1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Doktorlarımız ve hastanelerimiz
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Doktorlarımız ve hastanelerimiz

A+A-

Bu ülkede doktorlar neden siyasete giriyor?

 

Doktorların siyaset yapması etik mi?

Vallahi beni ilgilendirmez… Doktorlar seçime girdiğinde oy almaları kadar doğal bir şey olamaz…

İdeolojilerin öldüğü–öldürüldüğü ülkemizde, karma oy çılgınlığının yaşandığını gözlemlediğimiz günlerde, doktorlara oy verilmesi kadar doğal bir şey göremiyorum.

Şu anda yaşadığım bir olaydan bahsedeyim…

Pazar günü yazmıştım, “geçmiş olsun” mesajlarına teşekkür ederek bir daha bahsedeyim; sevgili annem rahatsız…

Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde, pırıl pırıl doktorlarımız…

Hangisi olursa olsun, hangisi isterse istesin; sizin veya yakınınız birinin sağlığına çare olduklarını, çare olmak için çırpındıklarını gördüğünüzde; ardından da seçimde de aday olduklarında; oy değil, canınızı vermez misiniz?

“Efendim, görevleridir; elbette yapmaları gerekir” diyeceksiniz…

Doğrudur… Ama yine de bizim duygusal yapımız, doktorlarla ilişkilerimizi başka türlü yapmıştır…

Başbakan Sibel Siber’i programımıza konuk ettiğimizde, dertlerimizi, sağlık sorunumuzu aktarırız ve anında ilgilenmesi, hemen oracıkta reçetemizi bile yazması, başka ülkeler için “olağanüstü bir profesyonellik dışı”dır belki ama bizim ülkemiz için olağanüstü bir güzelliktir… İnsanlıktır…

Geçenlerde Dr. Abbas Sınay televizyon programımda konuğumdu; program öncesi bir sıkıntıyı aktardım, bazı tavsiyelerde bulundu, inanın rahatladım… Aman isimlerini yazmayalım! Propagandaya girmesin! Hadi oradan!

Ardından Dr. Salih İzbul konuğum oldu… Neredeyse program sonrası stüdyoda ameliyata gireceğiz…

Burası küçük bir ülke ve hısımın, akrabanın, özellikle de doktorların oy alması kadar doğal bir şey olamaz…

Ülkede doğru gitmeyen tek bu konu mu ki düzeltelim?

Tıpkı bizim sevgili çevrecilerimiz gibi…

AKSA şirketinin sebep olduğu kirlenmeyi protesto ettiler… “Aksa evine dön” sloganları yankılandı… Haklı ya da haksız ayrı mesele ama bu ülkede “eve dönme” noktasında bir tek AKSA mı var? Bu ülkede kirlilik sadece AKSA’nın fuel oil aktarımında mı yaşanıyor? Ya da yaşandı?

Neyse, doktorlarımıza geri dönelim…

Siyaset ve doktorlarımız içiçedir ne yazık ki?

Annemin her şeyiyle ilgilenen diş hekimi sevgili Pertev Günday da CTP’den adaydı bir zamanlar…

Sonrasında, annemin sorununu belirleyenlerden biri olan, annemin anlata anlata bitiremediği güler yüzlü doktor cerrah diş hekimi Gizem Çelebioğlu’nun babası da siyasete soyundu. Güzelyurt’tan değil, Mars’tan aday olsa “Gizem’in hatırına” der annem… Eminim… Dr. Bülent Dizdarlı’ya ne diyelim! Oy değil, canımı istese vermez miyim yani? İyi ki aday değil…

Neyse, seçimlere geldik… Allah kimseyi hastaneye düşürmesin ama düşünce görüyorsunuz…

Üzgünüm ama devlet hastanemizin kalitesi; doktorlarımızın kalitesinin çok gerisinde kaldı…

Bunu; Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne girdiğiniz anda anlıyorsunuz… Seçim sonrası mutlaka yeni bir devlet hastanesi yapılmalı…

Yakın Doğu Hastanesi’nin, 1974 sonrası bu ülkeye yapılan “en iyi şey” olduğunu söylersem, sizce birilerine yalakalık etmiş olur muyum? Hadi oradan! Bu hastaneyi yapanlara helal olsun…

“Ahmet Savaşan”… Hah o da aday! Ve doktor da değil… Aman adını yazmayalım! Propagandaya girmesin! Hadi oradan!..

“Mete hoca” dediler; Yakın Doğu’daymış… Bu işi O yaparmış… Ahmet Savaşan’ı aradık; 10 dakika sonra Mete hocanın karşısındayız…

Sert, ciddi, genç, annesi Limasollu… Annem, ablam, dayım ve ben karşısındayız… Öylesine güven veriyor ki; seçime girse, oy istese, değil oy vermek; 24 saat çemberde bayrak sallamaz mıyım?

Küçük ülke burası… Herkes birbirini tanıyor, seviyor ve sağlık konu oldu mu akan sular duruyor…

Yakın Doğu Hastanesi’nde; kapıda liseden voleybol–basketbol arkadaşım Levent Tuğberk’in sevgili annesi ve babası… Annesi yolumu kesiyor… Evinde çok yemek yedik lisedeki antrenmanlarımız sırasında… “Tanımadın?” dedi… Elbette tanıdım…

“… Lütfen yazın, sizden özellikle rica ediyorum” dedi…

“Neyi yazalım?”

“Kalp kapakçıkları değişmez dendi her yerde eşim için; Türkiye’de gitmediğimiz yer kalmadı; dört profesör gördük, bir tek burada yaptılar” diye anlattı… Doktorun adını da verdi, unuttum…

Doktorlarımız, baş tacımızdır… Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi de “tapınağımız”… O kadar… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.