Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Doktor...

A+A-

Aramızdan ayrılışının bir yıldönümünde daha, halkın içinden yetişen ve ilk nefesinden son nefesine dek "halkçı" kalmayı başarabilen "Doktor"u anıyoruz... Acı gerçek şu ki, "onu yaşıyoruz" diyebilecek çok az politikacı var artık aramızda. Çünkü onu gerçekten yaşayabilmek için tıpatıp onun gibi olmak gerekir...

Halkımız ona yaşadığı günlerde ne "Önder" dedi, ne "Beyefendi" ve ne de "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı." Halkımız ona en küçüğünden en büyüğüne, en aydınından en avamına "Doktor" derdi sadece...

Halkın içinden gelmişti... Halkı gibi yaşar, halkı gibi düşünür, halkı gibi güler ve halkı gibi ağlardı... Toplumun her sınıf insanıyla içten ilişkiler kurabilecek ve bu içtenlikten gelen güçle halkının duygu ve beklentilerini en iyi ifade edebilecek bir yaratılışın sahibiydi...

Halkı onu tüm sorunlarının ve dertlerinin şifa kaynağı olarak gördüğündendir ki, herkesin dilinde "Doktor" olarak tanımlanırdı. "Doktor"luk payesi, onun Viyana'da aldığı tıp diplomasının çok ötesindeydi. "Doktor"luk payesi onun tedavi eden ve güven veren kişiliğinden kaynaklanırdı...

Dr. Fazıl Küçük'ü "Unutulmaz Lider" konumuna getiren mücadelesi, Kıbrıs'ta tarihin akışını değiştirecek ve Türk halkının yazgısına yepyeni ve aydınlık bir yön kazandıracak nitelikteydi... O mucizevi mücadelede, "itilip kakılan bir cemaat" statüsünden alınan Kıbrıs Türk Halkı, devletleşme sürecine ulaştırıldı... Dr. Fazıl Küçük'ün mücadeleye atıldığı günlerdeki dönem fotoğraflarına bir bakınız... O siyah-beyaz hüzünlü fotoğraflar, halkımızın nereden nerelere geldiğini net biçimde anlayabilmemize yeterlidir. O dönem fotoğraflarının her karesinde tanık olunan yoksulluk, perişanlık, ezilmişlik, dağınıklık ve hatta umutsuzluk ve mutsuzluk gibi acı olgular, yüreklerimizi burkar...

Zaten Dr. Fazıl Küçük'ün ilk gençlik yıllarındaki dünya koşullan, gerek politik ve gerekse ekonomik açıdan hiç de iç açıcı değildi... Avrupa'da milliyetçiliğin faşizme dönüşerek tırmanışa geçtiği, Avrupa uluslannın iç ve dış çatışmalara sürüklendiği bir dönemin acılan katlanarak yansımıştı Kıbns'a... Üstelik Kıbns'ta İngiliz müstemleke yönetiminin faşizme taş çıkaran baskılan vardı. Türk halkı korkunç bir yoksulluğun ve çaresizliğin içine sürüklenmişti. Gelecek kapkaranlıktı...

İşte Dr. Fazıl Küçük'ün "lider" kimliği o koşullarda parlamaya başlar. Eğitim ve Evkaf gibi toplumun kalkınmasına öncülük etmesi gereken temel kurumlar yürekliliğe dayanan inanılmaz bir mücadeleyle İngiliz İmparatorluğu'nun eünden alınarak topluma devredilir. Eğitim Türkiye'den gelen Atatürkçü-devrimci öğretmenlere ve onların yetiştirdiği Kıbnslı Türk eğitimcilere; Evkaf ise toplumun aydın ve idealist ekiplerine emanet edilir. Halkımızın özgürleşme ve bağımsızlığa yürüme ateşini alevlendiren temel basanlar işte bunlardı. Bu basanlarda da Dr. Fazıl Küçük'ün yadsınmayacak imzası vardır.

Halkın "Doktor"u, yaşamı boyunca bağlı kaldığı üç temel ilkeyi, mücadele politikasının ana hedefleri olarak belirlemişti. Neydi bu temel ilkeler?...

1. Kıbns Türkü'nün milli bilincini canlandırmak ve bu bilinçle halkı özgürlük ideali etrafında toplamak...
2. Sömürge yönetimin mandası altında bulunan ulusal ve toplumsal kuruluşlanmızı kurtarmak.
3. Toplumu kemiren ve cehaletin kaynağı olan irticayı Atatürk ilkelerinden hiç ödün vermeyen bir kararlılıkla ortadan kaldırmak.

Dr. Fazıl Küçük'ün mücadelesinin boyutlannı anlayabilmek için o günlerin siyasal atmosferine de bakmakta yarar var... Yunanistan adayı ilhak etmek için Rum halkım örgütlemiştir. Rum toplumunda lider ve toplum mühendisi olarak herkes kendini Enosis'e adamıştır... Başta kilise, Rum halkının tüm kurumları ve bireyleri, adına "Enosis" denilen Helenik yayılma kampanyasının güdümündedir. Rum halkı fanatizm, ırkçılık ve yayılmacılıkla zehirlenmektedir... İngiliz Sömürge Yönetimi'nin "Müslüman Azınlık" olarak tanımladığı Osmanlı mirası Türk halkının esamisi bile okunmamakta... İngiltere, Yunanistan'ın bağımsızlığına ve yayılmasına destek veren geleneksel siyasetiyle, adanın Yunanistan'a ilhakına da sıcak bakmaktadır. İngiltere'nin tek derdi, kendi emperyal çıkarlarını stratejik Kıbns'ta kalıcı bir güvenceye kavuşturmaktır. Dünyada da bağımsızlık hareketleri yayılmaktadır. Bu hareketlerin Kıbns'ı da sarmalına alması konjonktürün gereğidir. O nedenle Enosis kampanyası EOKA saldırılarıyla terörist nitelikler kazanırken, İngiltere Kıbns'taki çıkarlannı uygun zemine taşıyabilmek için zamana oynamaktadır.

Türk halkının haritadan silinme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu o günlerde Ankara'da "Türkiye'nin misak-ı milli sınırlan dışında sorunu yoktur. Kıbns Lozan Antlaşması gereğince İngiliz toprağıdır" diyen yöneticiler vardır. Siyasal, sosyal ve kültürel yönden yok edilme riskiyle karşı karşıya bulunan Kıbnslı Türkler, ekonomilerine de güvenecek durumda değillerdir. Yoksulluğun dibinde ve adanın her yanına dağılmış durumdadırlar...

İşte Dr. Fazıl Küçük, tüm bu acı gerçekleri de kader olarak kabul etmeyen bir yüreklilik ve kararlıkla atılmıştı mücadeleye... "Biz azınlık değil, ulusal bir halkız" ısrarıyla... O günlerden bu yana Kıbns'ta değişen çok şey vardır. Değişmeyen tek şey, halkımızın bu topraklardaki var oluş kavgasının hala değişen koşullarda sürmekte olması...

Liderler; ilkelerini, ideallerini ve mücadele kararlılıklarını toplumlarına miras bırakan müstesna insanlardır. Dr. Fazıl Küçük'ün manevi mirasının, mücadelemizin bugünkü boyutlarına da ışık tutması gerektiğine içtenlikle inananlardanım...

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.