1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Düşen bombalarla yükselen gururlar...
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Düşen bombalarla yükselen gururlar...

A+A-

İsrail Gazze’ye bomba yağdırırken bir kısım İsrailli sinema seyreder gibi seyretti.

Ve alkışladı.

Basın, sivil toplum örgütleri, yoldan geçen kişiler, bu fotoğrafa baktılar.

Yadırgadılar.

Olur, muydu böyle, dediler.

Bir tarafta insanlar düşen bombalar altında ölürlerken, böyle alkış tutmak neyin nesiydi…

Çok ayıpladılar.

Ve çok ayıpladık.

Üzüldük milletçe.

Kahrolduk.

Aynı bombalamayı Filistinliler yaptıklarında da ölen varsa üzüldük, kahrolduk.

Neticede bu bir insanlık özrüdür.

Ancak.

İnsanlık diyoruz ve iyi bir şeyler umuyoruz.

Diyoruz ki ne olurdu çevremizi korusak?

Hani ağaçları kesmesek…

Ormanların ortasından otoyol geçirmesek...

Olur, olmaz yerlerde kuyu açıp yeraltı sularının ezberini bozmasak.

Yaz günlerinde kapılarımızın önüne bir su kabı koysak.

Aç hayvanları doyursak.

Ne olurdu karıncayı incitmesek.

Bıraksak onu, denizden mi, kaynaktan mı, istediği gibi su içse...

Yılanları kötü bilip kovalamasak…

Ne olurdu ülkeler kardeş olsalar.

Sınırlar kalksa, pasaport masrafından kurtulsak.

Herkes yaşamak istediği toprakları ülkesi bilse...

Oradakilerle kaynaşsa.

Aynı dili konuşmasa da aynı duygularla birbirlerine yaklaşsa…

Eskisi gibi komşuluk başlasa…

Evde kaynayan fasulyeyi sen paylaşsan, komşun pişirdiği mücendrayı sana getirse.

Arada bir beraber olunsa…

Başın ağrısa yardım istemeden yardımı bulsan.

Öyle bir düzene soktular ki dünyayı.

Dünya karmakarışık olmuş.

Kim nereden, ne kopartırsa düzeni, makinenin düzeni gibi tıkır tıkır işlemekte...

Temmuz.

Yine kan, yine barut.

İsrail Gazze’ye bomba atarken, bazı Yahudiler oturup, düşen bombaları izlediler.

Alkışladılar da.

Hatta sevindiler.

Oysa o bombaların düştüğü yerde canlar parçalanıyordu.

Ve insanlık yok oluyordu.

Aylardan temmuz.

Çok kalmadı.

Bilemedin 10 gün sonrası yıldönümü olacak.

Esir düşmüştük.

Rumlar aramıza girmişlerdi.

Bizlere esir muamelesi yapmadılar ama öyle hissettik.

Ve TC uçakları Baf Limanına dalış yapmıştı.

Limanda, denize düşen her bomba ile deniz minare boyu yükseliyordu.

Alev alevdi bazı binalar.

Ve biz.

Yani esir düşmüş Kıbrıslıtürklerin evlatları, Baf’ta yani Mutallo’da, bir sekiye oturmuştuk.

O sekiden Aşağı Baf’a bakıyorduk.

Çıkan her uçak motoru gürültüsü ile coşuyorduk.

Düşen her bomba ile yükselen deniz suyu, milli gururumuzu yükseltiyordu.

Alkışlıyorduk.

Oysa orada ölen canlar vardı.

Ve biz ne ölen canları düşünüyorduk, ne giden insanları.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.