1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Diyaliz mah kûmlarının dramı…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyaliz mah kûmlarının dramı…

A+A-

  Bakıma muhtaç yaşlılarımızla ilgili yazılarıma, diyaliz hastası olduğunu belirten bir okurumdan da mektup geldi. Bu mektup, sosyal devlet anlayışından gittikçe uzaklaşmakta olduğumuzun bir başka kanıtı… Haftada üç kez gitmek zorunda olduğu hemodiyaliz servisinin bulunduğu Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nden uzak bir bölgede yaşadığını belirten bu okurum “hastaneden çok daha uzak yerlerde, hatta köylerde olan hastalar da var. Bu diyaliz hastalarının haftanın üç günü kendi olanaklarıyla hastaneye gidip diyaliz makinesine girme mecburiyetlerinin büyük bir risk ve ıstırap olduğunu hiçbir ilgiliye anlatamıyoruz. Bakıma muhtaç yaşlılarımızın sorunlarını gündeme getirdiniz. Lütfen diyaliz hastalarımızın durumlarıyla ilgili de yazı yazınız. Belki ilgililer artık daha insanca koşullarda tedavi görebilmemiz için gerekli önlemleri alırlar” diyor.

   Bir süre önce internet gazetelerimizden birinde diyaliz hastalarının ciddi boyutlara ulaşan sorunlarının irdelendiğini belirten bu okurum, bunun yeterli olmadığına, yazılı basının ve televizyon kanallarının da bu toplumsal acıyı gündemlerine alarak kamuoyu oluşturmaları gerektiğine parmak bastı. Okurum, “kamuoyunun oluştuğu ve toplumsal duyarlılığın harekete geçirildiği konularda mutlaka çözümlere ulaşılabiliyor. Hemodiyaliz hastalarının gittikçe büyüyen sorunları da artık toplumsal katılımcılıkla çözümlenebilecek bir noktaya gelmiş bulunmaktadır” görüşünde. 

   Okurumun diyaliz hastalarının durumu konusunda benimle iletişim kurması üzerine belleğim beni 90’lı yılların başına götürdü. Devlet hastanemizde henüz hemodiyaliz servisinin geliştirilmediği ve böbrek hastalarının çoğunun ölüme mahkûm olduğu o günlerde, hemodiyaliz makineleri alınabilmesi adına Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hakkı Atun’un başkanlığında açılan kampanyayı anımsadım. Atun’un özel kalem müdürü olduğum için kampanyanın başından sonuna dek görev üstlenmiştim. Bürokratlık yaşamımda onur duyduğum misyonlardan birini seve seve yerine getirmiş ve alınan olumlu sonuçtan, kampanyaya katkı koyan herkes gibi be de huzur duymuştum. 

   Merhum İsmet Kotak’ın BRTK müdürü olduğu o evrede, bu ulusal yayın kurumumuz da kampanyaya büyük destek vermişti. BRTK’nın canlı yayında yürüttüğü kampanyaya pek çok vatandaşımız cömertçe katkıda bulunurken, kimileri BRTK’nın stüdyolarına kadar giderek ekranlardan teşvik konuşmaları da yapmış, katkılarını orada sunmuşlardı. Kampanyaya yurt dışından katılanlar, hatta hemodiyaliz makinelerini uçağa yükleyip gelenler de olmuştu. 

Okurumun işaret ettiği toplumsal katılımcılık işte o günlerde hepimize onur verecek şekilde gerçekleşmiş ve sağlanan makinelerle kısa sürede etkin bir hemodiyaliz servisi oluşturulabilmişti. Ama şimdi bir kez daha dikkatimize getirilmektedir ki, hemodiyaliz servisinde rayından çıkan ve hastalara acı çektiren bir düzen oluştu. Hiç kuşkusuz bu olumsuzlukların üstüne gidilmesi gerekir.

   Diyalize girenler, böbrekleri işlevini yitirmiş hastalardır. Diyaliz makinesine bağlanmamaları durumunda yaşamlarını yitirirler. Sürekli ölümle yüz yüze olan bu hastalara gerekli özenin gösterilmesi insancıl ve devletsel borçtur. Ne var ki, bu borcun yeterince yerine getirilmediğini benimle iletişim kuran diyaliz hastası okurumdan öğreniyorum. İdeal olan, diyaliz seansları için bu hastaların evlerinden araçla aranması ve dört saatlik seanstan sonra tekrar araçla evlerine bırakılmasıdır. Bu hastaların çok iyi bilinen trafik koşullarımızın cehenneminde kendi kullandıkları araçlarla diyalize gidip geldiklerini öğrendiğimde dehşetle ürperiyorum. Hem kendileri riskte, hem de diğer trafiktekiler. Diyaliz öncesi ve sonrasında bedensel dengeleri yerinde olmayan bu hastaları trafik cehenneminde direksiyon kullanmaya mahkûm etmek nasıl bir sorumsuzluktur? Bu sorunun acilen çözümü için Sağlık Bakanı’nın ilgisini beklediklerini belirten okurum, kendilerini son derece üzen bir başka ilgisizliği de şöyle açıkladı:

   “Devletin sağlık servisleri gittikçe çoğalan böbrek hastalarının bakımı için artık yetersiz kalıyor. Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin hemodiyaliz servisi, az sayıda personelle 24 saat hizmet verse de tıkanıklıklar aşılamıyor. Orada bir tek uzman doktor ve az sayıda hemşire var. Yakın Doğu Hastanesi’nin hemodiyaliz servisinin hastalarımıza sosyal sorumluluk anlayışı içinde parasız hizmet vermeye hazır olduğu bu hastaneden Sağlık Bakanlığı’na bildirildiği halde ne kadar acıdır ki, sonuç alınamadı. Sayın Sağlık Bakanı’nın uzatılan bu yardım elini aylardır neden boşlukta bıraktığını anlayamıyoruz.”

   Ağır tedavi koşullarına dayanamayıp arka arkaya ölmekte olan hastalardan toplumun habersiz olduğundan yakınan okurum “tek kurtuluşumuz böbrek naklidir. Ama ülkemizde organ bağışı yasası olmadığı için bu yaşamsal olanaktan yararlanamıyoruz. Organ bağışını yasallaştıracak yasayı meclisimizden bir türlü geçirmeyen karar mekanizmaları da hem kaybedilen canların, hem de çekilen acıların sorumlusudurlar” siteminde bulundu.    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.