1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Erk, yangın ve sahiplenme…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Erk, yangın ve sahiplenme…

A+A-

40 günlük Dışişleri Bakanımız Kutlay Erk’in göreve başlamak üzere makam odasına girer girmez söylediği ilk şey 10 yıl önce o odadan zamanın Dışişleri Bakanı tarafından kovulduğuna dairdi... Bu olayın niçin yaşandığını 10 yıl öncesinin Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu açıklamak zorunda kaldı… Meğer o günkü görüşmede Kutlay Erk "KKTC çözüme engeldir!.." demiş. Vallahi absürd bir konu!..
   Şimdi KKTC'nin dışişleri bakanı olarak atanan Kutlay Erk’in bakanı olduğu KKTC hakkında böyle düşünmesini yadırgarım...  Hükümetinin güven oyu almasından sonra bakan olarak Cumhuriyet Meclisi kürsüsünden ant içecek… O andın içeriğinde de KKTC’yi koruma sözü var… E peki nasıl olacak şimdi bu iş?.. Andı içmeyecek mi?.. Ya da içtiği anda sadık kalmayacak mı?.. 
   Doğrusu Erk'i Kıbrıs sorununa çözüm arayan müzakere masasında görmeyi hiç istemem. Neden mi?.. Çünkü KKTC, kalıcı ve barışçı çözüme giden yolun kilometre taşıdır. O kilometre taşını yok sayarak ve o kilometre taşının çözüme engel olduğunu düşünerek çözüm aranamaz…
   Hele o özlenen ideal çözüm bulunsun, zaten KKTC statüsü ortadan kalkıp, yerine bir başka otak statü gelecektir... Vazgeçilmez zeminimiz olan KKTC varken de çözüm arayışları sürdürülebilir... KKTC, Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyeti’ni tek başına çalan o yayılmacı ve ırkçı Rum'a devlet bağlamındaki eşitliğimizin göstergesidir. Unutmayalım ki, KKTC kurulmadan önce de Kıbrıs sorunu çözümden çok uzaktı...
   Kıbrıs sorununa çözüm bulma müzakereleri KKTC'nin kurulduğu 1982'den beri değil, 1968'den beri sürdürülmektedir. KKTC'nin kurulmasından 14 yıl önce akıntıya kürek çekmelerimiz başlamıştı... Yani bu sorun KKTC'nin kuruluşuyla başlamadı ki... Bu kronik sorun 1963 Aralık ayından bu yana hepimizin gözlerini yaşartan korkunç biber gazı gibi gündemdedir ve her an onu solumaktayız...
   Aslında bu kronik soruna kaynaklık eden Rum siyasetinin yüzyıllık tarihi vardır. ENOSİS ve hakimiyetçilik saplantıları çok uzun yıllar önce başlamıştı. Bazı dostlar, Kutlay Erk’in KKTC ile ilgili tavrı gündeme gelince sosyal medyada, ta 1930’lu yıllarda yapılan ENOSİS gösterilerinden ve bu uğurda yakılan İngiliz Vali Konağından görüntüler yayımladılar ki, bu da çok anlamlıdır… 
   Koalisyon ortağı, Kurucu Cumhurbaşkanımızın oğlu, Sn. Serdar Denktaş acaba koalisyonun dışişleri bakanının KKTC’nin çözüme engel oluşturduğuna dair görüşüne ne buyurur?. Doğrusu bunu da merak etmekteyim.

    *       *       *

   Yazın gelmesiyle birlikte trajik arazi ve orman yangınları başladı. Soli harabelerini gölgesinde barındıran orman ve yeşillik geçen günkü yangında kül oldu, ne yazık... Yangın helikopterimiz olsaydı bu yangına etkin müdahalede bulunulabilecekti. Ama şu mantığa bakınız ki, yangın helikopterini hiç gündeme almayan yöneticilerimiz, trafik polisini lüks BMW'lerle donatmakta, yangınlara değil, insanlara su püskürtecek TOMA'lar almaya yönelmektedir.

     *        *        *

   TC Başbakanı Recep Tayip Erdoğan'ın geçen gün o büyük mitingdeki konuşmasını dinlerken ben meseleyi çözdüm, uzlaşmazlığın gerçek nedenini anladım. Erdoğan her şeye, ama her şeye  "benim" diyor. "Benim parkım, benim komiserim, benim polisim, benim halkım, benim ülkem, benim icraatım, benim havaalanım, benim valim, benim bakanım, benim demokrasim..." Hasılı her şeyi tanımlaması "benim" mantığıyla ... Türkiye'de her şey sayın başbakanın!.. Böyle de olunca başkalarını Türkiye'de hiçbir konuda hak sahibi görmüyor... Hakkını isteyenin ve arayanın vay haline!..
   İşte bütün mesele bundan ibarettir ey dostlar. Hiç kimse dokunamaz, hiç kimse ilgi gösteremez Erdoğan'ın sahiplendiklerine. Böyle bir demokrasi anlayışı karşısında gerçekten şaşkınım...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.