1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Devletsek, devlet gibi olacağız da böylesi değil
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Devletsek, devlet gibi olacağız da böylesi değil

A+A-

Demek ki   “şu kadarcık nüfusa”  karşın eğer devlet iddiası taşıyorsanız,  “asude düzenler”  için yeterli değilmiş…

Üç bin kilometrelik bir coğrafyada yaşamanın kolaylığı düşüncesinde   “bahar rüzgârları”  esmesini beklerken,  fırtınaların kopması gibi! 

Devletseniz  İngiltere’de ne ise sizde de odur.  Yahut o devlet dediğiniz İrak’ta ne ise sizde de olabilecektir hükmünde… 

Dolayısıyle devlet olalı beridir  dövün dövün dövünmemize  şaşmıyoruz!   Birbirimizin gırtlaklarına yapışıp sıkan ellerimizi yadırgamıyoruz!   Hiddet gösterilerine canımız da sıkılsa da felaket kulpu takmıyoruz! İyi yönetemeyen yöneticilerimize  sinir de olsak onları yeniden oyluyoruz!  Popülizme lanet okurken,  neresinden yararlanacağımızın hesaplarını yapıyoruz!   Milletvekili de olsak   “imtiyazlı sınıflı”  oluşun fantaziyasını kullanıp   mesela trafik cezalarımızı ödememek için dolaplar çeviriyoruz!   Sorunlar sıkboğaz etti miydi suçu Ankara’ya yüklüyor,  iyi işlere biz sahip çıkıyoruz!  Muhalefetteyken vaat edip söylenenlerin   iktidar oldukta  tırnak kadarını bile yapmıyoruz!  Kısaca biz bize benziyoruz ki devletimiz de bize benziyor! 

KÜÇÜK OLMAK BÜYÜK OLMANIN ÖNÜNDE ENGEL DEĞİLDİR:  KKTC olarak öyle olmalıydık.  Büyük oluşa  oynarken büyük düşünen.  Çözümsüzlüğü çaresizliğin karabasanı değil,  çözüm yapacak kadar büyük olan.  “Zıt güçleri”  zihniyetler arası kavgaların  değil,  toplumu ileriye götürecek  “dengeleri”  yapan…

MESELA.  Rahmetlik lider Denktaş hep büyük düşünürdü. Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesini  “dava adamlığı”  ile sürdürürken,  çitanın yüksekliğini  bir santim aşağıya indirmeden hep yukarıda tutardı.  Bu nedenle  Denktaş’a çok kızarlardı.  Uzlaşmaz,  çözüm istemeyen politikacı yakıştırmalarında karaya çalarlardı. Türk halkını yaktığını iddia ederlerdi.  Öncesinde Dr.  Fazıl Küçük için de ayni eleştiriler yapılırdı… 

Sonuçta öldüler,  rahmetlik oldular,  tarih oldular ama Kıbrıs Türk halkı onların döneminden ne çok daha iyi oldu ne de çok daha ileriye gitti!  Aksine sorunları arttı,  kamburu büyüdü,  çaresizliklerine çaresizlikler ulandı…

VE ANLAMAMIZ GEREKİR:  Demek ki sorun ne Denktaş’tı ne Doktor Küçük.  Kuzey’i yüzde 24’lere  kadar indirmesine,  tüm Kıbrıs’ı peşkeş çekmesine karşın Annan planına bile hayır diyen Rum’du…

Bizde yitip giden dava adamlarımızın büyük mücadele ruhunu kaybettik!  Artık  “kuvvetler dengesini” oluşturan bir Denktaş yoktur.  Ya ne vardır?  İşte seyrediyorsunuz:  İrsen Küçük’le Ahmet  Kaşif vardır!  Devletsek tabi ki olacaklardı ama yok da bu kadar!

*****                                                                                                                                                

VE KISACA

Son günlerde her halde kafama uygunluğunca yattıkları için beğendiğim   “iki köşe yazısı”  okudum.  İkisinin de canları sıkılmıştı,  ikisi de feveran etmişti.    BİRİSİ HÜSEYİN EKMEKÇİ İDİ.  Köşesinde,  konusunun beni hiç ilgilendirmediği Serhat İncirli’ye  yönelik sitemkâr bir yazısını   yayımladı.  Yakın geçmişten bu günlere uzanan dostluklarla    aralarındaki tartışmalara değindi.  O anlatımlarda da haklı ile haksızı hiç aramadım. 

Fakat o yazıda her satırından  “insanlık,  arkadaşlık,  sevgi ve saygı  mefhumlarının” fışkırdığı bir acı feryat vardı ya.   İşte  o  “duyguları”  es geçemedim. “Asıl kutsanması gerekenin  önce  sevgi saygıya dayanan insan ilişkileri”  olması gerektiğinin vurgulamalarına bigâne kalamadım.    Çoktandır unuttuğumuz   o güzelim arkadaşlıklarla  toplum kademelerinde eksilmeyen kader birlikteliklerinin   güzelliklerini  hatırlatan ifadeleri aldırmazlığıma koyamadım …

VE İNCİRLİ: Bir gün sonra da  Serhat İncirli’yi okudum  “köşesinde.”     “İngiltere’yi Özledim”  diyordu.  Belli ki o da KKTC’nin insanları doğrayan acımasız siyaset çarkları ile çıkar kombinalarından bunalmıştı.

O acıyla olmalı   “işte İngiltere budur”  dediğine koyduğu yığınla örneği peş peşine sıralarken hatırlatıyordu:   “Orada kimse rast gele politikacı olamaz!  Kimse hop diye halkın önüne çıkıp ahkâm kesemez!  Ve hiçbir politikacı  hatta tırnak kadar hata yapamaz!   Yaparsa anında kapı önüne koyarlar,  sürerler,  atarlar,  bir daha o politika kulvarlarında koşturtmazlar!  Çünkü İngiltere guguk devleti değil,  hukuk devletidir.  Demokrasi de o hukukla kaim ve daimdir…  İngiliz halkı  ise hem o hukuğun  hem de o demokrasinin bilinçli sahibidir…”  İncirli’nin yazısını okuduktan sonra KKTC’nin bir yurttaşı olarak  “neden biz bu kadar uzaklarda bu kadar gerilerdeyiz”  diyerek   başımı bir daha eğdim!

*****

VE DOMATES FİYATLARI

Küçük’le Kaşif’e şaşmıyorsak daha dün gazete sayfalarında  “domatesler elde kaldı”  derken bugün domates fiyatlarının baskın pahaya fırladığı tuhaflığına da şaşmıyoruz!

Çünkü biliyoruz ki  “bayram geliyor!”   Ve biliyoruz ki bu memlekette her bayram her yeni yıl arifelerinde  kesinlikle fiyatlar azar,  tepelere fırlar! 

Buna karşın Avrupa Amerika gibi ülkelerde   Bayram ve Noel arifelerinde özellikle indirimler yaşanır.  İnsanlar yeterince alış veriş yapabilsinler  diye iğneden ipliğe ucuz satışlar başlatılır!  Ve hem satan kazanır hem alan..

Bizde ise insanlarımız açıkgözdür ya…  Fırsat bu fırsat derler ya!  En büyük kazığı bayramlar ve yeni yıl arifelerinde atarlar!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.