1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Dr. Bekiroğlu: TMT’nin fikir babasıyım
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Dr. Bekiroğlu: TMT’nin fikir babasıyım

A+A-

Tıp camiamızın duayeni Dr. Kaya Bekiroğlu’nun otobiyografisinin yazılması için Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nce karar alındı. Toplumumuzun bir grup güçlü kalemi ve araştırmacısı, bu bağlamdaki kitabı okuyucuyla buluşturmak üzere kolları sıvadı. Yazı ve araştırma grubunda bulunanların isimlerini daha sonra duyuracağım.  

Bekiroğlu’nun anıları ve gerek yaşamına, gerekse dönemine ait belgeler toplanıyor. Kitap okuyucuyla buluşturulduğunda bu çalışma sadece bir yaşam öyküsünü değil, Kıbrıs’ın da önemli bir tarih kesitini içerecek. Bekiroğlu’nun doğum yılı 1927 olduğuna göre, ta o günlerden günümüze, yakın tarihimizin panoraması bu kitapta ebedileştirilecek. 

Kulağıma çalınan bu otobiyografik çalışma nedeniyle Dr. Kaya Bekiroğlu’yla bir araya geldiğimde yaşamına dair bana söyledikleri, hakkındaki kitabının ne kadar zengin bir birikimi toplumsal belleğimize geçireceğinin kanıtıdır. 

Ben buraya sohbetimiz sırasında bana naklettiği tek bir anekdotunu alacağım ki, bu anekdotun bile TMT olayının bilinmeyenlerinden birini daha gün ışığına çıkardığını göreceksiniz.

Kıbrıs Türk camiasının efsane cerrahı, TMT’yle ilgili bilinmeyenlerin yazılmasının ve bu tarih konusunda genç nesillerin aydınlatılmasının bir borç olduğuna vurgu yaparak şunları açıkladı bana:

“TMT’yi Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi’nin kurduğu bilinir. Ama bugüne kadar bilinmeyen şu ki, bir direniş örgütü fikrinin ilk kez benim tarafımdan ortaya atıldığı ve bu fikir üzerine yola çıkıldığıdır. 1953’te İstanbul’da tıbbiyeye gidiyorum. Tam o sırada benden iki yaş büyük olan Burhan Nalbantoğlu da tıp eğitimi almak üzere İstanbul’a gelir. Onu Kıbrıs İslam Lisesi’nden tanıyordum. İzcilerin oymak beyiydi. Militarist ve örgütleyici yönü zaten bu izciliğinden gelir. Telaş ve kaygı içindedir. Arkasında çok karışık bir Kıbrıs bırakmıştır. Kıbrıs kökenli gerillacı Yunan albayı Grivas Kıbrıs’a çıkmış ve yanı sıra getirdiği silahlarla EOKA’yı örgütlemeye başlamıştır. Çok geçmeden de EOKA ürpertici bildirilerini dağıtmaya, bombalarını ve silahlarını patlatmaya başlar. Ne yapılabileceği konusunda Burhan’la kafa kafaya verildiğinde bizim de EOKA’ya karşı bir direniş örgütü kurmamız gerektiğine parmak bastım. O sıralarda Kıbrıs’ta bazı cılız örgütler seslerini duyurmaya çalışıyorlardı ama, EOKA’nın karşısında fazla bir şey yapamayacakları kesindi. Burhan ‘Peki kuralım kurmasına da, bu iş nasıl olacak?’ diye sormakta. Ben o zamanlar Kıbrıs Türk Talebe Cemiyeti’nin kurucuları arasında olduğumdan dolayı İstanbul’da geniş bir çevrem var. Mustafa Kemal Atatürk’ün istihbaratçısı, Şark Cephesi Milli İstihbarat Teşkilatı’nın emekli başkanı çok yaşlı bir beyefendi var tanıdığım… Hüsamettin Togaç… Hemşerimiz Prof. Dr. Derviş Manizade’nin yanına sık sık gitmekte. Aldım Burhan’ı onunla buluşmaya, Manizade’nin yanına vardık. Niyetimizi söyledik, ondan görüş istedik. Togaç ‘Başka çareniz yok zaten, Yunanistan sizi oradan süpürüp atacak’ dedi. Atatürk’ün istihbaratçısından bu motivasyonu alınca ‘Tamam’ dedik ‘Hemen harekete geçiyoruz’. Togaç ‘E adı ne olacak örgütünüzün?’ diye sordu. Manizade, ben ve Burhan birbirimizin yüzüne bakarken o Burhan’a Kıbrıs’ın neresinden olduğunu sordu. Burhan ‘Mağusalıyım’ deyince, Toğaç da ‘Öyleyse örgütünüzün adı Mağusa olsun’ dedi. Biz hemen oradan ayrıldık. Batı Trakya’dan gelme milliyetçi bir tıbbiyeli arkadaşımız vardı. Adı İsmet Balay. Onu da yanımıza alarak ‘Mağusa’ adlı Kıbrıs Türk direniş örgütünü gizlice kurduk. Çıkaracağımız bildirilere vurmak üzere bir de mühür yaptırdık. Bu mührü Dr. İsmet Balay, İstanbul’daki ‘Bakırköy Teşhis Kliniği’ adlı hastanesinde tarihi bir hatıra olarak hâlâ saklamaktadır. O yaz tatilde Kıbrıs’a döndüğümüzde Rauf Denktaş’la Girne Boğazı’nda, Süleyman’ın yerinde, merdivenle çıkılan o terasta, hep birlikte buluştuk. Onu örgütümüzden haberdar ettik. Anında benimsedi. Yine o gün orada Süleyman’ın terasında alınan karar uyarınca ben Kıbrıs Türk Gençlik Teşkilatı’nın başına getirildim. İngiltere’ye gidinceye kadar bu başkanlığı sürdürdüm. Benden sonra aynı görev Mağusalı doktor Hasan Güvener’e geçti. Ben TMT olayında hep fikir üreticisi, TMT’nin emrinde her koşul altında hizmet veren, hatta kurşun yağmurlarına aldırmadan ta Baf’a kadar giderek görev yapan bir cerrah hekimdim. Yakın arkadaşım Dr. Burhan Nalbantoğlu ise tam bir eylem adamı ve örgütleyici idi.”              

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.