1. YAZARLAR

  2. Hakan Yozcu

  3. Direklerarası Tiyatro Ödülleri’nin Ardından
Hakan Yozcu

Hakan Yozcu

Volkan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Direklerarası Tiyatro Ödülleri’nin Ardından

A+A-

            Tatlı bir rüyadan bir kez daha uyanmak üzereyim. Çünkü rüya gibi yaşadığım dört günlük iznim bitiyor.

            Dört gündür İstanbul'dayım. İstanbul Direklerarası Seyircilerinin verdiği Tiyatro Ödüllerini almak için buradayım.

           Direklerarası Seyircileri 12 yıldır Türkiye'de izlediği tüm tiyatro oyunları değerlendiriyor ve uygun bulduğu oyun ve oyunculara ödüller veriyor. Üç yıldır Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de oynanan oyunları bu kategori içerisine almaya başladılar. Bu, Kuzey Kıbrıs için aslında çok iyi bir olay. Çünkü Kıbrıs’ta böyle bir ödül, bunun dışında henüz hiç verilmedi. Böyle bir organize de olmadı.

        Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları olarak bu sene sahnelediğimiz iki oyunumuz ödül almaya layık görüldü. Çocuk Oyunları kategorisinde Cevahir Caşgir'in yönettiği "Koşkoş Hazine Peşinde" adlı oyunumuz iki ödül alırken, benim yönettiğim "Karanlık İşler" adlı oyunumuz beş ödül birden aldı. Toplamda yedi ödül. Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları için bir onur kaynağı...

        Bilirsiniz, ödüller hep kamçılayıcı olur. Sizleri daha iyi işler yapmaya yönlendirir. Bir sonraki yapacağınız işin bu senekinden daha iyi olması için çaba göstermenizi ve sonsuz bir istekle uğraşmanızı sağlar.

       Çocuk oyunumuzda Cevahir Caşgir ve Ertaç Hazer kendi dallarında en iyileri olarak seçildiler.

      Yetişkin oyun dallarında ise en iyi Yönetmen Ödülü “Karanlık İşler”le bana verildi. Profesyonel anlamda Tiyatro alanında aldığım ilk ödül idi bu. Geçmiş yıllarımda da sayısız ödüllerim vardı; ama en anlamlısı bu oldu doğrusu. Çünkü böyle büyük bir kurumun başında oyun yönetmek ve İstanbul gibi dev bir şehirden ödül çıkarabilmek hem de yedi dalda yedi ödül birden alabilmek az şey olmasa gerek.

      “Karanlık İşler” de Hüseyin Çakırlı, Nergül Tuncay, Zehra Evliya, Ertaç Hazer diğer ödül alan arkadaşlarımdı. Bunlar da en iyi kadın ve erkek oyuncu ödüllerini aldılar. Azimle, zevkle çalışmalarının sonucunu görmüş oldular. Tabii ödül alamayan diğer arkadaşlarımız da görevlerini en iyi şekilde yaptılar. Onlar, ödüllerini tüm sezon boyunca kendilerini ayakta alkışlayan seyircilerden aldılar. Basında günlerce, haftalarca yer aldılar. Sezon boyunca kapalı gişe oynamanın mutluğunu ve onurunu yaşadılar. Bundan güzel ve büyük ödül olamaz zaten…

      Daha oyuna başlarken hedefimiz bu yönde olmuştu. Ciddi bir çalışmanın ürünüydü bu ödüller. Tam bir ekip çalışması içine girdik. Herkes yüreğini koydu oyuna. Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın, bildiğimiz yoldan sapmayacaktık. Doğru dediğimiz şeylerin peşinden koşacaktık. Öyle de yaptık. Oyunla ilgili her şey masaya yatırıldı. Konuşuldu, tartışıldı, hatta kavgalar dahi yapıldı. Ama hiç kimse alınmadı bu kavgalardan. Çünkü doğru yolu bulmak için yapılan kardeş kavgalarıydı bunlar.

        Salonsuzluğu, kadrosuzluğu, bütçesizliği bahane edip parmağımızın arkasına sığınmadık. Ciddi çalıştık. İsteyerek çalıştık. Severek uğraştık.

       Kadromuza Hüseyin Çakırlı ve Tuygun Töre gibi iki taze kan ekledik. Bunlar performanslarıyla ayrı bir renk kattılar oyunumuza. Ciddi çalıştılar. Araştırmacı ruhu ile uğraştılar.

         Sonra tecrübesinden son derece faydalandığımız ababey dediğimiz İbrahim Andaş'ı hizmet alımı yaparak oyunumuzun kadrosuna dâhil ettik.

     İbrahim Ağabeyimiz, gerçekten ağabeylik yaptı bizlere. Bazı önemli noktalarda düşüncelerini bizimle paylaşıyor, bizleri yanlışa düşürmemek için doğru olduğuna inandığı düşüncelerini açıkça söylüyordu çalışmalarda. Doğrusu onunla çalışmak benim için büyük bir keyif oldu.

     Girne Amerikan Üniversitesi'nden Ümit Akkan ise sempatikliği ve ciddi çalışması ile herkes tarafından sevildi.

     Genç bir oyuncuya ihtiyaç var dediğimde Ertaç Hazer, Girne Amerikan Üniversitesi Tiyatro Kolunda oyuncu olan Ömür Akkan’ı önerdi. Çağırdık konuştuk. Bir sorun olmadı. Ve çalışmalar başladı. Geleceği parlak olan bir oyuncu olarak tanıdım Ömür’ü. Bu işte çok ciddi başarılara imza atacağına inanıyorum.

            Teknik ekibinden kostüm tasarımcısına kadar her şey düşünüldü. Işıkta Mustafa Kral, dekor uygulamada Yalçın Arıcı, Mehmet Isırgan, Hayali Okuyucu, Ertaç Zurnacılar,  Efektte Türkey Öztigin ve Kostümde Gülsen Dünki harikalar yarattılar doğrusu. Her şey güzeldi bana göre. Kusursuzdu.

           Artık iş seyirciye kalıyordu. Daha ilk oyunda salon tamamen doluydu. Ara basamaklarda dahi oturanlar vardı. Yani insanlar yerde oturuyordu. Arkada ayakta izleyenler vardı. Biraz sonra giderler dememize rağmen oyun sonuna kadar sabırla beklediler ve kahkahalarla izlediler oyunu.

            Ve oyun bitti. “Tepki ne olacak?” diye hepimiz merak içindeydik. Aman Allah’ım o da neydi öyle? Lefkoşa’da deprem oluyordu sanki… Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi yıkılıyordu. Herkes ayaktaydı. Herkes gülüyor ve büyük bir coşku ile alkışlıyordu oyuncuları.

            Oldukça olumlu bir tepki idi aldığımız. Dakikalarca ayakta alkışladı seyirci bizi. Ve gitmek nedir bilmiyordu. Salon boşalmadı bir türlü. Birçok kimse kulise koşmuş ve oyuncuları tebrik ediyordu. Bir gurur tablosu yaşıyorduk.

            Hafta içinde köşe yazarlarından eleştiriler gelmeye başlamıştı. Herkesten büyük övgüler vardı doğrusu. Yıl sonunda bu oyunun bütün ödülleri toplayacağını söyleyenler dahi vardı.

            Ve gerçekten de öyle oldu. Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları belki de tarihinde ilk defa bu kadar çok seyirciye ulaştı. İlk defa aynı anda bu kadar ödülü birden aldı. Büyük bir mutluluktu, gurur kaynağı idi bu, benim için.

            Ve İstanbul’dayım. Cuma akşamı Kozyatağı Kültür Merkezi’nde ödüllerimizi aldık. İskele Kültür Derneği Tiyatro Oyuncusu Ceren Boyacı ile Erenköy Belediyesi Karpas Esprin Tiyatrosu oyuncusu Nazım Bayraktaroğlu da ödüllerini almak üzere İstanbul’a geldiler. Hep beraber oturduk. Beraber hareket ettik.

            Birçok ünlü sanatçılar vardı. Tiyatro adamları vardı. Farklı kişilerle tanıştık. Onlara Kıbrıs Türk Tiyatrosunu anlattık. Onlardan bilgiler aldık.

            Direklerarası Seyircileri Derneği Başkanı Ömer Şahinbaş tam bir Kıbrıs sevdalısı birisiydi. Bize karşı ayrı bir özen gösterdi. Bizi daha kapıda karşılayıp en içten samimi duygularıyla hitap etti. Ve ödül töreninde Kıbrıs Ödüllerini ilk sırada verdi. Ödül sonunda ise bana “Gelin anlaşalım. Seneye Kıbrıs Ödüllerini Kıbrıs’ta verelim. Tek hayalim, tek düşüncem bu” diyordu.

            İnşallah seneye onu da gerçekleştiririz. Bir rüya daha hakikate döner. İnsan yeter ki istesin. Zaten her şey önce hayallerle başlamıyor mu?

            Ödül günü çok güzel de bir sürpriz yaşadım. Önce yeğenim Serhat aradı sabah.  Kadıköy’de buluştuk. Balon Cafe’de oturup çay ve kahve içtik. Yemeğimizi yedik. Derin sohbetler ettik. Geçmişte yaşadığımız olaylar tek tek canlandı gözümüzde. Mutlu olduk ikimiz de. Sonra o, arkadaşlarıyla buluşmak üzere ayrıldı. Ben otele döndüm.

            İkinci sürprizi burada yaşadım aynı gün. Üniversiteden sınıf arkadaşım Sevil Orhan ile Müzeyyen Özcan geldiler. Önce bir yere oturup bir şeyler içtik. Ödül töreni boyunca da beni hiç yalnız bırakmadılar. Sevincimi, mutluluğumu benimle birlikte paylaştılar.

            Tören sonrası Bostancı sahiline gidip geç vakitlere kadar hasret giderdik. Ne kadar çay kahve içtik bilmiyorum ama neredeyse sabaha karşı kalkıp ayrıldık. Sohbetin tadı o kadar başka idi ki vaktin nasıl geçtiğini anlayamadık.

            Güzel duygularla, sevinçle, gururla ayrılıyorum İstanbul’dan.

            İçimdeki tek burukluk Boğaz’a inip mai denizi görmek istemiştim. Maalesef deniz kaçtı benden…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.