1. YAZARLAR

  2. Yurdagül Beyoğlu Atun

  3. Dostlar saksı atarken görsün
Yurdagül Beyoğlu Atun

Yurdagül Beyoğlu Atun

Haberal Kıbrıslı Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Dostlar saksı atarken görsün

A+A-

Kurbağa dertlenirmiş: “Konuşacak çok şeyim var… Fakat ağzımı açarsam su dolar diye korkuyorum…”

Gerçekten ağzımızı açsak söyleyecek çok şey var,  ne var ki, su dolacak diye korkmaktayız.

Gazeteleri açtığımızda sözde icraatlar arasına gizlenmiş pespayelikler, “Yok canım bu kadarı da abartıdır” dedirtecek kıvamdaki ucuzluklar içinde kendi doğrularımızı cımbızla çıkararak, “Buna da şükür” der hale geldik.

İlginç olan şu ki, artık bazı şeyler bizi şaşırtmıyor.

Öğretmenler sendikasından bir yetkilinin sehpa üzerindeki bir saksıyı alıp birilerinin –büyük ihtimalle Bakanın- kafasına fırlatma hamlesi bile sıradan bir olay oldu bizim için.

‘Tüketenler-hep banacılar’ cenahından çıkan bu kişileri incelersek, tamamına yakınının ‘Ne iş yaparsın, ülke adına hangi önemli işe imza attın’ sorularına net cevap verebilecek durumda olmadığını göreceğiz.

Mamafih, olumsuzluktan nemalanan bu kişilerin işi sadece muhalefet etmek.

***

Hep bildik kavramları tartışıyoruz. Tartışmanın temel taşları, oyun,  tezgâh, asimilasyon. Kalkınma, çağdaşlık, bilim, sanat sözcükleri ise sadece parti tüzüklerinin içinde. Dünyadaki gelişmelerin hepsi  vız gelip tırıs gitmekte.

Oysa bizim birbirimizi yemekten öte yapacağımız şeyler var. Geleceğimiz var.  Egemenlik kaygımız var. Yaşanmışlıklardan çıkaracağımız hisseler var.

Kıbrıs halkı menfaatlerin bir araya getirdiği bir insan kalabalığı değil, acı tecrübelerle bugüne erişen müzakereler gibi toplumsal ezayla yoğrulmuş bir halk. Eza sözü birçoklarına abartı gelse de bu müzakereler eza. Çünkü bir anne baba için çocuklarına nasıl bir dünya bırakacağını bilmemek kadar büyük tasa olmasa gerek.

Bazen imtiyaza dönüştürdüğümüz bu belirsizlik, bazı solumsu gruplara “anlaşmak zorundayız kardeşim” dedirtse de anlaşmanın şeklini açıklatamıyor.

Anlaşalım anlaşalım da nasıl?

Daha doğrusu anlaşmak demek elimizdekileri vererek, “tamam senin dediğin gibi olsun” demek mi?

***

Güney Kıbrıs bu ara ekonomik krizle boğuşuyor. DİKO Başkan Yardımcısı ve Rum Meclisi Ekonomi Komitesi Başkanı Nikolas Papadopulos geçtiğimiz günlerde “İflasın eşiğindeyiz. Rusya'dan beklenen 2 buçuk milyar Euro tutarındaki krediyi erken zamanda almamamız halinde devlet memurlarının ve emeklilerin 13’üncü maaşlarını ödeyemeyeceğiz” diyerek içinde bulundukları durumu özetledi.

Ardından Kıbrıs Rum Yönetimi Meclis Başkanı Yannakis Omiru’nun “Kıbrıs Cumhuriyeti dağılma tehlikesiyle karşı karşıya” sözleri bomba gibi düştü gündeme. (Omiru aynen benim KKTC adına düşündüğüm gibi düşünmüş ve ekonominin gündemi fazlaca meşgul ettiğini, oysa en büyük tehlikenin Kıbrıs Helenizminin öldürülmesi olduğunu söylemiş.)

Güneyin derdi bir değil. Yangından mal kaçırır gibi platformu koyan komşularımız bu kez de İsrail tarafından kandırıldıklarını düşünüyorlar.
Rum gazeteleri, İsrail'in Güney Kıbrıs'la Akdeniz'deki doğalgaz arama çalışmalarında, Rumları oyuna getirdiğini, İsrail'in kendi Münhasır Ekonomik Bölgesi'ni (MEB) küçük parsellere bölerek daha fazla kazanç sağladığı; ancak Güney Kıbrıs'ın MEB'deki çalışma parsellerini büyük tutarak Rumları kayba uğrattığını söylüyor.

Sözün özü Kıbrıs Türkü olarak çok kritik bir dönemeçteyiz. Dünyadaki ekonomik krizin komşuya yansıması, Türkiye’nin yükselen küresel gücü, Türk Dünyasındaki kıpırdanmalar gibi etkenler bizi daha fazla fikir üretmeye zorluyor.

Bu A planı mı, olur, B planı mı olur, C planı mı olur bilinmez, tek bilinen bu müzakerelerin tıkandığı. Hatırlatalım; Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasındaki son görüşme tartışmalı geçti.

İkinci Cumhurbaşkanı Talat’ın da birçok kez ifade ettiği gibi Rum lider, doğruları çarpıtmaktan çekinmemekte. Zira Eroğlu’nun, “Eski planlardan beğendikleri yeri alıyorlar, beğenmedikleri yeri ise inkar ediyorlar” sözleri bunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Downer’in de, her zamankinin aksine direk “görüşme başarısız” demesi  de görüşmelerin tıkandığı anlamına geliyor.

Bu noktada Kıbrıs Türk Halkının saksıdan elde edilecek küçük kârlar yerine büyük resme odaklanması gerekiyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.