1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Ertuğ ile Olgun: “Güney'deki yayınlar Kıbrıs Türk halkını tedirgin ediyor”
Ertuğ ile Olgun: “Güney'deki yayınlar Kıbrıs Türk halkını tedirgin ediyor”

Ertuğ ile Olgun: “Güney'deki yayınlar Kıbrıs Türk halkını tedirgin ediyor”

Ertuğ ile Olgun, “On yıllar süren çetin müzakereler sonucu ortaya çıkan temel prensip, parametre ve kazanımlarımızdan, "yaratıcılık" veya "imaj" adına, burada veya başka bir ülkede taviz verilmesini doğru bulmadıklarını” ifade etti.

A+A-

Eski görüşmeciler Osman Ertuğ ile Ergün Olgun,  Kıbrıs Türk tarafının,  karmaşık ve belirsiz tablo karşısında, İsviçre'de harita ve rakamlar konusunda elini açtığı takdirde, Kıbrıs Rum tarafına gereksiz ve tek yanlı bir taviz vermiş olacağını, son derece dengesiz ve risklerle dolu bir ortama kapıyı açmış olacağını iddia etti.

Ertuğ ile Olgun, “On yıllar süren çetin müzakereler sonucu ortaya çıkan temel prensip, parametre ve kazanımlarımızdan, "yaratıcılık" veya "imaj" adına, burada veya başka bir ülkede taviz verilmesini doğru bulmadıklarını” ifade etti.

Eski görüşmeciler Osman Ertuğ ile Ergün Olgun, iki liderin, BM Genel Sekreteri'nin gözetiminde 7-11 Kasım tarihleri arasında İsviçre'nin Mont Pelerin kasabasında görüşmesi arifesinde bazı düşünce ve değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmayı uygun ve gerekli gördüklerini belirten ortak yazılı açıklama yaptı.

Ortak açıklamada, planlanan görüşmenin toprak başlığına odaklanacağının  BM tarafından açıklandığı ve bu çerçevede ilk kez harita ve rakamların da konuşulacağın belirtildiğine dikkat çekilerek, “Aslında, süreci Kıbrıs dışına, İsviçre'ye taşımanın amacının, toprak konusunu görüşmek ve bu yapılırken sızmaları önlemek olduğu Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı tarafından da daha önce açıklanmıştı. Son aşamada görüşüleceği hususunda taraflar arasında mutabakat bulunan bu konu, ancak Güvenlik ve Garantiler başlığıyla bağlantılı olarak ve ondan hemen önce ele alınabilecek bir konudur” denildi.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın , İsviçre'deki görüşmeyi "sondan bir önceki adım" olarak nitelediğine, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Burcu’nun  ise Güvenlik ve Garantiler başlığının görüşüleceği 5'li toplantı konusunda mutabakat olmadan harita ve rakamların görüşülmeyeceğini açıkladığına dikkat çekilerek Kıbrıs Rum tarafının 5'li toplantıyı kabul etmediğinin açık olduğu kaydedildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu karmaşık ve belirsiz tablo karşısında, Kıbrıs Türk tarafı İsviçre'de harita ve rakamlar konusunda elini açtığı takdirde, Kıbrıs Rum tarafına gereksiz ve tek yanlı bir taviz vermiş olacak, son derece dengesiz ve risklerle dolu bir ortama kapıyı açmış olacaktır.

Daha baştan beri, yani 1977 Doruk Antlaşması'ndan bu yana, toprak ve güvenlik konuları birbiriyle bağlantılı olmuştur. Kaldı ki, 11 Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklama'da, tüm konuların birbiriyle bağlantılı olarak ele alınacağı belirtilmektedir.

Nitekim Kıbrıs Rum tarafı, mülkiyet başlığının toprak ayarlamaları başlığıyla birlikte ele alınması konusunda ısrar etmiş, Rum Sözcü Hristodulides daha geçtiğimiz hafta sonu yaptığı açıklamada "toprak görüşülmeden mülkiyet kapatılamaz" demiştir. Rum tarafının toprak konusuyla siyasi/ekonomik/fiziki güvenlik konuları arasındaki ilişkiyi reddeden duruşuna kararlılıkla karşı çıkılmalıdır.”

Uluslararası basın ve Kıbrıs Rum basınında çeşitli haritalar yayınlanmakta, KKTC'deki köy ve yerleşim birimlerinin isimleri ve yüzdelikler verilerek, İsviçre öncesi bu konuda çeşitli algılar yaratılmaya çalışıldığına  dikkat çekilen Ertuğ ile Olgun’un açıklamasında, bunları Kıbrıs Rum tarafının resmi kaynaklarından bağımsız, salt "spekülatif" haberler olduğunu varsaymanın mümkün olmadığı dile getirildi.

Basın yoluyla manipülatif haberler yayınlayarak görüşmelerin sonucunu etkilemeye çalışmanın baştan beri Kıbrıs Rum tarafının uyguladığı bir taktik olduğu, bu yayınların Kıbrıs Türk halkını tedirgin ettiği ifade edilen açıklama şöyle devam etti:

“Aldığımız bazı duyumlar, bu konuda yapılan yayınların en azından bir bölümünün doğru olduğuna işaret etmektedir. Örneğin, Kıbrıs Rum tarafının "kırmızı çizgisi" olarak ısrarla üzerinde durduğu Güzelyurt ve Karpaz'ın kendilerine verilmesi konusunda bir "orta yol" olarak Kıbrıs Türk tarafının bu ve hatta başka bazı bölgelere "özel bölge" veya "federal bölge" statüsü verilmesini kabul ettiğine dair duyumlar alınmaktadır.

Hal böyle ise, bu, en temel ilkelerden birisi olan iki kesimlilik ilkesine aykırı ve son derece sakıncalı bir durumdur. Birleşmiş Milletler'in olası bir çözümü "toprak açısından iki kesimli, anayasal açıdan iki toplumlu" federal bir yapı olarak tanımladığı unutulmamalıdır.

Diğer yandan, Kıbrıs Türk tarafının, "yasal ikamet" ve "oturma hakkı" adı altında Kuzey'e dönecek Rumlara daha geniş özgürlükler tanımak suretiyle vereceği toprak miktarını daha sınırlı tutmayı öngördüğü belirtilmektedir. Hangi isim veya etiket altında olursa olsun, olası bir anlaşmada Kuzey'e dönecek Rumların sayısının Kıbrıs Türk Kurucu Devleti'nde Kıbrıslı Türklerin  "sarih çoğunluğu" parametresini zedelememesi gerekir. Bilindiği gibi, aynı "sarih çoğunluk" parametresi mülkiyet konusunda da geçerlidir. Aksi takdirde, iki kesimlilik diye bir prensipten bahsetmek mümkün değildir”.

Olası bir uzlaşının temel parametrelerinden olan siyasi eşitlik ilkesinin gözetilmesi ve pratikte uygulanmasının  yaşamsal önem arz ettiği vurgulanan Ertuğ ile Olgun’un ortak açıklamasında, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın  da dönüşümlü başkanlığın ve ortak karar alma mekanizmalarında iki ortağın etkin katılım ve temsiliyetinin sürekli altını çizdiğine işaret edildi.

Olgun ve Ertuğ, beklentilerinin  aynı hassasiyetle yeni federal devletin ortaya çıkmasında her iki kurucu devletin meşruiyetlerinin ve geçmiş icraatlarının meşruluğunun gözetilmesi; yeni devletin münhasıran Rum tarafının işgali altındaki Kıbrıs Cumhuriyeti temelinde kurulmasına yönelik Rum pozisyonuna zemin kazandırılmaması; iki kurucu devletin eşit statüsünün gözetilmesi; gerçekleştirilecek düzenlemelerden gerekli olanlara birincil hukuk statüsü kazandırılması ve Kuzey Kıbrıs ekonomisinin rekabet edebilirliğine yönelik AB uyum çalışmalarının tamamlanabilmesi için yeterli geçiş dönemlerine yer verilmesi olduğunu vurguladılar.

Ertuğ ve Olgun, adayı bu noktaya getiren olayları  Türk tarafının başlatmadığını ve çözümsüzlüğü yıllar boyu sürdürenin Kıbrıs Türk tarafı olmadığını uluslararası toplumun  iyi bilmekte olduğunu,  Rum toplumu içinde gerçeği söyleme cesareti gösteren saygın çevrelerin de bunu   teyit ettiğini ifade ettiler.

Açıklamada, “Yaşadığımız yakın tarih, Kıbrıs Rum toplumu içinde devam eden Türk düşmanlığı, insanlarımıza Güney'de yapılan saldırılar ve bölgemizde yaşanmakta olan savaş ve insanlık trajedileri, güvenlik konusunda ne kadar hassas ve dikkatli olmamız gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Kıbrıslı Türklerin güvenliğinin üçüncü çevrelerin sağlayacağı kâğıt üstünde garantilerle değil, etkinliği somut olarak kanıtlanmış olan ana vatan Türkiye'nin etkin ve fiili garantisiyle sağlanabileceği yadsınmaz bir gerçektir. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve heyetinin bütün bunların bilinci içerisinde hareket edeceği inancıyla kendilerine bu zor görevde başarılar dileriz” ifadeleri yer aldı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.