1. YAZARLAR

  2. Nikos Stelgias

  3. Ercan’la Pandora’nın kutusu açıldı, macera şimdi başlıyor
Nikos Stelgias

Nikos Stelgias

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Ercan’la Pandora’nın kutusu açıldı, macera şimdi başlıyor

A+A-

Son haftalarda, Kıbrıs Müzakereleri ve Su Konusunun yanı sıra Ercan ile ilgili haberler Kıbrıs Türk toplumunun gündemine damgasını vurdu. Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye üzerinden dünyaya bağlayan havalimanında bir dizi skandal ve yolsuzluk olayı-şaibesi Kıbrıs Türk basınının gündemindeki yerini korumaya devam ediyor. Eldeki bilgi ve veriler bu olayın birkaç demeç ve haber kesitiyle geçiştirilemeyeceğini göstermekte. Ercan olayı ile beraber deyim yerindeyse Kıbrıs Türk toplumu için Pandora’nın kutusu açılıyor. Bu olay ile beraber yakın zamanda kamuoyu nezdinde ve farklı ‘kulvarlarda’ –belki perde arkasında- bazı önemli yolsuzluk dosyasının gündeme gelmesini takip edeceğiz.

Aslına bakılacak olursa Ercan ve açılacak olan yeni yolsuzluk dosyasıyla beraber Kıbrıs Türklerin modernleşme sürecinde yeni bir evreye girilmiş olacak. 1974’ten sonra adanın kuzeyinde tesis edilen ganimet düzeni 21.y.y.’ın başlarında sürdürebilirliğini kaybetmiş durumda. Kıbrıs Sorununda çözüm olsa da olmasa da Kıbrıs Türk toplumunda değişim çarkları işleyip kuzeyin dönüşümü er veya geç kendi yolunu bulacak. Kıbrıslı Türklerin önünde yeni süreçte iki seçenek bulunmakta: Ya Avrupai bir federasyonun özerk bir eyaleti ile olarak yola devam edilecek ya da yeni anayasa süreciyle farklı bir siyasi sistem eksenine oturacak olan Türkiye’nin etki alanı dahilinde ‘ana vatanın’ bir çeşit ‘serbest ticaret bölgesine’ dönüşüm gerçekleştirilecek. Marksist Solunun var olmadığı, akademik ve siyasi eleştirinin sığ boyutlarda sıkıştığı bir ortamda adanın bu iki çıkış yolundan başka alternatifi bulunmamakta.

Başta vurguladığımız üzere yeni dönüşüm süreci yolsuzluk dosyalarının açılmasıyla beraber yeni bir ivme kazanıyor. İlerleyen süreçte Ercan gibi değişik yolsuzluk ve mafya-derin devlet etkileşimi nüvesi barındıran konular kademeli olarak gündeme gelecek. Kıbrıs Türk toplumunun tarihi yapıları (siyasi yapılar, partiler, örgütler v.s.) bu dosyaların açılmasıyla beraber sarsıntıya uğrayacaktır. Bu bakımdan siyasi ve toplumsal depremlere hazırlanmak için adanın kuzeyinin fazla zamanı kalmadığını belirtmekte yarar buluyoruz.

Kıbrıs Türk toplumunun modernleşmesi sürecindeki yeni evre ne yazık ki sivil irade yetersizliği yüzünden genellikle ‘dış aktörlerin’ etkisi altında başlıyor. Bu noktada tüm suçu ‘ana vatana’ yükleyeceklere, ‘Türkiye her şeyimize el koyacak’ kaygısı ile hareket edecek olanlara birkaç hatırlatmada bulunmakta yarar var. Daha doğrusu son gelişmeler ışığında bazı önemli soruları gündeme taşımayı uygun buluyoruz.

Bugüne dek ganimet kültüründen faydalanıp, ‘böyle gelmiş böyle gider’ edasıyla ve Vatan Millet Sakarya söylemiyle sırtını Türkiye’ye dayayanlar bu çarpık düzenin ilelebet sürdürülemeyeceğini önceden neden kestiremedi? Buna entelektüel seviyeleri mi yetmedi? Yoksa ganimetler her şeyin üstüne ölü toprağı serpmeye yetti mi? Kuzeyde mafya-çarpık derin devlet-fuhuş-uyuşturucu düzeni alıp başını giderken bu toplum neden yetirince sesini yükseltmedi? Sözüm ola ilerici olan Kıbrıs Türk solu neden ‘eleştiriden’ öteye gidemedi? Neden sisteme yenildi ya da sistemin kenarındaki rolü özümsedi? Sözde aydın, çözüm yanlısı entelektüel kesim hangi nedenlerden dolayı tüm kötülüklerin ‘anası’ olarak ya Türkiye’yi ya da ‘aşırı uçları’ sorumlu tuttu? Neden özeleştiriden kaçındı?

İsterseniz gelin biraz daha somuta inelim. Resmi düzeyde Türkiye’nin seçimle işbaşına gelmiş olan Cumhurbaşkanına ve Hükümetine hürmette büyük özen gösteren, ancak perde arkasından Ankara’ya söylenmeyecek söz bırakmayan ‘idarecilerin’ iki yüzlülüğüne ne demeli? 1 Kasım seçimleri öncesi ‘Erdoğan gidici, ABD ve Batı bizimle’ naraları atanlar bu çöken sistemin sorumluluğunu omuzlarında hissediyorlar mı acaba? Bulaştıkları kirli çıkar ilişkileri ve özel alanlarındaki bazı gedikler yüzünden birçok istihbarat kurumunun ‘kuyruğuna’ takılanları bu toplum ne zaman tanımlamaya ve eleştirmeye başlayacak? İç kamuoyuna yönelik ‘milliyetçi’ söylemleriyle öne çıkıp, uluslararası güçlerle, devlet ve istihbarat kurumları ile ‘istişareler’ içerisine girenlerin miadı ne zaman dolacak?

Sorulacak o kadar çok soru var ki… İnsan nerden başlayıp nerede noktayı koyacağını kestiremiyor. Nerden bakarsanız bakın Kıbrıs Türk kimliği açısından sıkıntılı ve bir bakıma hazin bir görüntü ile karşı karşıya bulunmaktayız. Önceki yazılarımızda belirttiğimiz üzere bu coğrafyada etnik, dini veya kültürel kimliğin arkasında durabilmek, onun özerkliğini savunmak metanet, istem ve direnç gerektiren tarihi bir duruştur. Mezopotamya özelinde olup bitenlere bir göz atmak bu nokta açısından aydınlatıcı olabilir. Ne yazık ki bugünkü kıstaslar ve gerçeklik Kıbrıs Türk kimliği özelinde bu duruşun ganimet kültürüne, mafya-fuhuş-derin devlet karmaşıklığına ‘kurban’ verildiğini göstermektedir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar