1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Dinî lise ve bilgi toplumu...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Dinî lise ve bilgi toplumu...

A+A-

 

Bağdat halife El -Mansur tarafından 762 yılında kurulunca ve İslam 8.yy başlarında çok geniş topraklara yayılınca İslam halifeleri çok çeşitli bir nüfusu, makul bir şekilde yönetmenin yöntemlerini araştırmaya başlarlar. 8.yy’da, Halife Abdül Melik imparatorluğu tek bir dil ile yönetmenin daha iyi olacağını düşünür ve der ki:Kuran Arapçadır; öyle ise Allahın dili de Arapçadır. İmparatorluğun dilini da Arapça yapar. Bu âlimlere bilimlerini ve buluşlarını tek bir lisan üstünden tartışma fırsatı yaratır.

Böylece, güç ve bilimsel bilginin birbiriyle bağlantılı olduğunu anlaşılır. Çünkü tıp hayat kurtarır, askeri teknoloji savaşkazandırır, matematik devletin mali işlerdeki problemleri çözer ilh. ... Bunun üzerine peygamberin kendisinin iman edenlere, bilgiyi bulabilecekleri her yerde aramayı söylediğini, Çin'e kadar gitmeleri gerekse de bilgiyi aramaları gerektiğini “hatırlanır”. Çok büyük bir proje gerçekleştirilir.  "Tercüme Hareketi" dedikleri bir proje ile çeviri yapacakları kitapları getirenlere kitapların ağırlıkları kadar altın ödediler... Usta tercümanlara, ayda 500 altın dinara maaş veriyorlardı... Bugünkü parayla 24.000 dolara geliyor! Bu  200 yıl sürdü.  

Günümüzde, modern bilim dilinin, cebir, algoritma ve alkali gibi terimleri Arapçadır. Cebir olmadan modern matematik olmaz. Algoritma olmadan bilgisayar. Alkali olmadan ise kimya olamaz.

Avrupalı bilginlerin kitaplarında yani 12.yy dan 17.yy kadar olan metinlerde, İslami metinlere atıflarda bulunduğuna sıkça rastlanır. Örneğin: Meşhur İtalyan matematikçi Leonardo Pisano, "modum algebre et al muchabale" isimli eski bir metinden sıkça bahseder. Atıfta bulunduğu kişi, El -Harezmi'dir.  El –Harezmi (kitab al-Muntasar fil Hisab el - Hind) başlıklı kitabında, 6.yy Hintli matematikçilerin geliştirdiği 10'lu sayı sistemini tanımlar. Bir başka matematikçi olan Al-Uklidisi de ondalık noktayı yaratır. Yani Avrupalılar büsbütün kullanışsız Romen rakamlarıyla uğraşırlarken İslam âlimlerinden 10 'dalık sayı sistemini ve ondalık noktayı öğrenirler. Bu atıfları harita yapımında, optik ve tıpta birçok Avrupa metinlerinde görürüz.

Bütün bunların doruğa çıktığı çağda Halife olan Ma’mun bir Müttezili idi… Akılcı bir mezhep olan Mu'tezile, mantık kurallarıyla çelişir gördüğü âyet ve hadisleri Ehl-i Sünnet'ten farklı biçimde yorumlamış ve bu yorumlarında akla öncelik vermiştir. Nitekim Mu'tezile mezhebi, gerek akla fazla değer vermesi ve felsefe ile girdiği yakın ilişkiler dolayısıyla barındırdığı felsefi metod ve görüşleri nedeniyle fazlasıyla eleştirilmiştir. Özellikle de nass (ayet veya hadis) ile akılın çeliştiği noktalarda sıklıkla nassı akla uygun gelecek şekilde yorumlamaları diğer mezheplerde büyük tepki uyandırmıştır. 

Gazalî, (1058-1111) aklın ve felsefenin yararsız olduğunu, gerçeğin Kur’an-ı Kerim’de yazılı olduğunu, yorumunun da sünnet ehlince yapılmasının yeterli olduğunu ileri sürdü ve galip geldi…  Bizim düşünmeye ve felsefeye ihtiyacımız yoktu ve zinhar günahtı… Özgür düşünce yasaklandı!  Haçlı Seferleri ve Endülüs’ten bunları öğrenen batıda, üniversite 10.yy’da ortaya çıkıp, 15. Yy’dan itibaren ön aldı… 

Hezarfen Ahmet Çelebi, Lâgari ve Piri Reis’in kelleleri niçin vuruldu dersiniz? Neden Rodin’in Düşünen Adam Heykeli’ni biz akıl hastanesi kapısına dikiyoruz? Bugünün Bağdat’ında Beytül Hikme’nin yerinin neresi olduğu bile, bulunamıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.