1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Dön baba olmuşluğumuzun yazısıdır
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Dön baba olmuşluğumuzun yazısıdır

A+A-

Bereket versin “Köşemdeki” yazılarımızı ikide birde gözlükle bile okunamayacak kadar küçük harflerle yayımlıyorlar ki okunamadığından dolayı kimseler ne kadar çok “tekrarlama” yaptığımızın farkına varamıyorlar! Okumaya çalışanlar da “bunları zaten biliyoruz” dedikten sonra bir başına bir de sonuna bakarak sayfayı çeviriyorlar…

Tabi bu “tekrarlamalar” numaraları sadece bize ait değildir. Bir ara Kıbrıs gazetesi de iyi tutturduydu: Şimdilerde olduğu gibi manşetinde öyle illegal olaylarla milletin adrenalini yükselten haberler yayımlamazdı. Her gün her biri bir Bakanla Bakanlığı hedef alan, genel toplamlarında Hükümetin bozuk icraatlarını ayazlatan sorunları manşet yapardı. Mesela bir gün manşetine Tarım kesimini ilgilendiren bir sorunu çekerken, ertesi gün turizme yer verir, ilerleyen günlerde sanayiden ticarete, hayvancılıktan ulaşıma kadar falan, ne kadar sektör varsa rutin aralıklarla hepsini de ayazlatırdı… Ve artık bilirdik: Bugün narenciye sorunu çıkmışsa manşete yarın sıra turizmdedir… ,

**********

KÜÇÜK MEMLEKETİN YANSIMASI: Bizim gibisi coğrafyalarda isteseniz de büyük olaylar yaratamazsınız. Mesela vakti zamanında (1974’den hemen sonraydı galiba) Türkiye’nin ünlü mimarı ve Ankara Belediye Başkanlığı da yapmış olan çok renkli siması Vedat Dalokay uğradıydı Kuzey’e. Mağusa’da Namık Kemal Meydanında bir sandalye çekip oturduğunda etrafına toplanan insanlarla sohbet ettiydi.. Laf lafı açtıkta da o dönemlerde hâlâ ateşleri yanan “Solun Solcuları” devrimden falan söz ettilerdi ki Dalokay’dan aldıkları cevap şuydu: “Siz isteseniz de bu ülkede büyük sanayi yaratamazsınız. Dolayısıyle sizde büyük ve ağır işlerde çalışacak işçi kitleleri oluşmaz. Oysa devrimler bu işçilerin işidir… Falan…”

Dalokay gibi bir devrimcinin söylediği bu laflar sukût’u hayal yarattıydı. Adama fena halde kızdıktı. Çünkü hayatımız, koşullarımız, ekonomimiz falan devrim yapmaya müsait olmayabilirdi ama biz inadına kafalarımızla yüreklerimizde “ihtilâl ruhu” taşıyorduk! Eğer bu küçücük ülkede o heyecanı nötralize edecek bir olay yaratamazsak çatlardık!

BUGÜN DE AZ BİRAZ ÖYLEYİZ. Kurduğumuz Devlete sahip çıkmak yerine (yine başladık tekrarlara) ona ille de kafamıza göre şekil vermek, kafamıza göre statü kazandırmak, kafamıza göre hamurunu yoğurup şekil vermek peşinde koşuyoruz.

Bu “kafalar” hiyarerşisinde neşterlenip prça körçe edilen devleti de adam etmeyi akla getirmeden ya “birleşik Kıbrıs” ahkâmında “Rum’la Türk’ün birlikteliğine” sokmak için uğraşıyoruz yahut “ayrı devlet” yapıp Rum’dan koparmak için yırtınıyoruz. Ya “Türkiyesiz olsun” diyoruz yahut Rum’suz! Ya “Kıbrıslılık kimliğine sahiplik konsun” diyoruz ya “Kıbrıslı Türk” olunsun…

YAHUT: DP’li Serdar Denktaş’ın dediği. Ne dedi? “Bize soran yok mu?” Sorulmasını istediği Yeni Ekonomik Programın Kıbrıs Türk halkına sorulmadan hazırlanması olayıydı! UBP hükümeti “malı” adeta gözlerden kaçırmıştı…

Ee kaçırır tabi! Her kafa Anayasa’ya rağmen Devleti kendine göre yorumlayıp, şeklini şemailini kendine göre uydurmaya çalışır ve bunları gerçekleştirmek için devrimci heyecanlarla eylemler yapıp olanları yıkmaya, olmayacakları yaratmaya, ölüyü diriltmeye, dirileri öldürmeye kalkarsa… El insaf! Devleti elinde tutan Hükümet de bir ayrı “kafadır.” Tabi ki o da kafasına göre takılacaktır çünkü memleketin modası budur!

VEYA: Bakıyorsunuz ki Müzakerelerden her ayrılan köşesine çekilip az biraz soluklanacağına hemen balıklama güncel sorunların içine dalıvermektedir. Sn. Talat bunlardan! Gün geçmiyor ki bir demeci, açıklaması, uyarısı yer almasın medyada. Tam bir medyatik politikacı oldu!

VE ÖZERSAY: Derken şimdilerde de devreye Kudret Özersay girdi ki o da müzakerelerden ayrılma! Aynen Talat gibi o da bir yolunu bulup hemen her gün açıklamaları, eleştirileri ile medyada yerini alıyor…

Nitekim bir süre önce UBP’nin Kurultay çalışmaları arasında kaynayıp giden bir önerisi olduydu. Gönlümüz Özersay’ın bu son önerisini atlamaya el vermediğinden hatırlatıyoruz: Diyordu ki Özersay, artık bu Kıbrıs siyasi sorununu BM’lerden devralmak günü gelmiştir. Sorunu çözecekse iki halkın kendisi çözecektir…

Ve bu önerisi ile hatırımıza “Kristof Kolomp’un yumurtasını getiriyordu.” Hani bir yumurtayı işaretle “iki ucundan biri üzerinde durdurabilir” misiniz demiş de kimse başaramamıştı. Buna karşılık Kolomp yumurtanın bir ucunu vurup çatlattıktan sonra lök gibi masaya oturtmuştu… Sonuçta, “amma da kolaydı” ha demişler ama “marifet işte o aklı kullanmaktır” cevabını almışlardı Kolomp’tan… O hikâye işte!

Nitekim Özersay’ın bu önerisini okuduğumda, “Ooo dedimdi. Ne kadar kolay. Vallahi böylesi müzakereler de olabilir!”

KISACA: Allah rahmet etsin. Lider Denktaş ölürken hâlâ Hristofyas falan diyerek sayıklıyormuş. Bir ömür! Bir ömür eğer insan fasit bir daire etrafında, teşbihin kusuruna bakmayın dolap beygirleri gibi dönüp durursa, feleğini de şaşırır yaşadığı ile yaşamadığını da. Kıbrıs denen bu adada dön baba olduk ki Allah kurtara gayrı!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.