1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Düşünecektim ki uyandım...
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Düşünecektim ki uyandım...

A+A-

 

Uçağın tekerlekleri yerle temasını kestiği anda bir boşluğun içime dolduğu sandım.

Ne kadar kısa olsa da, kendi yerinde bulununca insan, kendini yere daha güvenli bastığını bilir.

Onu fark ettim bu sefer, ama her zamanki gibi sağlam basışlarım yine kısaydı.

O kadar kısaydı ki iki kadeh bile tokuşturamadım arkadaşlarımla.

Uğradığım yerlerde çok kalamadım.

En çok oturabildiğim yerde ise sadece bir kadeh kahve içtim bir de ceviz macunu yiyebildim.

Kapıdan seslenip kaçtıklarım, ardımdan şaşarak baktılar.

Ne zamanım vardı daha çok kalacak, ne de imkanım.

Bu sefer nasıl olmuşsa erken saatte havaalanında bulduğum Kıbrıs gazetelerine ayaküstü şöyle bir baktım, gazetem Afrika’yı ise uçakta dibine kadar okudum.

Aklımda kalan Mete Hatay’ın TAK’a söyledikleriydi.

“5-15 bin daha ilave edersek nüfus tamam” diyordu orada.

Bir de ABD’nin tamamının göçmen nüfustan olduğunu örnek gösteriyordu nüfusu giderek yok olan Kıbrıslılara…

Oysa ki bizim derdimiz ne artan nüfus ne de daralan ülke…

Bizim derdimiz kendi ülkemizin yarısını kullanamamamız, diğer yarısında da söz sahibi olamamamızdır.

Nasıl olsun ki.

Örnek verdiği ABD’nin tamamının göçmen olduğu ile tamamına yakının yerleşik olduğu KKTC…

Hiçbir alakaları yoktur denilebilir bu iki yerin.

Birisi malın sahibi Kızılderilileri ortadan kaldıran işgalci toplulukların toplu tecavüzü.

Diğer ise giderek yok edilmeye çalışılan Kıbrıslıtürklerin azınlık halden azınlık hale getirilme çabaları.

Birinde işgal eden toplulukların kaynaşarak tek vücut olarak davranmaları ve işgal ettikleri toprakları memleketleştirmeleri.

Diğerinde ise tek vücut olarak aynı beyinden komuta edilen yerleşiklerin işgal ettikleri toprakları memleketlerine yamamaya çalışmaları.   

Arada kıyas edilemeyecek kadar fark varken…

ABD’yi örnek göstermek.

Sonra motor gürültüleri eşliğinde gözlerimi kapatarak düşünmeye başladım…

Kısacık süren bu son gelişimde neler gördüm neler fark ettim…

Taksi çağırdım,”Buyur abi” dedi.

Çay söyledim, demlikte getirdiği çay için “tavşankanı mübarek” benzetmesi yaptı.

Çok sigara içiliyor demişlerdi, hatta Timbu havaalanı çıkışında da gözlemlemiştim bunu.

Eskiden içtiğimiz sigaralar Virgin tütünü ile üretilen İngiliz sigaraları iken bugün tüketilenlerin geneli ABD menşeli sigaralar.

Trafikte saygı yerine “Yürü anca gidersin” lafları.

Dükkanların tabelalarında yazan, Türkiye şehirleri ile başlayan isimler.

Sokaklarda, caddelerde artık yadırganmayan, çiğ köfte, lahmacun, künefe ve işkembeciler.

Hem pilotun anonsu hem de hostesin, “koltuklarınızı dik duruma getirin” uyarısı yapılırken kendi kendime sordum…

Kıbrıslının kültüründe var mıydı yukarıda saydıklarım ?

Derviş Eroğlu Gaziantep’te yağmura rağmen aslanlar gibi çıkıp “Bu ülkeyi yabancıya teslim etmeyiz” demişti.

Gazianteplilerin Lefkoşa’yı nasıl da teslim aldıklarını bilmiyor muydu bunu söylerken ?

Gözlerimi iyice kapatıp bir daha düşünecektim ki…

Tekerlekler Yeşilköy havaalanı pistine değdi…

Uyandım.

Demek ki herkes gibi Hatay’ı da uyutmuşlar…

Günün Karikatürü:

1.20111227224925.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.