1. YAZARLAR

  2. Gürdal Hüdaoğlu

  3. Dinsiz, imansız, tutarsız
Gürdal Hüdaoğlu

Gürdal Hüdaoğlu

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Dinsiz, imansız, tutarsız

A+A-

Türkiye’deki bazı çevrelere göre Kıbrıs ıslah edilmeye muhtaç bir yer. Burası kimine göre “ekonomik” olarak raydan çıktı, kimine göre “kültürel” olarak...

Hükümet mensubundan bürokratına, akademisyeninden gazetecisine hemen hepsinin lafı döndürüp dolaştırıp getirdiği yer aynı: Kıbrıs, Türkiye gibi yaşayıp Türkiye gibi hissetmek zorundadır. Yoksa yok olur gider.

Oysa bu düşüncenin iması bile, sosyolojik olarak kendini özgün bir kimlik olarak tanımlama sürecine giren Kıbrıslı Türkler’in damarına basmaya yetiyor.

Kıbrıslı Türkler, kendisine bir “model” ya da “değerler sistemi” dayatmaya kalkışan bu toplum mühendislerine çok kızıyor.

Adayı Afrika’ya “medeniyet” götüren misyoner edasında karışlayan kibirli “ıslahatçılar”ın en faal kolunu şu sıralar “maneviyatçılar” oluşturuyor. Bunlar kafalarına koydular, “Türk milli ve ahlaki değerlerinden uzaklaşıp, dinden kopan” Kıbrıslılar’ı hidayete erdirecekler.

Bunların çoğu üç beş günlük turistik seyahatte edindiği izlenimleri “bilimsel” çalışma diye yutturmaya kalkıyor. Ama en kötüsü içlerinde büyüttükleri tahakküm duygusu. Başka bir yaşam biçimine, değişik bir inanç iklimine tahammülleri yok.

“Kıbrıs’ta imam hatip liseleri ve ilahiyat fakülteleri kurulmalı” diyen Din İşleri Başkanı Talip Atalay büyük tepki çekti.

Tepkinin esas nedeni aslında bu “ıslahatçı” sokulmalar. “Kıbrıs’a din getirmek lazım” görüşünü çağrıştıran her açıklama anında öfke yaratıyor.

Doğrusu Atalay’ınki, “ruhu” itibarıyla olumlu sayılabilecek bir açıklamaydı. Din İşleri Başkanı’nın konuşmasında esas olarak “ıslahatçı” yaklaşım sorgulanıyor, Kıbrıs’ın Türkiye’de yeterince tanımadığından söz ediliyor ve “son günlerde Kıbrıslılar’a karşı kullanılan dil ve geliştirilen üzücü yaklaşımlar” eleştiriliyordu.

Atalay’ın ilahiyat fakültesi ve imam hatip lisesi talebini dile getirirken kullandığı üslup da yanlış değildi.

Özetle söylediği şuydu: “Kıbrıslılar üst düzeyde eğitimlidirler. Onların karşısına eğitimsiz din adamları çıkarılmamalıdır. Ayrıca Türkiye ile Kıbrıs arasında farklar var. Türkiye’de eğitim görmüş din adamları ne Kıbrıs’ı tanıyorlar ne de buraya adapte olabiliyorlar.”

Atalay’ın vardığı sonuç doğru olmayabilir. Gerçekten de ülkede ilahiyat fakültesi ve imam hatip lisesi açılması şart falan değil. Fakat Atalay’ın “ıslahatçı misyonerleri” karşısına alan ve özgün bir “yerel” inanç ikliminden söz eden üslubunun hakkını vermekte bir sakınca yok.

Atalay’a sert tepki gösterenlerden birisi de CTP lideri Ferdi Sabit Soyer’di. Soyer’e göre “Kıbrıs’ın imam hatip liselerinden önce meslek liselerine ihtiyacı var.” Çok doğru.

Fakat aynı Soyer, Başbakan olduğu 2008’de 400 çocuk kuran kursu için Türkiye’de kampa alınınca bakın ne demişti?:

“Ülkede bir ihtiyaç var. Bazı insanlar nasıl yaz tatilinde çocuklarına tenis kursu aldırmak ister, bazı insanlar da inançları gereği, çocuğuna din kursu aldırmak isteyebilir. Ben hiçbir yasağın hiçbir hadiseyi durdurabileceğine inanmıyorum.”

Dünkü Soyer’e göre memleketin ihtiyacı kuran kursuydu, bugünkü Soyer’e göre meslek lisesi...

Tamam, “ıslahat mühendislerine” hadlerini bildirelim ama hedefi şaşırmadan ve hep tutarlı kalarak...

Bize “dinsiz” desinler, “imansız” desinler ama “tutarsız” demesinler...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.