1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Ertuğ: "Anastasiadis, Akıncı ile yemekte yan yana oturup samimiyetini kanıtlayabilirdi"
Ertuğ: "Anastasiadis, Akıncı ile yemekte yan yana oturup samimiyetini kanıtlayabilirdi"

Ertuğ: "Anastasiadis, Akıncı ile yemekte yan yana oturup samimiyetini kanıtlayabilirdi"

Osman Ertuğ, Beşparmak Grubu adına yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis'in Mustafa Akıncı'nın bu girişimlerinden rahatsız olmasını eleştirdi.

A+A-

Beşparmak Grubu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın İstanbul'da yer alan Dünya İnsani Zirvesi’nde Türkiye’nin özel davetiyle, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği yemeğe katılması ve bu vesileyle İstanbul’da bulunan BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'la görüşerek müzakere sürecini ele almasının yerinde bir inisiyatif olduğunu belirtti.

Osman Ertuğ, Beşparmak Grubu adına yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis'in Mustafa Akıncı'nın bu girişimlerinden rahatsız olmasını eleştirdi. Ertuğ, “Yemeği boykot etmesi, bununla da kalmayarak Cuma gün yapılması planlanan liderler görüşmesine katılmayacağını açıklaması ve BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile olan randevusunu da iptal etmesi, Rum lideri  samimiyet testinde sınıfta bıraktı” dedi.

Anastasiadis'in Erdoğan'ın verdiği yemeğe katılmaması ve "İstanbul'daki gelişmeleri" bahane ederek Akıncı'yla planlanmış görüşmeye katılmaktan vazgeçmesinin diplomatik teamüllere aykırı ve iyi niyetle bağdaşmadığını kaydeden Ertuğ, bu davranışın, başlığı ve teması İnsani olan bir Zirve'yle ilgili olduğuna da dikkat çekti. Ertuğ, “Dileğimiz Rum tarafının bu tür hazımsız ve uzlaşmaz davranışlardan vazgeçerek eşitlik ve ortaklık ruhuna uygun bir yaklaşım sergilemesidir” dedi.

Ertuğ, şöyle devam etti:

“Uluslararası alanda tek yanlı ve haksız bir avantaja sahip olan ve bunu Kıbrıs Türk tarafına karşı diplomatik bir silah olarak kullanmaktan hiç çekinmeyen Kıbrıs Rum tarafının, federal ortaklık müzakerelerinin bu yıl sonuçlanacağı iddia edilen bir zamanda Ada’nın eşit sahibi Kıbrıs Türk tarafına karşı gösterdiği bu tahammülsüzlük gerçekten ibret verici olup karşı tarafın adil ve kalıcı bir uzlaşı konusundaki samimiyetiyle ilgili kuşkuları daha da artırmaktadır”

Anastasiadis’in sergilediği bu tutumla, “Zirvede yaptığı konuşmada bir arada yaşamla ilgili söylediklerinde ne kadar samimiyetsiz ve temelde hegemonyacı olduğunu ortaya koyduğunu” belirten Ertuğ şöyle devam etti:

“Halbuki kendisi bu fırsatı değerlendirerek ortaklık kurma süreci içinde oldukları  ve huzur içinde yaşayacaklarını söylediği Kıbrıs Türk halkının lideriyle birlikte fotoğraf çektirip yemekte yan yana oturabilir, eşit ortaklık konusundaki samimiyetini kanıtlayabilir, bu şekilde ezber bozarak müzakere sürecine görülmemiş bir ivme kazandırabilirdi. Yakın tarihe bir bakacak olursak, bir KKTC Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı uluslararası bir toplantı vesilesiyle İstanbul'a gitmesi ve orada bulunan BM Genel Sekreteri'yle görüşmesi bir ilk değildir. 1999 yılında yine İstanbul'da yapılan ve geride bıraktığımız ‘milenyumun son büyük toplantısı’ diye de bilinen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi vesilesiyle Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf R. Denktaş İstanbul'a gitmiş, orada bulunan zamanın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la görüşmüş ve geniş katılımlı bir de basın konferansı düzenlemişti. Bu gibi toplantılara katılmanın, adanın iki eşit sahiplerinden biri olarak görünürlüğümüzü artırmak ve sesimizi uluslararası alanda daha iyi duyurabilmek için son derece önemli olduğu kuşkusuzdur.  Hatta, o tarihte zamanın Kıbrıs Rum Lideri Glafkos Klerides'in de Kofi Annan'la görüşebilmek için Zirve'deki konuşma sırasını bir başka ülkeye bıraktığı da hafızalardadır.”

Ziyaret ile, Akıncı'nın zaman zaman tekrarladığı ‘Türkiye, Güney Kıbrıs'ı tanımasa da gereklerini tam olarak yerine getiremiyor. KKTC'yi tanısa da bunun gereklerini de tam olarak yerine getiremiyor’ şeklindeki eleştirisine de bir ölçüde cevap verildiğinin düşünülebileceğini belirten Ertuğ, “ Ancak, inisiyatif kimden gelmiş olursa olsun, yukarıda bahse konu edilen AGİT'le ilgili olay, her iki ülkenin de kollektif hafızasında mevcuttur ve bir örnek olarak kullanılmış olması isabetlidir. Beklentimiz, bunun benzeri diğer olaylarda da kullanılması ve en büyük eksikliklerimizden biri olan kamu diplomasideki bu açığın mümkün mertebe azaltılması, hatta kapatılmasıdır. Çünkü, algıların çoğu kez realitenin önüne geçtiği bir dünyada yaşıyoruz ve bir Fransız söyleminde belirtildiği gibi sahada olmayanlar her zaman haksızdır” ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.