Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Empati…

A+A-

   Bizim tarafta açıkça 1 Temmuz sendromu başladı. 1 Temmuz, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB dönem başkanlığını üstleneceği tarihtir. Normalde bu olaya karşı bu kadar da pimpirikli olmamamız gerekir. Çünkü Rum tarafı AB üyesi olduğuna göre, AB dönem başkanlığı sorumluluğu da er geç kendilerine geçecekti. 

   Gelgelelim normal bir durum yok ki ortada… Şımarıklıkları ve saplantıları çok iyi bilinen Rum tarafının gerek AB’yi ve gerekse BM’yi arkasına alarak bugüne kadar Türk tarafına uyguladığı haksızlıklar düşünüldüğünde, gündeme birtakım kuşkuların gelmesi olağandır. Bunların bir de AB başkanlığını üstlendiklerinde artık nelere tevessül edebileceklerini tahayyül etmenin sınırı yoktur!..

   Annan Planı referandumu döneminde kalıcı ve barışçı çözüm konusundaki özverili tavrını net biçimde sergileyen Kıbrıs Türk tarafı, gerek AB’nin ve gerekse BM’nin bazı jestlerine layık görülmüştü. Bunları bile engelleme hırçınlığını gösteren Rum tarafına güven duymak mümkün mü?

     *       *       *

   Lütfen sadece şu iki olayı anımsayalım:

   26 Nisan 2004’te AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi KKTC hakkında önemli bir karar alır. Bu karar KKTC’ye uygulanan izolasyonların kaldırılmasını, ayrıca 259 milyon Euro’luk yardım yapılmasını içermekteydi. Karar, ekonomik bir tüzükle de düzenlenir. Ne var ki, şirret biçimde devreye giren Rum tarafı bu kararın uygulanmasını engeller.

   Bir ay kadar sonra, 28 Mayıs 2004’te dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan, iyi niyet misyonu çerçevesinde hazırladığı raporda şu görüşe yer verir:

   “Kıbrıs Türk tarafına karşı etnik baskı uygulamak ve dünyadan tecrit önlemleri almak için geçerli hiçbir neden kalmadı. Bu nedenle BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs Türk tarafının ekonomik kalkınmasını önleyecek uygulamaların kaldırılmasına katkıda bulunması gerekir.”

   Annan’ın bu çağrısının gerçekleşmemesi için Rumlar ve yandaşları inanılmaz bir kulis faaliyetine giriştiler ve amaçlarına da ulaştılar. Baskılar ve izolasyonlar, Annan Planı referandumunun öncesinde olduğu gibi aynen sürdü. Türk halkına o dönemde verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı

   Kıbrıs sorununun tarihsel süreci içinde, Rum’un adaleti engelleyen şirretliğine ilişkin, bunlara benzer daha yığınla örnek vermek mümkündür.

     *       *       *

   Karşımızda Türk tarafıyla asla empatiye girmeyen, her türlü paylaşımı ve eşitliği zül sayan, zamana oynayarak Türk direnişinin çökmesini bekleyen bir mentalite var. Bu mentalitenin artık bizi bunalttığı ve çıkış yolları arama zorunluluğunu bize hissettirdiği bir gerçektir. Alternatifsiz olmadığımızı düşünmek ve bunu karşı tarafa da duyumsatmak ihtiyacı içine girdiğimiz zamanlar oluyor.

   Duygusallığı bir yana bırakarak kabul etmeliyiz ki, AB’den sorumlu bakan Egemen Bağış’ın gazetemizde yayımlanan ve büyük yankılar yaratan o demeci de böyle bir ihtiyaçtan kaynaklanıyordu. Çözümsüzlük halinde seçeneklerden birinin de KKTC’nin Türkiye’yle birleşmesi olabileceğine değinir değinmez tepkilerle karşılaşan Bağış, “söylediklerimi anlamayanlar heceleyerek okusunlar” mealinde konuştu. 

   Aslında bu bir diplomatik taktik açılımıydı. Siyasal çözüm konusunda “Nuh” deyip “peygamber” demeyen Rum uzlaşmazlara karşı Türk tarafının elindeki radikal kozlara işaret eden diplomatik bir yorum. Diplomasiden az çok anlayanlar, Bağış’ın sözlerini hecelemeden de okuyabilmişlerdi.   

   Ben şunu da çok iyi anımsıyorum: Büyük devlet adamı Bülent Ecevit de bir ara “üzerinde tek bir Türk kalmasa bile Kıbrıs Türkiye’nin güvenliği açısından önemlidir” dediğinde benzeri tepkilerle karşılaşmış ve fotoğraflarının daha önce koyu Ecevitçi geçinen kimi solcumuz tarafından duvarlardan indirildiğine tanık olmuştu.

   Rumlar Türklerle, Türkler de Rumlarla empati kurmayı beceremeyebilir. Ama hiç değilse Kıbrıs sorunsalının sarmalında bunalmakta olan bizler, yeri geldiğinde, ya da bıçak kemiğe dayandığında o tür taktik söylemlerde bulunan Türk devlet adamlarıyla empati kurmasını bilelim, onları anlayabilelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.