1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Elektrik kurumu ve özerkleştirme olayı
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Elektrik kurumu ve özerkleştirme olayı

A+A-

Belli olmuştur ki bu ülkede  önünde  “Devlet”  yazılı ne kadar  sektör varsa ya zarar ziyandadırlar yahut kapasitelerinin çok altında çalışmaktadırlar. 

Bir zamanlar Türkiye’de  de  KİT denilen  Kamu İktisadi Teşebbüsleri  vardı.  Hem bütçeye yük,   hem de piyasa ekonomisiyle çelişen üretim kısırlığına düşüp  kalitesizlikler sembolleri oldulardı! Ayni zamanda Devletin istihdam çiftlikleri olmaları da bedava geldiydi!  Dolayısıyle sürekli zararları yaşadılardı.         Şaibeli de olsa Özal döneminde  bu KİT’ler  “özelleştirilme” programlarına sokularak    Devletin kamburundan atılmaya başlandılardı ki  devamında hem bugünün Türkiye Ekonomisinin  yolunu açtılardı  hem de  çok daha kapsamlı “özelleştirme”  politikasını oluşturan kapıları açtılardı.  

BİZDE İSE:  1960’lardan başlayan ekonomik kıpırdanmalar içinde mesela  1974’den öncesi kuruluşu ile  bir ETİ vardı.  Her devrede zarar ziyanı oynardı, galiba geçenlerde satılığa çıkartıldı!

Arada Kooperatifçilik denemelerine girildiydi,   yürütülemedi ki   şimdi nasılsa  ellerde kalakalan bazı tesislerinin özelleştirilmeleri gelmektedir  gündeme!  

Bir ara Belediye,  sendika işbirliklerinde  “Belça,    Peyak” gibi Kooperatif kuruluşlar da oluşturulduydu.  Halka yönelik alış verişleri,  Bankaları ile çok da  başarılı oldulardı.  Onlar da dayanamadılar.  Elde kalanlar ise  şöyle böyle işte…

1974’den sonra Rum’dan kalan tesisler,  Sanayi Holding diye Devlet’e yamalandırıldılar ama  “yağma Hasan’ın böreği”   olmaktan kurtulamadılar,   batıp gittiler!

KISACA:  Tutun ki  1960’lardan beridir Devlet,  Vakıf yahut  Belediye,  Sendika,  Birliklere ait oluşturulmuş ne kadar ticari sektör varsa;  aralarında KTHY’nın iflasının da yaşandığı gerçeklerde tümü de sadece  “zararlar hanesine”  kazındılar!                                              

****                                

KKTC’Yİ DE SARAN ÖZELLEŞTİRME MODASI

UBP’li İrsen Küçük Hükümeti göreve,   Devlete kambur olan sektörleri özelleştirme programı ile başladı.  Yukarıda da kısaca hatırlattık haksız sayılmazdı çünkü elde devlet etiketli ne kadar sektör falan varsa hepsi de ziyandaydı.                            Nitekim “Ekonomik Tedbirler Paketi”  hem Ankara’nın isteği  hem de destekli politikada uygulamaya sokuldu. 

Önce KTHY’ları temizlendi.  Yarası hâlâ açık ama!  Çünkü ne yerine yenisi kurulabildi ne de sonradan alabildiğine sancılı da olsa işini kaybeden çalışanlarının istihdam edilmeleri  kanayan yarasını kapatabildi!

Buna karşın ortada bir gerçek vardı: Hadi bu KTHY’ları   partizanca tutumlarda   sürekli personel artırımları ve sayesinde avantasından çokça yararlanılması nedeniyle battıydı!   Pekala Özerk olan Belediyeler nasıl batağa saplandılar?  Sigortalılardan alınan ve sürekli artırılan primlere karşın Sosyal Sigorta neden  iflas edecek duruma düştü?   Vakıf Üniversiteleri niçin bütçesel sorunlar yaşamaktadırlar? Kıbrıs Türk Limanlar Şirketi neden vadesini doldurdu?  Süt Kurumu,  Toprak Ürünleri,  Telekomünikasyon ve şu  Elektrik Kurumu neden zararlarla batağı oynamaktalar?

Kısaca  “devlet”  ve “özerk” olan ne kadar sektör varsa  neden zararına ve iflasına bir seyirle ya göçüp gittiler,  yahut vizilemektedirler?”

ŞİMDİ DE SIRADA ELEKTRİK KURUMU VARDIR: Tartışmaları sürüyor.  Altı yüzü aşkın çalışanının  sendikaları El-Sen  “özelleştirme”  yerine  “özerkleştirme”  istiyor.  Yani  “çalışanın çalıştığı iş yerine sahipliğini.”

Bu “özerkleştirmenin” bir örneği 1974’lerde  “Kıbrıs Türk Limanları İşçileri Birliği”nin oluşumunda görüldüydü.  Liman işçileri sadece  “yükleme-boşaltma” işlerinden sorumlu olurlarken  hem Mağusa limanındaki araç gereçleri satın almak durumunda kaldıydı  hem de koydukları sermaye ile  “işleri”   idame ettirmeye çalıştılardı!”  O dönemlerde  “işçi ilk kez çalıştığı iş yerine sahiplık koydu”  diyerek oluşuma alkış tuttuyduk.

Fakat şimdilerde bu şirket malullüğünü söylüyor.  Şirkete mensup beş on çalışanı kaldı,  dıştan günü birlik  işçi alıyorlar. Kısaca  batıp gidiyor. Ne araç gereçlerini  yenileyebiliyorlar ne de rıhtımdan ibaret kalmış limanın kaderini değiştirebiliyorlar.

Dome Otel’de benzer bir uygulama başalatıldıydı..  Orda da çalışanlar otelin işletmesini devraldılardı.  Durumları nicedir  bilemiyoruz.

VE EKLİYORUZ:  “Özerklikle”  ilgili bu iki örneği şunun için veriyoruz.  “Özerkleştirme her zaman kurtuluşun yahut  mükemmeliyetçiliğin çaresi değildir!”       Kaldı ki Elektrik Kurumu çalışanlarının Kuruma ait nelerin sahibi olmak istediklerini de bilmiyoruz. Hem tahsilatı yapıp,  hem santralı idame ettirip hem de halka hizmet götürmek mi?   Büyük olaydır!

KALDI Kİ:  Açıkça yazalım.  Bu Kurumun hizmetlerinden her zaman yoğunluğunca şikâyetler olagelmiştir.  Hatta devre devre şaibeli olaylar kokusu da çıkmıştır. 

Kaldı ki Elektrik kurumunun kuruluş ve idamesinde halkın büyük oranda parasal katkısı vardır.  Santralı bu halkın parası yaptı!  Yani her halde  altı yüz kişiye  “buyurun sizin olsun”  demek o kadar da kolayından bir devir olayı değildir!   Bu bir.                                                 İkincisi şu olmalıdır:  Özerkleştirmeye gidilirken  idamesi için sermayesi ne kadar olacak,  güvencesini kim  yahut hangi finans müessesesi  verecek?   Devletin hissesi olacak mı ne kadar olacak,  derken…

Bu memleket ekonomist kaynamaktadır. Söz onlarındır.  Yazıp açıklasınlar.   Öğrenelim ki neden bu özerkleştirmeyi   alkışlayacağımızı  bilelim.  Yahut niçin karşı çıkacağımızı!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.