1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Doğan Harman'ı yitirdik...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Doğan Harman'ı yitirdik...

A+A-

Doğan’ı kaybettik…

Hakkında kitap yazılacak adamdır, siz bakmayın bu memlekette her önüne gelenin, her aklının kesmediği hakkında konuşmasına… Kıbrıs Türk Halkı, önemli bir evlâdını yitirdi…

Tam da Mevlâna’nın söylediği, “kırk kapıdan kovulmuş” ama dimdik bir dağ gibi ayakta ölmüş bir insandır, Doğan Harman…

1970’lerde, Ankara’da okuyan iki Kıbrıslı öğrenci, komünist oldukları gerekçesiyle, Türkiye’den sınır dışı edilirler… Biri Doğan, öteki Naci… Doğan, öğrenimine Rusya’da Lomonosov Üniversitesi’nde devam eder ve felsefe doktorası alır… Ama bu defa da Rusya’dan sınır dışı edilir… Rejime muhalefet ettiği için… Kendinin bana anlattığına göre, kendisini uçağa bindiren KGB görevlisi, “Bir daha Rusya’nın hava sahasından bile geçme! Yoksa nerde kaybolacağını kimse bilemez” demiş… Oysa o eski sınır dışı kararı gereğince, Türkiye’ye girişi de yasaktır! Gelmiş İstanbul gümrüğüne, doğru içeri… “ Bu ülkeye giremeyeceğiniz için, yasalarımız gereği, sizi geldiğiniz yere geri göndereceğiz!” Hade bakalım! Geri giderse ne olacağı söylenip, kovulmuş bir adamı, geri KGB’nin kucağına göndermek ne demektir? Doğan, olup biteni anlatıp, bir tek telefon açma hakkı istemiş ve almış! Rauf Denktaş’ı aramış! Ve Türkiye’ye de girmiş, Kıbrıs’a da gelmiş…

“Denktaş”la arası iyi diyenlerin, bu meseleden haberi olmadı tabii…

Tanıdığım en üst düzey felsefe bilgisi ve algısına sahip adamdır… Bizim gibilerde eksik olan sistematik yaklaşım, onda bir derinliğe dönüşmüştü… Zaten bu derinlik olmasa, Marxizm ile Sufizm’i mezcetmesi de mümkün olmazdı… O da anlaşılamadığı bir durumdur…

Uniqe, “yegâne”, kendine has, her daim yalnız, her daim ayakta bir aydınını yitirdi Kıbrıslı Türkler… Bir filozofu, düşünürü kaybettik… Bütün öteki özellikleri, bunun gerisinde kalır... Doğan Harman, TMT öncesi 9 Eylül Cephesi kurucularından, şehit Kubilây Altaylı’nın kız kardeşinin çocuğu idi… Son sohbetlerimizden birinde, bana: “Dayımın yatağı, evde duruyor” dediydi… 1957’den beri… Milliyetçi geçinen hokkabazlara karşı agresifleşmesinin bir nedeni buydu herhalde…
Sola karşı hırçınlaşmasının sebebi ise sol fikir dünyamızın felsefi sefaleti idi…

Bu memle kette, ben dahil kavga etmediği adam kalmadı… Birikiminden dolayı, kendi doğrusundan o kadar emindi…

Doğan, yukarıda da söyledim; bir yazı ile anlatılamaz… Teşkilât günlerinde yaptıklarını mı anlatayım… Oturup, bir kasa rakıyı içmesini mi? “En güzel kavga, Rusça yapılır… Onun için kendinize Rus eş seçin!” demesini mi? Telefonu açıp, “N’oldu be karabatak? Gene kayboldun …ne!” diye sövmesini mi?

Dün akşam, kimsenin sevmediği kadar sevdiği ama her gün de kavga ettiği “Hambo” ile buluşup, masayı kurmuşlardır, eminim… Naci Talât’a, Hambo derdi…

Başımız sağolsun Kıbrıslı Türkler… Her “statüko” dediğinizde, bu deyimi ilk defa kullanan adamı hatırlayın… Güle güle sevgili dostum…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.