1. YAZARLAR

  2. Harun Denizkan

  3. Enformasyon Dairesi Müdürü kim olacak?
Harun Denizkan

Harun Denizkan

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Enformasyon Dairesi Müdürü kim olacak?

A+A-

Kimse kusura bakmasın ama bizde müdürlükler gollifa gibi dağıtılıyor. Bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün hükümetler de bu geleneği sürdürdü. Partili olsun da ne olursa olsun.! Lâf aramızda bugün sizlere bunun bir örneğini anlatacağım.  Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Enformasyon Dairesi’nde aylardır müdürlük kavgası veriliyor. Haziran ayından beridir emekli olan Sermed Emin’in yerine kimin atanacağı  tartışmaları yapılıyor. Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün bu konuda yetkisiz kaldı.

Diyeceksiniz bir müdürü atayacak kadar gücü yok mu? Elbette gücü var ama müdürlükte gözü olanlar UBP’li ise ve müdürlüğü de hak etmiyorlarsa, müdür olmak için partide çalmadık kapı bırakmıyorlar. Yani onlar için aranan vasıflar değil, partili olmak önemli. Enformasyon Dairesi müdürlüğü basit bir müdürlük değildir. Bir kere bu göreve getirilecek olan kişinin üniversite mezunu ve en az üç lisan bilemediniz iki lisan bilmesi gerekiyor. Bu vasıflarda olan kişiler yok mu? Vardır mutlaka... Ama söz konusu olan parti ise durum değişir. İşte bu yüzden Özgürgün enformasyon Dairesi müdürünü atayamıyor. Müdürlük bekleyenler beş altı aydan beridir dairede müdür olma gayretinde. Eee hal böyle olunca da Bakan Özgürgün müdürü atayamıyor.

Bize gelen bilgilere göre; Enformasyon müdürlüğü için dört kişinin adı geçiyor. Bunlardan biri Erhan Akar. Saf UBP’li ama üniversite mezunu değil, ayrıca ingilizcesi de yok. Ama yine de saf UBP’li olduğu için Erhan Akar’ın müdür olmasını istiyorlar. Dedik ya particilik önemli. İşte Akar da bir UBP’li olduğu için adı geçiyor.  Enformasyon dairesinde adı geçenlerden bir diğer isim de Mustafa Erülgen. Çalışkan birisi, üniversite mezunu, ingilizcesi de var. Ama tek kusuru CTP’li olması. UBP hükümette iken Mustafa Erülgen’i müdür yaparlar ise parti herhalde oturur kalkar. Özgürgün’ün buna cesaret edeceğine de sanmıyoruz. Erülgen CTP’li diye o müdür olamaz. Ancak CTP hükümete gelirse onun da müdür olma hakkı doğar. Bu memleket işte böyle. Enformasyon Dairesi müdürlüğü için Gönül Ataner’in de adı geçiyor. Ama onun da bir kusuru var. Ne yazık ki; o da ÖRP’li olduğu için müdür olamıyor. Onun da müdür olabilmesi için ÖRP’nin iktidara gelmesi gerekiyor. Bu saatten sonra ÖRP’nin iktidara gelmesi de imkânsız gibi birşey. Yani; Ataner’in de hiç şansı yok.

Bu duruma göre; Erhan Akar saf UBP’li olduğu için onun şansı var. Ama onu da zorlayan başka bir isim daha var. Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün annesi ile arkadaş olan Bahar Öztay, Akar’a rakip. Çünkü onun vasıflarının dışında bir de bakanın annesi ile arkadaş olması var. Yani; neticede Enformasyon Dairesi müdürü kim olacak? diye sorarsanız; CTP’li ile ÖRP’liyi bir kenara koyup saf UBP’li ile Bakan’ın annesinin arkadaşını dikkate alacaksınız. Tabi bu arada parti içerisinde dıştan müdür olmak isteyenler de talip. Dedik ya partili olması önemli. Partililer ucundan bastırıyor. Özgürgün de bu yüzden bir türlü karar veremiyor. Diyeceksiniz annesini mi kıracak? Söz konusu parti ise annenin de sözü pek geçerli olmaz.

GARGA’DAN AL HABERİ

FAİZ MAĞDURLARI AÇLIK GREVİNE GİRMEYE HAZIRLANIYORLAR

Aslında faiz yasası ortaya atılmasaydı bugün faiz mağdurları diye birşey olmayacaktı. Borçlarından dolayı hapse atılan vatandaşlarımız ilk kez seslerini duyurmaya çalıştılar. Dünyanın hiçbir ülkesinde borcundan dolayı kimse hapse atılmıyor. Bu Türkiye’de de böyle. Ama ne yazık ki bizde borcu olan ve borcunu ödemeyen kişiler hapse atılıyorlar. İnsan haklarına aykırı bir durum. Yaklaşık birkaç aydan beridir faiz mağdurlarını konuşuyoruz. Faiz yasası ortaya atılır atılmaz faiz mağdurları da ortaya çıkıverdiler.

Dün mecliste bir grup faiz mağduru kadın eşlerinin cezaevinde tutuklu olmalarından dolayı mecliste Başbakan ile görüşme talebinde bulundular. Yanılmıyorsak altı veya yedi bayan gün boyu mecliste Başbakan’ı bekledi. Ama Başbakan’ı göremediler. Elde ettiğimiz bilgilere göre; bu kişiler bugün yeniden Başbakan ile görüşmeyi deneyecekler. Eğer Başbakan ile görüşemezler ise açlık grevine gideceklerini söylediler. Aslında toplum olarak faizler konusunda pek etkili olmadığımızı görüyoruz. Eşleri tutuklu olan insanların dışında pek seslerini çıkaran yok. Bir ara borcu olanları da görüyorduk ama artık onlar da yok. Belli ki; bir yerlerden talimatlar geldi. Kala kala altı bayan mücadele veriyor. İşte toplumun yapısı bu. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mentalitesi.

Şunu bilmeliyiz ki; İnsanların borçlarından dolayı hapse atılmaları kabul edilir bir durum değil. Eğer bu insanların beş on bin Euro paraları olsaydı insan hakları mahkemesine dava açarlardı. Üstelik de KKTC devletini değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni dava ederlerdi. Vatandaşımızın bu konuda duyarsız olması bize göre üzücü. Anladık borçlarını ödeyemeyen bir grup insan var. Ama borçları ödenmedi diye de hapse atamazsınız. Birleşmiş milletlere de aykırı bir uygulama. Bu vatandaşlarımız bize göre çaresiz kaldı. Açlık grevine de girseler bu yapı ile hiçbir şey olmaz.! Başında da dediğimiz gibi; bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti hakim.  

MESAJI OLAN ALSIN

Sn.Sadık GÜRSES; Kestane kabap yemesi sevap derler ama galiba biz bu kestaneyi artık yiyemeyeceğiz. Son yediğimiz buğulama üsulü kestaneden sonra kestane yememiz yasaklandı. Her canım kestane kababı çektiğinde aldığım cevap şu oluyor; “ara kestane Sadığı da gelsin yapsın sana”... Ne yani; benim hakkım yok mu kestane yemeye? Yoksa bu işin gerçek uzmanı sen misin? Kestane kebabı için ızgaralık da alındı, bakalım bu işin sonu nereye varacak?

Sn.Bakanım; Geçen hafta sonu bir manken kızın cep telefonuna atmış olduğunuz mesajlar dilden dile dolaşıyor. Mankenin yapacak işi yok zaten, sizin göndermiş olduğunuz o mesajları çevresindekilerine gösterip hava atıyor. Bu konuda sizi uyarmak istedim, yine de siz bilirsiniz.

Sn.Sunat ATUN; Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi elektrik zamı ile ilgili çok önemli bir açıklama yaptı. Elektrik zamının gereksiz olduğunu söyledi. Bu açıklamadan sonra ben olsam zamı derhal geri alırdım. Nasıl olmasa bu ülkede parayı veren düdüğü çalıyor.

Sn.Ertuğrul HASİPOĞLU; Geçtiğimiz günlerde Demokrat Parti’den UBP’ye geçen kişilere tören esnasında parti rozeti taktınız. Keşke İrfan arkadaşa parti rozeti takmasaydınız. Lâf aramızda bu arkadaş en az 10 yıldan beridir UBP’de kurultay delegesi. Bazı kişiler sizi oyuna getirsin diye bu arkadaşa rozet takarken gazeteye fotoğrafınızı da koydular bilginiz olsun.

Sn.Ömer TORUN; Dikkat ettim K.Kaymaklı her kampa girdiğinde takımınız gelip geliyor. Kamp konusunda hassas olduğunuzu biliyorum. Yoksa futbolcularınız kamp yapmayı çok mu seviyorlar? Sizce bu işin aslı nedir?

Sn.Doktorum; Bakıyorum da Albay’ın ile haşır neşir olmuşsunuz. Seni görmeyeli çok şeyler değişmiş. O emekli, sen emekli bu gidişle memleketin altını üstüne getirirsiniz. Maşallah o da senin gibi konuşmayı çok seviyor. Onun da yılanı deliğinden çıkartacak kabiliyeti var. Hani derler ya tencere yuvarlandı kapağını buldu. Siz de öyle oldunuz. Ne diyeyim Allah ayırmasın...

Sn.Baysan KELEŞOĞLU; Her doktor seçim kazanacak diye bir kural yok. Mehmet Tancer’in yerine Demokrat Parti’den milletvekili olacağını düşünüyorsan çok yanılıyorsun. Tancer yıllardır az kırık onarmadı. Kaldı ki o milletvekili olmayı yıllar önce kafasına takmış. Öyle sanıyorum ki sen biraz geç kaldın. Yine de sen bilirsin.

Sn.Ünal ÜSTEL; Turizm Bakanı olarak yurt dışında yaşayan yurtdaşlarımızın askerlikten dolayı ülkelerine gelememelerini bir şekilde sağlamanız gerekiyor. Her yıl İngiltere’de yaşayan yüzlerce soydaşımız Kıbrıs’ta aileleri ile görüşebilmek için Larnaka’ya geliyor. Yani; turizm turizm diyorsunuz da kendi yurtdaşımız bile ülkesine gelemedikten sonra turist nasıl gelsin? Biran önce yeni askerlik yasası ile yurt dışında yaşayan soydaşlarımızın ülkelerine gelmelerini sağlayın. Yazıktır günahtır...

Sn.Asım KARADERİ; Geçen gece bir rüya gördüm, seni de tam ucundan yakaladım. Yarın vaktin varsa sana görmüş olduğum rüyayı anlatacağım.

Sn.Ahmet YÖNLÜER; En son görüştüğümüzde Çarşamba demiştin. Aradan kaç Çarşamba geçti sayamadım. Yoksa bizim Çarşamba’yı sel mi aldı?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.