1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Diyalizin acı gerçekleri…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Diyalizin acı gerçekleri…

A+A-

   Bir diyaliz hastası okurumun mektubundan kaynaklanan “Diyaliz Hastalarının Dramı” başlıklı yazımı internet gazetelerimizden biri, daha önce kendilerinin o konuda yaptıkları ayrıntılı yayınla birlikte sosyal medyaya yansıttı. Diyaliz hastalarının ve Diyaliz – Böbrek Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı Dr. Zerrin Akalın’ın açıklamalarını da içeren ayrıntılarıyla birlikte ortaya çıkan tablo, gerçekten sarsıcı ve yürek sızlatıcı. Bu ayrıntılar, 2008 yılından bu yana 84 diyaliz hastasını kaybettiğimizi ve önümüzdeki günlerde diyalize bağlı böbrek hastalarını yeni ölümlerin beklediğini vurguluyor. Dernek, ilgi bekleyen bu hastalarımız için yasal gereksinmeler ve diğer sıkıntılar için savaşım verirken, hastalar da çeşitli ilgisizliklerden dolayı isyanları yaşamakta.

   Ortaya çıkan hüzünlü tabloyu elde ettiğim diğer bilgilerle harmanladığımda, diyaliz olayına dair, şu acı gerçeklerle yüzleşiyoruz:

   Böbrek yetmezlikleri hipertansiyondan, şekerden ve genetikten kaynaklanır. Hemodiyaliz geçici bir tedavi… Diyaliz hastaları haftanın üç günü 4 saat diyalize giriyorlar. Seansların bir yıllık toplamı 144… Yaşam biçimlerine dönüşen bu yoğun tedavi nedeniyle halsiz durumdalar, çalışamıyorlar…Hastalığın tek kurtuluşu organ naklidir. Çalışamamaları hastalara ve devlete ciddi maddi yük getiriyor.  Tahliller, diyaliz seansları ve ilaçlar pahalı. Her seans devlet hastanesinde 200 TL’ye mal olmakta. Hastaların yaşamları makinelere bağlı. Organ bağışı ve nakillerinin yasal olduğu ülkelerde kadavralardan alınan böbreklerle diyaliz mahkûmları yaşama kavuşturulabiliyorlar. Dernek Başkanı Dr. Zerrin Akalın’ın bu konudaki açıklaması şöyle: 

   “Bizde bu uygulama maalesef hiç yok. Hastalarımızın imkânı olursa ya Türkiye’ye gider, ya da Rum tarafında yaptırır. Bizim isteğimiz; beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin değerlendirilmesidir. Her bir ölü, 7 kişiye hayat verebilir. Bütün dünya bunu yapıyor. Hastalara böbrek nakli çok rahat yapılabiliyor. Bizim ülkemizde de yapılabilir.” .

   2007 yılından beri organ bağışına ve nakline cevaz verecek yasalarla ilgilendiklerini ve 2008 yılından bu yana AB ile beraber uyumlu yasa hazırladıklarını anlatan Akalın, bu yasa tasarısını 2010 yılının sonunda Meclis’e verdiklerini belirtmekte. Organ nakli için insanlara güvence verilmeli, bunun için yasa ile paralel tüzük çalışması da yapılmalı. Yılda 25 – 30 dolayında hasta yoğun bakımda yaşamını yitirmekte. Yitirilen her bedende iki böbrek var. Yasalarımız cevaz verse, her yıl diyalize bağlı 40 hastanın yaşamı bu sayede kurtarılmış olur.

3 yıl içinde sayısı 84’e ulaşan kayıplara yenilerinin eklenmemesi için aynı zamanda teknik personelin eğitilmesi gerekiyor. Diyalizle ilgilenebilecek doktorların da belirlenmesi ve üç-beş aylık kursa gönderilmeleri gerekiyor. Sayısı gittikçe artmakta olan diyaliz hastalarıyla ülkemizde bir tek nefrolog doktor ilgileniyor. Bir dahiliye uzmanı kendisine diyaliz servisinde bu yoğun çalışmalarında destek vermekte. Nefrolog Düriye Deren Oygar, görevine yaşamını adadı. Oygar’ın ilgilendiği hasta sayısı 200’ün altında değil. Hastaları ondan minnetle söz etmekte. Hastalar, diyalizden çıktıktan sonra çok halsiz olduklarını, tüm bedensel fonksiyonlarının altüst olduğunu belirterek, evden hastaneye, hastaneden eve ulaşım sorunlarının çözümlenmesi gerektiğine vurgu yapıyorlar. “Bu yüzden her diyaliz seansına korkuyla giriyoruz” diyorlar. Diyaliz servisine bağlı asansörün sık sık bozulmasından ve otopark yetersizliğinden de yakınıyorlar. Kendilerine ayrılan park alanı 7 kişilik… Oysa her seansa 25 hasta girmekte. Beslenmelerini düzenleyecek diyetisyen sayısının azlığı da hastaları fena halde tedirgin etmekte. Hastalandıklarında kullandıkları ilaçları hastanede bulamadıklarını ve bunları dışarıdan ateş pahasına sağladıklarını da anlatıyorlar.

   “Diyaliz hastalarının dramı” başlıklı yazım üzerine beni arayan Eczacıbaşı’nın KKTC’deki pazarlama müdürü Nilhan Tayfunlu, “periton diyaliz” seçeneğinin de ülkemizde 15 yıldan bu yana uygulandığına dair açıklamada bulundu. Bu işlem daha küçük bir cihazla karın boşluğuna bırakılan kimyasal bir sıvının oradaki zararlı sıvıları temizleyip vücuttan atmasını içerir. Evlerde kullanılabilen cihazı hastalarına parasız verdiklerini ve onların sadece gerekli ilaçları ve malzemeyi aldıklarını, bunun da seans başına 88 TL’ye mal olduğunu açıklayan Tayfunlu, “Şu anda bu olanaktan yararlanan 30 hasta var. Seyahat bile edebiliyorlar” diyor. Tayfunlu’nun verdiği bilgiye göre önce peritonun denenmesi ve diyalize ondan sonra geçilmesi hastanın ömrünü uzatır. Hemodiyalizin damar yapısını bozduğunu, peritonda ise öyle bir riskin olmadığını savunuyor. Tayfunlu hastada hiper tansiyon ve şeker sorunları aşılamadığı sürece böbrek naklinin de riskli olduğu görüşünde.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.