1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Devrimler yılının sembol filmi: “Gündüz güzeli”
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Devrimler yılının sembol filmi: “Gündüz güzeli”

A+A-

  1968, dünyada büyük değişimleri tetikleyen devrimlerin patladığı yıldır. O nedenle düşünce ve yaşam tarzındaki devrimlere kitlesel eylemleriyle imza atan 1968 kuşağının tarihe geçmiş önemi vardır. Yaşanan devrimler, cinsel yaşam ve düşünce biçimlerini de oldukça etkileyecek, “cinsel özgürlük” kavramının Avrupa toplumlarında etkin yer bulmasını sağlayacaktı. Tabuların yıkıldığı, sınırların kaldırıldığı cinsel özgürlük kavramının içine neler girmedi ki… Cinselliğe dair çekilen filmler, bu inanılmaz ve şaşırtıcı çeşitliliğin nice örnekleriyle dolduruldu. Başta AİDS olmak üzere, yığınla cinsel hastalığın insanların kâbusuna dönüşmesinde bu özgürlüğün küçümsenemeyecek etkisi var. 

   Sinemada sansürün üzerine kararlılıkla giderek 68’in devrimlerle yüklü zemininde izdüşümünü bırakan Luis Bunuel imzalı çok ünlü bir Fransız – İtalyan ortak yapımı film vardır. Adı BELLE DE JOUR (Gündüz Güzeli). Filmin başrol oyuncuları Catherine Deneuve, Jean Sorel, Michel Piccoli, Genevive Page, Pierre Clementi, Francisco Rabal, Françoise Fabian ve Macha Meril. Tabii ki, tepedeki oyuncu güzel Fransız aktrisi Catherine Denevue idi ve bu filmde yarattığı, büyük cesaret gösterisi olan o olağanüstü karakterle, ününün doruklarına fırlamıştı. Bunuel, o güne dek masum kız rolleri oynayan tertemiz görünüşlü bir aktristen, azgın bir seks makinesi yaratmıştı. Ama filmin ruhunu analiz edenler, o karmaşık karaktere en yakışan sanatçının da Catherine Denevue olduğu üzerinde birleşeceklerdi. Çünkü söz konusu olan, masumiyetle kaşarlanmışlık arasında gelgitleri olan gizemli bir kadındı.

   Bunuel’in Joseph Kessel’in romanından uyarladığı filmi o romanla karşılaştıranlar, aslında romanın daha pornografik olduğunu görürler. Bu da, cinsel ve ahlaki tabuların edebiyatta sinemadan önce yıkıldığının göstergesidir. Senaryoyu Jean-Claude Carriere ile birlikte yazan Bunuel, sadizmi ve çarpıklıkları da içeren erotik sahneleri, cinsellik eylemini asla göstermeden çekti. Kimi eleştirmenlere göre bu örtülü cinsellik, filmi daha bir kışkırtıcı ve gizemli yapmıştır. Dekolteyi göze sokmayan örtülü cinsellik sahnelerine karşın Bunuel filmini “pornografik” olarak tanımlamaktan çekinmemişti. Çarşaflar, tüller, kuytu ve loşlaştırılmış köşeler, kapı arkaları ve hatta tabut altları cinselliğin fırtınalarının koptuğu objeler olarak sunulurken, Bunuel’in sinemasal yeteneğine şapka çıkartılır.

   Cinsel fanteziyi zincirlerinden boşaltan bir öyküyü içeren filmde Severine Serizy (Catherine Deneuve) adlı genç ve güzel kadın zengin kocası Pierre’in (Jean Sorel) sağladığı olanaklar içinde lüks bir yaşam sürmektedir. Filmin açılışında burjuva sınıfının lüks ama ilkesiz ve amaçsız yaşam tarzına göndermelerde bulunan sahneler, zenginliğin tek başına mutluluk getirmediğinin mesajlarını vermekte. Güzeller güzeli Severine, iktidarsız olduğuna dair kuşkular yaratan kocasının yanında frijit bir kadına dönüşmüş ve cinsel yaşamı mahvolmuştur. Burjuva çevresinden edineceği bir aşıkla mutlu olabilmesi olanaksızdır. Büyük bir cinsel açlık içindedir ve çoklu cinsel deneyimler yaşama saplantısına girmiştir. Kadın, bu cinsel bunalımının içinde fahişeliği denemeye karar verir. Bunun sonuçlarını bile düşünebilecek durumda değildir. Kendine, mensubu olduğu burjuva sınıfına uygun lüks bir genelev seçerek, hafta sonlarında, öğleden sonraları fahişe olarak çifte bir yaşam sürmeye başlar. Çeşitli partneri yatağına alarak mazoşist cinsel fantezileri keşfettikçe o meçhul erkeklerin yanında kendini güvende hisseder ve güveni arttıkça da cesareti büyür. Ama bu tür bir yaşamın kadın için asla güvenli olamayacağını kılıksız ve maganda bir gangsterle ilişkiye girdikten sonra anlar. Pierre Clementi tarafından canlandırılan gangster, bu gizemli ve cüretli güzel kadına fena halde tutulmuştur. Aşkın genelev seanslarıyla yetinmeyecek kadar ateşli ve ataktır. Severine’in genel evin duvarları dışındaki yaşamına da karışmaya başlayınca güzel kadının kurduğu gizli şehvet sistemi de, burjuva sınıfındaki saygın yaşamı da altüst olur.

   Bunuel, sinemada gerçeküstücülüğün yaratıcısıdır. O nedenle 101 dakikalık filmine yüklediği sanrısal efektler ve kedilerin uğursuzluğuna dair söylemlerle izleyicisini rüya ve gerçek arasında şaşırtmaktadır. Yarattığı psikolojik atmosferde izleyici bir yerden sonra gerçeği araştırmaktan vazgeçip kendini tamamen öykünün akışına bırakıyor. Bunuel’in gerçekte almak istediği sonuç da aynen budur: Özgürlük!.. Filmindeki sınırsız özgürlükle izleyicinin de buluşmasını ve düşünmenin, araştırmanın bağlarından kopmasını sağladı.    

   22 Şubat 1900 Calanda doğumlu İspanyol kökenli yönetmen ve senarist. Luis Bunuel sinemada sürrealizmin yaratıcısı ve dolayısıyla bu akımın da en iyi temsilcisidir. Dünya sinema tarihinin usta ve kişilikli yönetmenlerindendir. Alfred Hitchcock, Bunuel'in tanık olduğu en iyi yönetmen olduğunu açıkladı. Bunuel’in, ünlü İspanyol sürrealist ressam Salvador Dalí'yle de ortak çalışmaları var. Onunla uluslararası düzeyde ses getiren “Bir Endülüs Köpeği” ve “Age of Golden” gibi filmlerde birlikte çalıştı ve çok şaşırtıcı sonuçlar aldı. “Burjuvazinin Gizli Çekiciliği”, “Samanyolu”, “Özgürlük Hayaleti” ve “Arzunun O Belirsiz Nesnesi” yönetmenin önemli filmlerindendir. Luis Bunuel ölümüne dek hepsinin aynı zamanda senaryo yazarlığını da üstlendiği 30'un üzerinde film çekti. Sinema tarihinin otoritelerinden sayılan bu çok yönlü sanatçı, öncü ve özgün bir film yönetmeni olarak her zaman büyük bir saygıyla anılır. İspanyol iç savaşı sırasında, ülkesi İspanya’da barınamadı. Meksika vatandaşlığına geçti. 1983’de orada yaşama veda etti. 

   Catherine Denevue, onun işbirliği yapmaktan keyif aldığı oyunculardandır. “Fetiş oyuncusuydu” da diyebiliriz. 1961’de Denevue’yi başrolünde oynattığı “Viradiana” adlı filmiyle Cannes Film Festivali’nin büyük ödülünü kazandı. Fransa’nın önde gelen kültür - sanat markalarından sayılan Denavue ile 1970’de ses getiren “Tristan”ı da çekti. Ama işbirliklerinin en fazla yankı getiren yapımı, sinemada da devrimi tetikleyen 1967 tarihli ikinci filmleri “Gündüz Güzeli” başyapıtıdır. Bunuel, Denavue’nin duru güzelliğinden ve sinemasal yeteneğinden yeterince yararlandığı bu filminde döneminin yerleşik sinema dilinin çok ötesine geçmeyi başardı. 

   Denavue, tiyatro sanatçısı bir çiftin dört kızından biridir.22 Ekim 1943’de Paris’te doğdu.  Luis Bunuel’den başka Roman Polanski’nin filmlerinde de soğuk sarışın güzel kadını canlandırdı. Kendisinden küçük kız kardeşi Françoise Dorleac da sinema dünyasında isim yapmış bir sanatçı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.