1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Ekonomide balon etkisi
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomide balon etkisi

A+A-

Fernad Braudel, kapitalizmin tarihini incelediği Maddi Uygarlık ve Gündelik Meselelerimiz isimli  üç ciltlik çalışmasında, Para’ya büyük bir bölüm ayırır. Ona göre, paranın bir değişim aracı olarak ortaya çıktığı günden beri, daha salt madeni paranın kullanıldığı çağlarda da her zaman, piyasada bir para sıkıntısı vardır! Madeni paranın ticarette kullanımı çok yaygın olmamasına karşın, mevcut madeni para miktarı ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır. Bu açığı, dolaşım hızı kapatmaktadır. Fisher Denklemi! Altın ve gümüş’ün değerlerinin dalgalanmasının başlıca nedeni üretimlerinin düzensiz olmasıdır. Ve madeni paraların bir kısmı değerlerinin dalgalanmasının da etkisiyle yastık altına gitmektedir. Çin’de daha 7.yy’da banknot kullanılmıştır!

Senet, borç senedi, hisse senedi gibi kendisi para olmamakla beraber, parayı temsil eden kıymetli kâğıtların dolaşıma girmesi, 14.yy’da Floransa’da bir Borsa olmasına rağmen, 16.yy’da Amsterdam Borsası’nda “moda” olmuştur! Kapitalizmin daha nüveleri varken, altın/gümüş/bakır cinsinden para ile piyasada dolanan deyim yerinde ise “itibari para” cinsinden değerler arasında önemli bir fark vardır. Var olan değer ile var olduğu varsayılan değer arasındaki farkın sebep olduğu bunalımları burada yazmaya, yerimiz yetmez!

Hafta içinde, yaşamakta olduğumuz ekonomik krizle ilgili, iki makale okudum. İlki bir iş adamımıza ait! İkincisi, bir akademisyenin!

İşadamımız, gelişmiş kapitalist ülkelerdeki tüketim daralmasına bağlı bu krizin, satın alma gücünün düzeyini korumak üzere, kapitalist anavatanlarda yükselmiş olan ücretlerin, maliyetleri rekabet edilebilir düzeyin üstüne çıkarmasından dolayı yaşandığını düşünüyor! Yüksek ücretler ve sosyal haklar nedeni ile alternatif ekonomiler (Çin v.s.) ile rekabet edemeyen sermaye, kendi ülkesinden çözülüp, düşük maliyetli ülkelere göçüyor! Ve bundan dolayı da gelişmiş kapitalist ülkelerde, işsizlik artıyor, satın alma gücü düşüyor ve dolayısıyla, üretilen, tüketilemiyor! Krizin nedeni bu!

Peki ama düşük maliyetle üretileni kim tüketiyor? Kimse tüketilmeyecek meta üretmeyeceğine göre, o maliyeti düşük ülkelerde üretilen de tüketilmiyor mu? O ülkelerin tüketim hacmi bütün dünya sisteminin ürettiklerini tüketmeye yetmez ki! Ve en sonunda, üretilenin tüketilebilmesi için, o düşük maliyetli ülkelerde de nihayette refah artıp, maliyet yükselmeyecek mi?

Akademisyen dostumuz ise batıdaki tüketim darlığının sebebinin, orta sınıfların, finans sisteminin pompalaması ile aslında olmayan kaynaklardan yaptığı ,çok yoğun yatırımlardır diye düşünüyor! Yani sistemin piyasaya para pompalaması, öyle yoğun bir borçlanmaya yol açmış ki şimdi orta sınıflar, o yoğun borcu ödeyebilmek için, bütün harcamalarını kısmış! Çünkü aslında o para yok! Bankaların elinde, Roosvelt döneminde olduğu gibi sonsuz kaynaklar yok! Tüketimin daralmasının nedeni bu! Krizin mortgage borçlarının ödenememesi üzerine patlak verdiğini düşünürsek, ben bu ikinci görüşe hak vermeye daha yakınım… 1929 yılında, ABD’de yapılan kredi ile satışların toplamı, 6 milyar dolar’dı… Ama Amerikalıların birikmiş 6 milyar doları, yoktu… Balon şişti ve patladı…

16.yy’dan beri, değişik nedenlerle defalarca yaşanan finans krizlerinin, tümünde ortak bir özellik  vardır: Önce spekülasyonla piyasa şişmekte, sonra da bir noktadaki tıkanma ile patlamaktadır… Yarın, spekülasyonu konuşalım!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.