1. YAZARLAR

  2. Ferhat Atik

  3. Duygusal sendikacılık!
Ferhat Atik

Ferhat Atik

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Duygusal sendikacılık!

A+A-

Cumartesi köşesinde yüzü asık konuları paylaşmak yerine gülümseyen içeriklere yer vermek daha doğrudur. Ancak bazen gündem yazarı bundan koparır.

Sendikal hareketin geldiği noktadan bahsetmek istedim. Hemen şimdi!

Sendikal hareketin çok önemli olduğu ve gerekliliği bilinci ile yazıyorum bu sitemlerimi. Çünkü, bu hakların törpülenmesi ya da değerini yitirmesi endişesini yaşıyorum. Öncelikle vurgulamalıyım ki, bir ülkede sistem bu kadar tartışılmaya ve demoralize bu kadar yüksek seviyede seyretmeye başladığında, yapıyla ilişkili eleştirilerimize kendimizden başlamamız gerekir. Öyle ki,  geldiğimiz noktada, yol göstermeksizin eylem yapmak, çözüm üretmeksizin talep etmek her birimizi masum kılmaz. Yapı bu durumda ise, bireye kadar inecek bir hatalar zincirinin içindeyiz demektir. Sağlığın, eğitimin, güvenliğin, adaletin ve daha bir çok konunun yerle bir olduğu inancı, sistemi oluşturan bireylerin de kendinde araması gereken sıkıntılar içerir.

Buna göre, sokak eylemlerinde ardarda yaşanan provokatif davranışları iyi anlamak önemlidir. Çünkü kitlelerin sokak inisiyatifini elinden alan bir gerçekliktir bu. Nasıl ki eylemlere damgasını vuran konu meydanları dolduranların inisiyatifi yerine münferit birkaç olaysa, açıkça görebilmeliyiz ki inisiyatif sokağın elinden alınmaktadır.

Bu toplumda,amaçsız eylem, hedefsiz kitle hareketi gibi ifadelerle adlandırılmaktadır. Bu nedenlerle sendikaların sözlerine de icraatlarına da güven zayıflamıştır. Örneğin ilk iki büyük mitingin ardından yapılan üçüncü küçük olan, katılımcıların bile, ‘ikincisinin etkisini ortadan kaldırdığı’ şeklinde yorumlamasına neden olmuştur.

Bu noktada sendikal hareket giderek güven kaybetmeye ve etkisi zayıflamaya başlamıştır.

Gerek hükümet ya da muhalefet, gerekse sendikal platform ya da halk, rasyonel olandan, barışçıl olandan uzaklaştığı sürece dengelerin alt üst olduğu bu süreç uzayacak ve daha da tehlikelisi, oluşan boşluk, kendi inisiyatifini yitiren kitleler dışında çözümlerle doldurulacaktır.

Bir toplum için en büyük tehlike budur.

Öfke bir duygudur ve karar alma mekanizmasını olumsuz etkiler. Atılacak adımlarda duygusal davranmaktan uzaklaşıp rasyonel davranmaya ve yapıcı olmaya yaklaşmak daha doğru olacaktır.

Tüm inançların değersizleştiği, güvenin ortadan kalktığı kaotik zamanlar, şikayet ettiklerimizi bile kaybedeceğimiz geleceklere dönüşebilir. Sürecin akışına bakarsak, ne yazık ki, tehlikeli sulara varmamız an meselesidir.

Unutmamalıyız ki doğa boşluk tanımaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.