1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. “Ergenekon”a davetiye çıkartan Sn. Talat cephesi ve şu mok felsefesi
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

“Ergenekon”a davetiye çıkartan Sn. Talat cephesi ve şu mok felsefesi

A+A-

Bazan  “iki kişi konuşurken üçüncüye halt etmek düşer”  prensibinden hareketle,  politikacıların kendi aralarındaki dalaşmalarını  “gelir geçer”  diyerek uzaktan seyrederiz.

Fakat!  Hemen her gün  bir şeyler bulup üretip,  düşünüp  konuşup,   “medyatik   politikacı”  olmayı beceren Sn. Talat söz konusu  oldu muydu çok dayanamaz  lâfa karışırız!

Zaten bilirsiniz ki  Sn.  Talat’ın da istediği budur!  Çünkü bir politikacı için en büyük azap  kendisinin söyleyip kendisinin dinleyeceği yalnızlığa  terk edilmesidir…  Dolayısı ile medyada yahut halk katlarında olumlu olumsuz   sözünü edip,  adını sanını büyültüp küçültüp lafını edeceksiniz ki  hep popüler kalsın!

Bu siyaset psikolojisinden sonra gelelim Sn. Talat’a.  Kimselerin başaramadığını başardı, adı imzası,  hemen her gün  medyada yer aldı. 

Ne var ki şeytan azapta görmeye.  Gitgide demeçleri ile söylemlerini sivrileştirip keskinleştirirken  kantarın topuzunu kaydırdı ki   sonunda  “Ergenekon mahkemelerini”  Kıbrıs’a davet etti!

İddiası ise delilsiz belgesiz sadece bir faraziyeye dayanıyor fakat korkunç bir suçlamayı içeriyordu:

TALAT NE DEDİYDİ:  Taraf gazetesine konuşuyor ve Denktaş’la Eroğlu ikilisinin birçok Ergenekon ve Balyoz sanığınını Kıbrıs’ta,  (KKTC’de demek istiyor  fakat şimdilerde “Kıbrıs ve Kıbrıslı” demek moda olduğundan  o da “Kıbrıs” kelimesini yeğliyor)   vatandaş yaptıklarını hatırlatarak ekliyordu:  “Ergenekon meselesi Kıbrıs’a uzandı,  uzanıyor  dendi sonra durdu.  Bu soruşturma Türkiye’den başladığı için Türk makamlarının başvuruda bulunması lazım.  Bu Kıbrıs için çok büyük  bir ihtiyaçtır…!”

Talat’ın gazetelere yansıyan bu açıklamasını okuduğumda  ağzımdan şu sözler çıktıydı:    “Yapma Talat.  İşte şimdi yıktın viran eyledin perdeyi!”  Ve güldüydüm!        Nitekim en basit aklın mantığı bilir ki KKTC’de  1974’lerden beridir  bir Kolordu vardır ve bu askerler üst kademe subayları ile birlikte rutin görev değişimleri içinde olup sürekli  KKTC’ye gelip gitmektedirler.  Çok olağan süreçlerde de  KKTC  Cumhurbaşkanı,  Başbakan,  öteki Devlet yetkilileri  ile görüşüp,  ilgili görevleri için koordinasyonlu temaslarda bulunup işbirliği yapmaktadırlar.  Gerekirse aralarından bazıları (sanki onlar için çok büyük bir lütufmuş gibi)  KKTC vatandaş     ı da yapılmışlardır…                                                 Şimdi TC’ye bağlı emir komuta zinciri içindeki bu Kolordu mensuplarını KKTC’deki varlıkları nedeniyle    “Ergenekonluk davaların” şüphelerine koyup  soruşturmalar kapsamına  alınmalarını önermek neyin işgüzarlığı olmaktadır?   Eğer  elde somut delil ve belgeler yoksa!

Kaldı ki  Sn. Eroğlu zaten gereken cevabı vermiş bu  “suçlama ve zehir hafiyeciliğe soyunma olayını”  yerli yerindeki kelimesi ile cevaplamıştır:   “Maskaralık!”        Devam edelim.

*****

EĞER ERGENEKONLUK OLAYLAR ARANIYORSA İŞTE GERÇEK OLANLARI.

Sn.  Talat Hristofyas’la müzakerelere başlarken  çözüm konusunda büyük umutlar yakmıştı.  Değil mi ki her iki Müzakereci de Solcu idi.  Ve de AKEL ile CTP öteden beridir  “halkların kardeşliği”  ilkesinde görüş birliğine vardılardı!  Bu görüşlerini  Kıbrıs’ta barışçı çözüme yansıtacak kadar birbirlerine güveniyorlardı!

Nitekim o heyecanla Sn.  Talat,  sonradan Hristofyas’ın,  tadı tuzu kalmamasına karşın  sakız gibi çiğnemekten vazgeçmediği ve Talat kabul ettiydi”  dediği   “tek vatan, tek yurttaşlık,  tek devlet,  tek uluslar arası  birleşik Kıbrıs”  çözümünü prensip olarak kabul etmedi miydi?  Hani çok da inkâr etmedi  ama  sonuçta mızıkçılık yapıp müzakereleri akamete uğratanın Hristofyas olduğunu da söylediydi ki bu da şu anlama geliyordu:

“Eğer bir anlaşmaya varılsaydı ve de  “prensipteki” bu  birleşik Kıbrıs ahkâmındaki  tek devlet ile tek vatan olayı gerçekleşip dolayısıyle TC’nin Kolordusu ile    Türkiye kökenliler   birlikte adayı terk etselerdi,  Türk halkının Rum çoğunluğu altında nasıl felâketlere düşeceği tahmin edilebilinir miydi?  Felâket olurdu felâket!”  

İşte yukarıdaki bu “olasılığın”   üzerine not düşüyor ve “siyasi felâkete ramak kaldıydı”  diyerek  bir  “andıç”  olayı da biz yaratıyoruz!  Ve ekliyoruz:   Eğer Türkiye’de olsaydık şimdi   bu  “andıç” a dayanan olay Sn.  Talat’ın Ergenekonluk olmasına yeterdi!   “Vay sen vatanı milleti satmak için Hristofyas’la böyle kararlara vardın ha”   denilerek!

Elbette   “yani”  diyoruz.  Tıpkı Sn.  Talat’ın  “Ergenekon’u adaya davet ederken  dediği gibi!

ÖTE YANDAN:  Şimdilerde tabi ki  “askeri töhmet altına itip suçlu olarak işaretlemek kolaydır!”  Nasılsa düştü! 

İkincisi şu:  Sn.  Talat Cumhurbaşkanı iken kendisine uzanan asker ellerini iterek tokalaşmaktan kaçınır mıydı?  Yoksa yüzünde gülücükler hatta az biraz reverans yaparak mı sıkardı o elleri!  Şimdi,    “vay,  demek ki sen   o asker ellerini sıktın”  diyerek Ergenekon’a mı havale edelim Sn.  Talat’ı?  (Kaldı ki iki toplumlu etkinlikler nedeniyle kimlerin ceplerine yuroların doldurulduğunu, asıl Ergenekonluk davaların bunlar olması gerektiğini daha söylemedik!)

KISACA:  Bu defa olmadı!  Sn.  Talat bir bomba patlatayım dedi,  üstüne gidilse ellerinde patlayacak!     

*****

VE MOK FELSEFESİNE DEVAM

İyi bir internet tarayıcısı değilim ama işin içine  “pisliğin moku”  girince ben de İnternete girdim. Aradım taradım dünyada hangi ülkede  “bokların elli kilometre yol kat ederek bir şehirden bir şehre aktıklarına dair  bilgiye ulaşamadım. Var,  var olmasına ama onlar da mokun edebiyatı üzerine! 

Mağusa günlerdir huzursuz.   Pis sular hâlâ akmaya devam ediyor mu bilmiyorum.  Fakat Gölde oluşan göletlerden dehşetli kokuların çıktığı gerçek! 

Bir yandan sivrisinekler bir yanda moklar!  Felaket tellallığı yapmayalım diyoruz ama insan taş olsa çatlar!  Yahu ayıp değil mi?  Elli Km. öteden borularla su bile getiremezken,  nasıl becerdiniz de bokları akıttınız?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.