene değil söyleten bak diyor, ne demek istiyorlar acaba?

Sayın Halil DEPRELİ, oğlanı Cratos’ta muhteşem bir düğünle evlendirmişsiniz. Hayırlı ve uğurlu olsun diyoruz. Şimdi sıra size boy boy torun vermeye geldi değil mi? Dedelik de size ne yakışır ama?

Sayın Hasan TAÇOY, bir okurumuz mesaj göndermiş, sizin de yüksek faizden dolayı eski bir bankaya epey borcunuz olduğunu söylüyor. Peki halen niçin yeni yasaya karşı çıkıyorsunuz ve muhalefet yapıyorsunuz kimse anlayamamış.

Sayın Şahin SAPSIZOĞLU, yeni partiniz hayırlı ve uğurlu olsun. Eski partilileriniz transferden mutlu oldular ama bunun nedeni tamamen bundan böyle bolca çiğ köfte yiyecekleri için. Kolları sıvayın bakalım.

Sayın Şener LEVENT, basın camiasında estetik yaptıranlar olduğu önündeki yazınız meslektaşlar arasında bomba etkisi yaptı. Şimdi herkes birbirinin yüzüne daha dikkatle bakmaya başladı. Bizim meslekte de metroseksüeller çoğalıyor değil mi? Ne mutlu bize!

Sayın Erdoğan ŞANLIDAĞ, ÖRP’den transferler konusunda sizin de parmağınız olduğu yönünde mesajlar geliyor. Memleketin bir ucundan diğer bir ucunu idare etmek kolay olmasa gerek değil mi?

Sayın İlker ERDEN, hiç birine şaşırmadım ama sizin transfer konusu en fazla konuşulan ve etkili olanı oldu. Yeni partiniz hayırlı ve uğurlu olsun, Allah utanmasın artık.

Sayın Aslan BIÇAKLI, Bundan böyle  Göçmenköy’ün maçlarına gitmeme kararı aldığınız söyleniyor doğru mu?  Pazara kadar değil mezara kadar takımınızı desteklediğini biliyorduk, yanıldık mı acaba?

Sayın Cengiz ÖZBEKOĞLU, otomobil sektörünün iflasın eşiğinde olduğu yönündeki açıklamalarınızda yerden göğe kadar haklısınız ama, her sokağa birkaç tane galeri açılan bir ülkede bundan daha doğal bir şey olabilir mi?

DJ 712 plakalı aracın sürücüsü. Bayramda bir bayan sürücüye parmak göstererek edepsizliğin daniskasını yapmışsınız. Ancak söz konusu bayan bu işin peşini bırakmayacağa benziyor, yakında mahkeme kağıtları gelir, hazırlıklı olun.

 

Günün Fıkrası : Şirket prensibi 

Yaşlı bir kadın kedi maması almak için markete gider. Üç kutu alıp kasaya götürür. Kasadaki kız ; "Üzgünüm bayan ama bunları alabilmeniz için kediniz olduğunu kanıtlamanız gerekir. Bir çok yaşlı insan bunları kendileri yemek için aldıklarından kediniz olduğuna inanmadan size bunları satma yetkimiz yok." der.

Bunun üzerine yaşlı bayan eve gidip kedisini alır ve markete getirir. Market bunun üzerine kadına kedi mamasını satar.

Ertesi gün yine yaşlı kadın üç kutu köpek maması almaya kalkar. Kasiyer yine kadından köpeği olduğuna dair bir kanıt ister. Çünkü yaşlı insanlar bazen de köpek maması yemektedirler. Bunun üzerine kadın yine evine döner köpeğini alıp markete gelir ve mamaları alır.

Ertesi gün yine yaşlı bayan markete gelir bu sefer elinde bir kutu vardır. Kasiyere
gider ve elini içine sokmasını söyler. Kasiyer korkarak; " Hayır, içinde beni ısıracak bir yılan olabilir."

Yaşlı kadın;" İnanın, kutunun içinde size zarar verebilecek hiç bişi yok. Lütfen elinizi
kutunun içine sokun.". Bunun üzerine kasiyer elini kutuya sokar ve sonra elini koklayarak ; "Bu şey sanki b.k gibi kokuyo." Der…

 Yaşlı kadın devam eder;

"Evet öyle, şimdi lütfen üç rulo tuvalet kağıdı alabilir miyim?"

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.