1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Dilek: "Geri adım atmamız söz konusu değil"
Dilek: "Geri adım atmamız söz konusu değil"

Dilek: "Geri adım atmamız söz konusu değil"

Kamu-İş Sendika Başkanı Dilek, “Su veya başka mazeretler üreterek bizi Türkiye ile karşı karşıya getirip bunun üzerine yatılmasını kabul edemeyiz” dedi ve ekledi

A+A-

Yeni Bakış’a özel açıklamalarda bulunan Sami Dilek, 13’üncü maaşlar devletin yükümlülüğünde olduğunu belirtti. Dilek, “ Yıllardan beri kazanılmış bir haktır, yasalarda yer alan, hatta göç yasasında bile yasal çerçevede çalışanlara verilmiş bir haktır. Yıllarca hükümetçilik yapan ve devleti idare ettiği iddiasında olan siyasilerimizin günlük politikalarla bu ayıbı hala bugün oldu çözemediklerini görüyoruz” şeklinde konuştu

"Siz bir hükümetseniz bunun altyapısını zamanında sağlayıp bugünleri bu topluma yaşatmamanız lazım” Dilek, Bugün 13’üncü maaşlar birçok kesime ve özel sektöre dahi fayda sağlamaktadır ve bu maaşların ödenmemesi bu maaşa güvenip borçlanan vatandaşa hem de özel sektöre darbe vurmuştur” açıklamalarında bulundu

Bugün içerisinde bulunulan bu kaos ortamında sendikaların kazanımlarından geri adım atılmasının mümkün olmadığını aktaran Dilek, “Ülke dört dörtlük olur, aydınlık olur, herkes huzurlu mutlu olur, işsizlik kalmaz, alım gücü artırılır, ülke bir düzen ve sisteme oturtulur o zaman belli dönemlerde masaya oturulup zaman zaman baş gösteren sıkıntıları tartışır” diye konutu.

Eniz ORAKCIOĞLU

Kamu-İş Sendika Başkanı Sami Dilek, gündemi Yeni Bakış'a değerlendirdi.

“13’üncü maaş kazanılmış bir haktır”

Kamu-İş Sendika Başkanı Sami Dilek, şu anda ülkenin en büyük sorun ve gündemlerinden birinin kamuda çalışanların 13’üncü maaşlarının ödenmemesi olduğunu vurgulayarak, “Bu durum utanç verici bir durumdur ve kınıyoruz. Biz sendikacıyız ve çalışanların kazanılmış haklarını savunmak ve haklarla ilgili mücadelemizi vermek zorundayız. 13’üncü maaşlar devletin yükümlülüğündedir ve yıllardan beri kazanılmış bir haktır, yasalarda yer alan, hatta  göç yasasında bile yasal çerçevede çalışanlara verilmiş bir haktır. Yıllarca hükümetçilik yapan ve devleti idare ettiği iddiasında olan siyasilerimizin günlük politikalarla bu ayıbı hala bugün oldu çözemediklerini görüyoruz. Siz bir hükümetseniz bunun altyapısını zamanında sağlayıp bugünleri bu topluma yaşatmamanız lazım. Bugün 13’üncü maaşlar birçok kesime ve özel sektöre dahi fayda sağlamaktadır ve bu maaşların ödenmemesi bu maaşa güvenip borçlanan vatandaşa hem de özel sektöre darbe vurmuştur” dedi.

“Kaosun ortadan kalkması gerekli”

13’üncü maaşların ödenmemesinin su, protokol ve Türkiye üzerine empoze edilmesinin doğru olmadığını dile getiren Dilek, “Türkiye bizim bürokrat ve siyasilerin söylemlerine kulak asmayıp üzerine düşen görev neyse yapması lazımdır ve bu kaosu ortadan kaldırmalıdır. Çünkü bu ülkede hayat devam eder ve 13’üncü maaşların ödenmemesi günün sonunda yaşanan bu kaosu daha vahim boyutlara taşır. Hükümetin bu kaosun daha da büyümemesi için gereken adımı atması lazım. Su veya başka mazeretler üreterek bizi Türkiye ile karşı karşıya getirip bunun üzerine yatmasını kabul edemeyiz” şeklinde konuştu.

“Söylemler doğru değil”

Dilek, sözlerine şu şekilde devam etti; “Hükümet yıllarca cari bütçeyi denkleştirip kendi kendimize yeterli olacağız, kendi ülkemize biz sahip çıkacağız diye söylemlerde bulunarak bir politika üretmekten bahsediyor, günün sonunda ise bunu yapabilmek için ekonominin ve üretimin geliştirilmesi, pazarların bulunması, yatırımların yapılması noktasında gerekli adımları atmak gerekir. Belediyeler ve kurumlar borç batağı içerisinde, cari açık ortada. Siz bu sorunları çözmedikçe bu söylemleri yapmamanız gerekir. Bu söylemler sadece bir mesaj verme mantalitesi mi, yoksa hakikatten o duygu ve düşüncelerle devleti idare etme noktasında bir adım mı? Açık açık anlatsınlar da biz de anlayalım. Bugün kayıt dışılığın önlenmediği, doğru dürüst verginin toplanmadığı bir ülkede, hükümet edenler sırf koltuklarda kalma adına işçinin ihtiyat sandığını parasını kurum ve kuruluşlara peşkeş çekiyorsa ve 1 buçuk milyon TL devleti borç yükümlülüğü altına sokuyorsa siz nasıl Türkiye’ye kendi cari bütçenize yetersiniz gibi söylemlerde bulunursunuz.”

“Sendikaların geri adım atması mümkün değildir”

Sendikalara yönelik  "Arsız ve istekleri bitmiyor" iddialarını da yanıtlayan Sami Dilek, “Hiçbir sendika arsız değildir. Bugün siz bu memlekette TL kullanıyorsunuz ve yaşanan döviz patlamasından dolayı birçok iş adamımız sıfırlanmış ve batmıştır. Bu ülke 40 yıldır siyasiler tarafından sorumsuz bir şekilde idare edilmiştir. Bugün içerisinde bulunduğumuz bu kaos ortamında sendikaların kazanımlarından geri adım atılması mümkün değildir. Ülke dört dörtlük olur, aydınlık olur, herkes huzurlu mutlu olur, işsizlik kalmaz, alım gücü artırılır, ülke bir düzen ve sisteme oturtulur o zaman belli dönemlerde masaya oturulup zaman zaman baş gösteren sıkıntıları tartışır.”

“Hükümet ve bakanlar görevini yapmıyor”

Dilek, Devletin bugün yaşanan sorunlar karşısında kitlenmiş bir noktada olduğunu belirterek, “Hükümet hükümetciliğini, bakanlar ise görevlerini yapamıyor ve güncel politikalarla günü geçirmeye oynuyoruz, günün sonunda da toplum her geçen gün tehdit altında, ölümle, hastalıklarla, psikolojik sorunlarla boğuşuyor. Herkes bir bunalım, herkes borç içinde, çalışanlar ihtiyat sandığından geleceklerini avans olarak alıyor, insanları kredi kartları ve mazbatalar bitirmiş durumda. Tüm bu kaosa rağmen hala daha hükümet kendine göre önlemler ve paketlerden bahsederek çalışanların cebinden kazanılmış hakların götürmesi, ek mesai kısıtlamaları ve göç yasaları ile insanları daha da zor duruma sokması kabul edilir bir durum değil” diye konuştu.

“Protokol imzalanmak mecburiyetindedir”

Hükümet su ve mali protokolle ilgili imzaları bir şekilde atmaya mecbur olduğunu söyleyen Dilek, “İmzalar atılmazsa aybaşı maaşlar alınamayacak demektir. Bu konuyu da bu kadar basitleştirmeden bu imzaları atmak zorundadırlar. Bu tolum büyük mücadeleler vererek bir devlet kurmuştur. Günün sonunda Türkiye ile verilen ortak mücadele de bir vefa var ve bizim tam da bu noktada ana vatanla ters düşmemiz ve zoraki empozelerle baskı unsuru oluşturup ülkenin sıkıntı yaşamasını ben hazmedemem. Bunu anavatana da yakıştırmam” dedi.

Kaynak: Yeni Bakış 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.