1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Döşenen borular…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Döşenen borular…

A+A-

Markete girdim.

Alacağım bir piskot…

Bir veya birkaç sabun…

Bir paket tuvalet kâğıdı ile peçete…

Belki birkaç parça da ucuz ne bulursam…

Raflar arasından dolaştım.

Bakındım öylesine.

Aklıma pazartesi beraber olduğum; Bursa’da yaşayan, “Türküm” diyen ama aslen Bulgaristan göçmeni karikatürist geldi.

Templos’ta, oturduğu sandalyenin ayağına doğru bakarak, “bizim burada, ne de olsa” demesi geldi.

Onun, bulunduğu Kıbrıs topraklarını Türkiye’nin bir parçası sanmasının altında nelerin yattığını düşündüm.

Kabahat bizde…

Biz yerimizin Türkiye’den farksız kılınmasına sessiz kaldık.

1972’de Baf’a gelen Ediz Hun, “Şaşırdım” demişti.

Değişik bir ülkeye geldiğini burada bizlerin Türkçe konuşmasını görmesi onu şaşırttı, ayrıca mutlu etti.

Böyleydi buraları.

Yabancı bir dünyada, “tanıdık” birileriydik.

Çöl orasında “vahaydık”.

Dağların karlı tepelerinde “sıcak yuvaydık”.

Sığınacak yer deseler, bize koşacaklardı.

Şimdi bakıyorum da…

Neyimiz Kıbrıs?

Cevabını bulamıyorum.

Raflarda okudum bunu.

Raflar söyledi her şeyi.

Piskot TC markalı…

Sabun, tuvalet kâğıdı TC markalı…

Çay, birkaç marka başka ülkeden olsa da, genelde TC…

Peynir bile ki Kıbrıslı hellimden başka peynir yemiyor, TC markalarından.

Ha TC’deki market, ha buradaki…

Raflarına kadar hep aynı…

O raflardan sonra sokakları daha bilinçli gezdim.

Çiğ köfte kimin?

Lahmacunu macun, tatlı sanırdık, şimdi her köşede lahmacuncular kaynıyor.

Döneri pidemizin arasında bilirdik.

Şimdi tabakta ve TC usulü lavajların üstünde...

Meyhaneler ne oldu, diye sormayın.

Üzülürsünüz.

Birkaç tanesi dışındakiler meze olarak sigara böreği veriyor.

Ve içkimiz rakı değildi.

Şimdi şaraptan önce rakı geliyor.

Ne oluyoruz, demeyin.

Önce Sanayi Holding gitti.

Sonra birkaç tane direnen sanayici…

Derken zanaatkârlarımız tek tek uçtular.

Berberimiz dahi kalmadı.

Ve maaşlar.

Ve yönetim.

Uçak şirketimiz.

Havaalanımız.

Karayollarımız.

Nereye baksanız TC’nin, karayollarındaki gibi tabelaları çıkıyor.

Peki siz o karikatüristin yerinde olsaydınız.

Ülkesinde gördüklerinden farkı bir şey görmediyse, o adam burayı, orası sanmasın da ne yapsın?

Gelelim su işine.

Boruyu döşemeye başlamadan ben yazmıştım.

Artı suya ihtiyacımız yok.

Göbekten bir daha bağlanmayalım…

Yüzyıllardır kuraklık da gördük bereket de...

Bundan sonra da kuraklık, bereket yaşayacağız...

O su olamasa da olurdu...

Yeter ki kendimize güvenimizi daha çok kaybetmeyelim…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.