1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Ekonomi bankacılık ve faiz hadleri hakkında...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomi bankacılık ve faiz hadleri hakkında...

A+A-

Bizim para arzımız, geçen yıl itibarıyla, Merkez Bankası Bültenleri’ne göre, 7 milyar TL’dir. Para arzı 7 milyar, bütçe 3 milyar, piyasadaki para ise 260 milyon’dur… 

Geriye kalan para, bankalardadır…  

6.4 milyar Tasarruf bulunmaktadır. 

Bunun yarısından çoğu, Türkiye bankalarındadır…

Biz çok uzun yıllar bilirdik ki bankalarda Mevduat Faizi %7, Kredi faizi de %9’dur… 

Benim akranlarım bunu ezbere bilir. 

1980’lerde, Liberal olduk, faizi serbest bıraktık. 

Şu anda, ilanlar var tvlerde, %28 banka faizi ile ev satılıyor. 

%28 faiz, reel anlamda %20 banka kazancı demektir. 

Oysa enflasyon, %10’un altında…

Bir yatırımcının, kredi alıp, yatırım yapması için, bu ortamda %20’yi çok aşan bir kâr marjı yakalamasını gerektirir. 

Oysa örneğin en kârlı havayolu işletmeciliği en çok %15’e çalışır. 

Yaptığım araştırmada, %20 faizi verip de batmadan çalışabilen, üç sektör bulabildim dünyada: 

Beyaz kadın ticareti, uyuşturucu ticareti ve silah kaçakçılığı… 

Bir de bizim yerel bankalar! 

Banka, ekonominin bir aparatıdır. 

Kendisi değil… 

Yalnız bankacılığın kârlı olacağı bir ekonomik sistem, sistem değildir. 

Öte yandan, ülke ekonomisi, yangın yerine dönmüştür. 

Yaşadığımız krizin sebebi, budur. 

Kriz yaşıyoruz, çünkü  kaynak üretecek olanağımız, yoktur! 

Olanlardan kredi alıp, yatırım yapıp iflas etmemek imkânsızdır… 

Öte yandan da tasarruflar ülkeden kaçıyor… 

Niçin? 

Çünkü bu bankacılık sistemine, tasarruf sahibinin güveni yoktur! 

Deniliyor ki: 

“Giderler kısıtlanmazsa, KKTC batacak…”  

Oysa; 

Gelir ve refah düzeyini düşürerek aşağılarda bir denge arayışı boşunadır.  

Çünkü, aşağıya doğru seyreden bir trendin bir yerde durup denge oluşturması mümkün olamazsa, sonuç çöküş olur. 

Ve sonra, bizim koşullarımızdaki bir devletin giderlerini kısması, reel sektörün de aşağı çekilmesi demek değil midir?  

Rasyonel çıkış yolu, sonuçları elleyerek değil, nedenleri düzelterek, gelir ve refah düzeyini yukarıya doğru harekete geçirecek bir yeniden yapılanma süreci olmalı... 

Bunun da ilk şartı, istikrarlı ve makul maliyetli bir finans yapısı ile tefeci finans koşullarını ortadan kaldırarak, bankacılık sistemi, ülke ekonomisini finanse etme ana misyonuna tekrar kavuşturmaktır... 

Merkez Bankacılığı da dışa kaynak sızdıran “Şube” olma yapısından, gerçek bir Merkez Bankası yapılanmasına kavuşturularak, kontrol edilebilir bir Finans Yönetimi Sistemi kurulmalıdır. 

O zaman kaçan kaynaklar da geri gelir, yatırım yapmak isteyen de kaynak bulabilir.

Reel Sektör’ün bugünkü ihtiyacı, “sıcak para”dır… 

Ekonomideki görevi bunu sağlamak olan bankalar, %10’un altında enflasyonla, %30’lara varan kârlar elde ederek, bir yandan bindiği dalı kesip, ekonomiyi çökertmekte, öte yandan da bir gün; oynatacak politik aktör de bulamayacağını, çünkü bu gidişle bu statükonun bütünüyle ortadan kalkacağını da fark edememektedirler. 

Bu gidişle, kendileri de batacaklar ve sektörü Türkiye bankaları ele geçirecektir! 

Sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek birkaç kişinin çok iyi paralar kazanıyor olması, kendilerinin hallerinden memnun olmalarına yol açıyor olabilir!

Ama bu halkın, kendi ayakları üzerinde durmasını değil, yok olmasını sağlar… 

Durum, budur…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.