1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. DİSK AT GÜLLE OYNA AMA TOP OYNAMA(2)
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

DİSK AT GÜLLE OYNA AMA TOP OYNAMA(2)

A+A-

Dünkü yazımla başlığın hiç alakası yok demişseniz anlatacağım…

O gece…

Yani arkadaşlarla Mağusa’da bir sahil lokantasında yaptığımız toplantı gecesinde…

Anlatan arkadaşımın adını söylemeye gerek yok…

KTÖS Başkanı Şener Elçil başkanlığında, İngiliz Parlamentosu’nun davetlisi olarak Londra’ya giden Kıbrıslı Türk Sendikacılarla birlikteydi.

Ve toplantıların bir bölümünde yaptığı konuşmasını anlattı…

Anlattıkları noktasıyla virgülüyle aşağı yukarı aşağıdakiler gibiydi.

***   

 “O toplantıda bir İngiliz sordu, “Niye geldiniz, ne istersiniz?”

Sonra başka bir soru daha geldi, “Neden siz de, siyasi partileriniz değil?

Ben de kalkıp söz aldım…

Bana ne oradaki siyasi partilerden, biz demokratik kitle örgütüyüz…

Sorularınıza cevap vermeden önce kısaca tarihsel süreçten başlayıp size meseleyi anlatmalıyım, dedim ve konuya geçtim.

1960’ta bir çocuk doğdu; adı Kıbrıs Cumhuriyeti.

Oluşturan 5 aktör vardı, üçü garantördü o çocuğun, başına bir şey gelirse garantörlük görevleri toparlamaktan ibaretti garantörlerin.

1963’te bir şeyler oldu, sonra 1974’te bir şeyler oldu ve cumhuriyet hastalandı.

Yayınlara, belgelere baktığımızda gördük ki hastalığın ilerlemesinde garantörlerin parmağı var.

Suçudurlar.

Onlara verilen garantörlük haklarını hiç kıllanmadılar.

Ondan sonra geldik Annan Planı dönemine…

Annan planı döneminde iş bir imzayla bitecekti…

Bu sözüm üzerine oradakiler şaşırdılar.

Ortalık gaynadı…

Sordular, ne imzası, nereden çıktı bu imza, gibisinden…

Hatırlatırım size dedim…

2002 Aralık Kopenhag zirvesinde eğer Denktaş imzayı atsaydı, bu iş bitecekti.

Siz zannederseniz ki Denktaş kendi aklıyla gitmeme kararı aldı?

Orada Türkiye dedi gendisine “gitme”.

Çünkü bilirdi imza atılsaydı, Türkiye bizi elinden gaçıracaydı.

Ondan sonra Türkiye alttan girdi, üstten çıktı.

İşte ben evet dedirtecem dedi…

Bilirdi ki Rum toplumu hazır değildi evet demeye.

Geldik Annan planına…

Buradaki bütün örgütler canla, başla uğraştık; Annan planına Evet demeye çalıştık.

Neticede plana evet dedik ama…

Ne oldu?

Türkiye’ye AB kapıları açıldı.

Biz Kıbrıslıtürkler aldatıldık…

Değil mi?

Bugün ne yapıyor Türkiye?

Dünyanın gözü önünde bizi yok etmek için elinden geleni, hem de hoyratça yapıyor.

Örneğin her mahalleye cami yaptırır.

Gelelim sizin sorularınıza…

Siyasi partileri sordunuz…

Siyasi partileri boş verin…

 Onlar Ankara’ya teslim oldular, onun sözünün dışına çıkamıyorlar.

Ha İngiltere’ye ne için mi geldik?

İngiltere de garantör devlettir; üstelik BM’de güvenlik konseyi üyesidir, hem de beş daimi ülkeden birisidir ve uluslararası hukukun uygulanması konusunda sorumlulukları vardır…

Kıbrıs adası AB toprağıdır, biz de AB vatandaşlarıyız.

İngiltere ayrıca AB’nin en güçlü devletlerinden birisidir.

Her taraftan da sorumlulukları vardır.

Bizi bir kediye benzettiler.

Geldik ve İngiltere’yi patilerimizle kapsına vurarak uyarmaya çalışıyoruz.

Başını çevirmez ilgilenmezse bizler tırnaklarımızı biraz açıp çorabını yırtacağız…

Yine ilgilenmezse tırnaklarımızı tam açık uyarmaya çalışacağız…

Gerekirse ayaklarını kanatacağız.

İşte onun için buradayız…

Bir alkış koptu.”

Sonra da siyasilere neden, boş verin onları dediğini Baf’tan bir olayla izah etti.

Ahmet Kalkan, küçükken hem atletizme hem futbola meraklıydı.

Futboldan, gülleden anlamayan annesi Havvaba oğluna, “Oğlum disk at gülle oyna ama top oynama” demiş…

“İşte” dedi arkadaşım, “Ankara ile KKTC’nin siyasi partilerinin arasındaki ilişki bu sözle tam benzeşir.

İşe al, ihalelere gir ama sakın ola idare edeyim deme.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.