1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Ekonomi konuşmak
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomi konuşmak

A+A-

Bugün cumhurbaşkanlığında ekonomi masaya yatırılacakmış. Umarım çareyi bu halka “bedel” ödetmekte bulan görüşlere itibar edilmez…

Bizim ekonomimizin ana hastalığı nedir?

Resmi belgelere göre, burada Arzedilen Para, 7 milyar TL iken, piyasada dolaşan paranın, 260 milyon TL olması! Geriye kalan, resmi ve/veya özel, vadeli ve/veya vadesiz mevduat olarak, bankalarda duruyor. Bunun yarısı, Türkiye bankalarında, geriye kalanı, yerel bankalardadır. Adını koyalım: Piyasada para yoktur… Meselenin kökü, burada yatıyor…

Devam edelim… Yerel bankalarımızda, kredi faizi %20’nin üstündedir… Oysa AB Kriterleri’ne göre, kredi faizi %9’dur… %11’i geçince, sizi Euro Alanı’ndan çıkarırlar… Çünkü bu oranda faiz ödemek için, en az %30 kârlılık gerekir ki dünyada bu kârlılık oranına sahip bir ortam, yoktur. En verimli şirketlerin bile dünya üzerindeki kârlılığı, %15’i geçmez… Bu finans düzeni ile, burada yatırım yapmak, sadece kumarhane, silah, kadın ve beyaz ticareti yaparsanız mümkündür. Zaten yalnız onlar yapıyorlar… Bu faiz hadlerinin yüksekliğinin, nedenleri var… Onlar ayrı tartışma konusu… Dolayısıyla, bizim paramız, bankalarda duruyor ama yatırıma yönlendirilemiyor… Hayda hayda, kişiselkredi olarak kullanılıyor ki onların çoğu da mahkemelik…

Öte yandan, Türkiye bankalarında duran mevduat da krediye yönlendirilemiyor. Buradaki mevzuat nedeni ile onların da burada Türkiye koşulları ile kredi vermesi mümkün olmadığı gibi olsaydı da vermeye çok hevesli oldukları, söylenemez… Oysa genel ekonomi içinde banka’nın rolü, görevi nedir? Mevduat toplayarak, bunları yatırıma ve dolayısıyla istihdama aktarmak değil mi? Bizde bankacılık sektörü, yerel olsun, Türkiye kökenli olsun, bu rolü bir biçimde oynamıyor…

Özetle hastalığımızın bir ayağına teşhis koyacaksak, kaynak darlığı ve piyasada sıcak para darlığı diye tanımlayabiliriz.

İkinci ayağa gelince:

Diyelim ki kaynağı buldun, ürettin! Nereye satacaksın? Hizmet ürettin… Kime sunacaksın?

Bu soruların cevaplarını bilmeden, öyle memur maaşlarını kısmakla bir ekonominin kurtulduğu, dünya tarihinde varit değildir. Çok çok ticareti de tam batırırsınız, o kadar… Üretim zaten yok… Devlet sektörü de öldü… Ticareti de ortadan kaldırınca, sonu ne olur? Bilemem…

İlke olarak, özelleştirmeye de karşı değilim ben ama bütün devlet kurumlarını, Türkiye sermayesine peşkeş çekerek, nereye doğru yürüdüğümüzü düşünebilecek akıl da mı kalmadı artık? Bu halk, 1930’larda tefeci sultasından, Sir Ronald Storss’un çıkardığı kooperatif yasası ile kurtulup, toprağını elinde tutabildi. Hani Dr Küçük tarafından, “Elonofil” diye tesmiye edilen, sömürge valisi… Onun kadar da mı düşünmüyorsunuz bu halkı?

Her türlü sorunun çözümünü, “çözüm”e delege edenlerden değilim… Ama burada, dünyanın tersine, politikayı ekonomi belirlemiyor! Politika ekonomiyi belirliyor… Ve gayet açıktır ki ekonomik akıl, politik iddialara yön vermezse, bizim ortada değil bir politik öngörümüz, kendi kimliğimiz bile kalmayacaktır.

Paketi biz yazdık diye yalan söyleyerek, kimseyi kandıramazsınız! Korumaya çalıştıklarınızın da sizi koruma görevi yok mu en azından? Hadi tümümüzden vaz geçtik… Bunca sene sadık bende olmanın bedeli bu mu?

Oturun, konuşun… Ne kadar güzel! Ama bir zahmet, kaç sene daha oturacak koltuk bulacaksınız? Onu da konuşun…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.