1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Ejderha Dövmeli Kız'la soluk soluğa İsveç…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ejderha Dövmeli Kız'la soluk soluğa İsveç…

A+A-

“Millenium Üçlemesi” önce popüler edebiyatta yankılar yarattı. Milyonlarca baskı… Bir anda, dünyanın her yanında inanılmaz sayıda okuyucuya ulaşan bu roman dizisine sinema yapımcıları duyarsız kalamazlardı. Zaten içerdiği çarpıcı öyküler ve karakterlerle bu nehir romanlar oldukça sinemasal bir içerik taşımaktaydı. Roman üçlemesinde anlatılanlar, sosyal hakların müthiş bir özenle korunduğu, huzur ve refah coğrafyası İskandinav ülkelerine dair olumlu düşünceleri ters köşeye yatıran sarsıcı öyküleri içeriyor ve İskandinav rüyasını kâbusa dönüştürüyordu…  Ne yazık ki İsveçli gerçekçi yazar Stieg Larsson romanlarının ve bu romanlardan üretilen sinemasal yapıtların yakaladığı dünyasal başarıyı göremeden yaşama veda etti.
  
Üçlemenin “Ejderha Dövmeli Kız” bölümü, birkaç yıl önce bir İsveç yapımı olarak sinema salonlarına gelmişti. Aradan çok geçmeden bu bölümün Hollywood yapımı versiyonu da şimdi sinemalarda. Eleştirmenler sanat açısından İsveç versiyonunu çok daha başarılı buldular. Ama Hollywood yapımcıları sanatın yanı sıra mutlaka gişeye de bakarlar. O nedenle,  özgün stiliyle sinema dünyasında haklı ve önemli bir yerin sahibi olan David Fincher’e emanet edilen şu gündemdeki film, çok daha çekici, ilk sahnesinden son sahnesine dek soluk soluğa izlenen bir kara yapım şöleni. Zaten sinema tutkunları için hiçbir David Fincher filmi kaçırılmaz.
 
Dışarıdan çok huzurlu görünen İsveç toplumunu gizliden gizliye kemiren hastalıklar “Millenium Üçlemesi”nde etkili bir anlatımla ortaya konulmakta. “Millenium”, yazar Stieg Larsson’un kurguladığı karanlık dünyada, Stockholm’da çok satan bir dergidir. Anlatılanlar bu derginin gündemine aldığı çeşitli ülke sorunlarıdır.
  
Örneğin, üçlemenin “Ejderha Dövmeli Kız” bölümünde bir sanayici hakkındaki ciddi iddialarını kanıtlayamadığı için ağır tazminat cezasına mahkûm olan “Millenium” yazarı Mikael ile onun kendine yardımcı olarak seçtiği Lisbeth adlı gizemli kızın giriştikleri araştırmanın ürpertici bulgularıyla yüzleştiriliyoruz. Tazminat davasının arkasından ülkenin önemli bir sanayicisinden davet alan Mikael’den yıllar önce kayıplara karışan ailenin zeki ve güzel kızının akıbetini belirlemesi istenir. Mikael bu isteğe başlangıçta sıcak bakmaz. Ama öneri sahibi yaşlı sanayici kendisine kaybettiği davadaki iddiaları kanıtlayacak belgeleri vereceğini söyleyince, kolları sıvamakta duraksamaz. Her biri kuşkulu karakterdeki aile bireyleriyle yüzleşince çok kapsamlı ve yorucu bir araştırmaya girişmek zorunda kalacağını anlayan gazeteci, yardımcı olarak kendine toplumla uyumsuzluğa düşen ve Sosyal Yardım Kurumu’nca denetlenen Lisbeth’i seçer. Öykünün en önemli karakteri olan bu kız, ensest saldırıdan dolayı küçük yaşta babasını öldürmüştür.  Bilgisayar uzmanı, bedeni dövmelerle, iğneler ve halkalarla donammış, lezbiyen ve hapçı eksantrik bir kız… Devletin kendisine öngördüğü harçlığı alabilmek için her seferinde sosyal yardım görevlisi adamın şiddetli ve sapık tecavüzüne maruz kalan Lisbeth, dahiyane planıyla en sonunda bu adamın hakkından gelirken, kendini savunma konusundaki yeteneğini de kanıtlar. Mikael ve Lisbeth’in aile içi araştırması derinleştikçe, toplumdaki tehlikeli hastalıkların bu çok zengin aile içinde de nasıl dal budak saldığının bulguları ortaya çıkmaya başlar. Taciz, ensest, şiddet, doyumsuzluk, rüşvet ve sapkınlık gibi konular, adeta İsveç’in arka bahçesi şeklinde, bu ailenin çarpık düzeninde sergilenir. Mikael ile Lisbeth gerçi ailenin kayıp kızını bulmayı başarırlar ama, bu başarı yolunda bir yandan ölümle dans ederler, bir yandan da ülkelerindeki refah bunalımının bataklığa dönüşmüş iğrenç yüzüyle karşılaşırlar.
  
Daniel Craig şu anda üçüncüsü üzerinde çalıştığı ve yolu İstanbul’dan da geçecek olan James Bond misyonundan fırsat buldukça işte böylesi sansasyonel filmlerde de boy gösteriyor. Filmde Mikael karakterine can veren o… Rooney Mara ise olağanüstü yeteneğiyle dövmeli kız Lisbeth rolünde. Onlara eşlik eden ustalar kadrosunda Christopher Plummer, Stellan Skarsgaard ve Steven Berkof gibi kalburüstü Avrupalı sanatçılar var. Size tanıtılandan çok farklı bir İsveç’le yüzleşmek adına da, bu sürükleyici film ilgi ve beğeniyle izlenir.         


Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.