1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Dünya bizimle neden bütün leşsin?!..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Dünya bizimle neden bütün leşsin?!..

A+A-

   Ülkede çevre namına bir şey bırakmadık. Havayı, suyu, toprağı baştanbaşa ve artık başa çıkılamamacına kirlettik… 

   Egzoz, baca ve lâğım kokularından oluşan ölüm kokteyli bulutlar, yerleşim birimlerimizi sarmalına almış durumda…  

   Doğamızın hor kullanılması, olmadık yerlere kanalizasyonsuz ve denetimsiz yerleşim alanları dikilmesi, yer altı su kaynaklarımızı değersizleştirdikçe değersizleştirdi…

   İnsan eliyle kirletilemeyen su kaynaklarımızı da tuz ve kireç bastı... 

   Kıyılarda denizin içine göz göre göre ve gürül gürül lâğım suları akıtılmakta…

   Denetimsiz kullanılan tarımsal ilaçların topraktaki etkisi ve buna eklenen lâğım suyu banyoları topraklarımızı nesiller boyu sürecek bir kirlenmenin kucağına attı…

   Sözde arıtım tesislerimizden taşan kirli atıklar ve hatta insan dışkıları bir kentten öteki kente ulaşmakta…

   Orman yangınlarında rekora oynuyoruz… 

   Son birkaç yılın içinde duyarsızlık ve ihmal nedeniyle çıkan yüzlerce yangın, orman yoksulu ülkemizin çölleşmesine hız kattı. 

   Bir KKTC klasiğine dönüşen orman yangınlarının önünü kesecek ciddi önlemlere ve caydırıcı ceza yasalarına inanılmaz bir vurdumduymazlıkla gerek görmüyoruz…

   Yangından kurtulan korulukları ve ağaçları da yerle bir ediyoruz, katliamın sorumlularına hiçbir ceza vermiyoruz…

   Bir zamanlar bu ülkenin en büyük gelir kaynağını oluşturan zeytinlikleri, harnuplukları, bağları kuruttuk, yok ettik…

   Ambarlara sığmayan ve ihracat ürünü olan zeytinlerimiz ve zeytinyağlarımız, harnuplarımız, taze ve kuru üzümlerimiz artık eskisi kadar yok…

   Bu toprakların geleneksel zenginliği zeytin ve harnup ağaçlarını şöminelerde, fırınlarda cayır cayır yakıp keyif çattık… 

   Herkes çevre kirliliğinden ve kıyımından söz eder ama, bu çağdışı ayıbımızın aşılabilmesi adına kılını pek kıpırdatan yok… 

   Çevre korumacılığına dair geçirilen son yasa, caydırıcı cezalar içermesine karşın, sırf popülizm uğruna kimseye uygulanmıyor…

   Arsalar, kullanılmayan araziler, yol kenarları bir yıldan öteki yıla kuru otların istilasında…

   Anayollarda, kent içi yollarda ölü hayvanların arabalar altında pestile dönmüş kalıntıları hiç eksik olmuyor…

   Umursamazlıklar, bencillikler, çıkarcılıklar, sorumsuzluklar, ehliyetsizlikler ve ille de popülizm, her kurumumuzu çökertti…

   Sağlık, eğitim, bayındırlık, bürokrasi çağın gerisinde… 

   Ülkemizin paha biçilmez zenginliği kültür miraslarını da gözden çıkardık...

   Bir devletsel kaos içindeyiz, eline yetki geçiren ya o yetkiyi kullanacak ehliyetten yoksundur, ya da elindeki yetkiyi başkalarını mağdur etme adına kullanıyor…

   Toplumca kalkınmaya odaklanacak, mefkûre peşinde toplumca organize olacak yerde bireysel kurtuluşlara yönelip toplumsal geleceği kararttık…

     *       *       *

   Daha sayayım mı?.. Toplumsal olumsuzluklarımız ve ayıplarımız saymakla bitmez…

   Olumsuzluklarımıza ve ayıplarımıza her gün, her an bir yenisini ekleriz… Tüm bunları kanıksayarak yaşarız…

   Sonra da kalkar, ambargolardan, izolasyonlardan, soyutlamalardan yakınır ve dünyayla birleşmek istediğimizi söyleriz…

   Çağın dışına düşmüş tüm bu hallerimizle dünyaya kendimizi nasıl beğendirebilir, nasıl saydırabiliriz?...

   Dünya bizimle neden bütünleşsin ki?.. Çağdışı hallerimizle biz kendimizi zaten uygar dünyadan izole ettik… Önce biz, toplumsal idealler yolunda birbirimizle bütünleşmeyi öğrenelim; dünyayla bütünleşebilmek ondan sonra gelir…  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.