1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Ertuğrul Kürkçü milletvekili
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ertuğrul Kürkçü milletvekili

A+A-

Türk düşünce dünyasında, sol ve sağ kavramlarını, asıllarından soyutlayıp, kendimize göre “özgün” tanımlamalar yaptıktan sonra, yaşam bize yanıt verince, şaşırıyoruz! Ak Parti’nin üç seçimi üst üste ve oyunu artırarak kazanmasının nedenini, çözemeyişimizin altında yatan, bu… Sonra da dönüp, Türkiye halkına “bidon kafalılar, göbeğini kaşıyan kıllı ayılar” diye sövüyorlar.

Diyeceğim bu değil…

Ertuğrul Kürkçü, meclise girdi! Kızıldere “gazisi” , eski Dev-Genç başkanı, Amerikalı, Kanadalı, İngiliz radar teknisyenlerini; İsrail Konsolosunu infaz eden Mahir Çayan’la birlikte kaçırıp, Deniz Gezmiş’le takas etmek üzere pazarlığa girişen, “anarşist” Ertuğrul Kürkçü, bundan sonra dört sene müddetle, “sayın vekilim” oluyor… TBMM üyesi… Aklıma birkaç yıl önce yazdığım bir yazı geldi:

“ Bir haftadır, sigarayı kestiğimi unutmuşum… Bir tütüncüden bir paket Camel alıp bir tane yakınca aklıma geldi… Onu da attım… Dayandım bir duvara, Hakan’ı bekliyorum… Ansızın bir de baktım ki duvardaki bir levhada, “İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy, bu binada vefat etmiştir” yazıyor…

… Aniden masamızın yanı başında biri durdu…

“ N’apıyorsunuz yahu burada? Yazı erken mi getirdiniz?”

İkimiz birden ayağa fırladık…

“ Otur abi, tam da sana ihtiyaç duyduğumuz bir muhabbet yapıyoruz… Buyur…”

“ Yok” dedi, “verilmiş bir sözüm vardı… Başka bir gün otururuz, size kolay gelsin…”

İstiklal Caddesi boyunca, Tünel’e doğru yürüdü, gitti…

Arkasından, daldım… Hakan’a:

“ Deniz’in suçu, bir banka soymaktı… Bıraksalardı, ne olmak ihtimali vardı ki? Birkaç sene yatar, sonra da işte onun gibi böyle masamıza uğrayıp, cadde boyunca yürüyüp giderdi… Hadi hadi olsa olsa, Erzurum Belediye Başkanı olurdu…” dedim…

Hakan, “ Vallaha yâni…” derken, ikimiz beraber gözden kaybolmakta olan Ertuğrul Kürkçü’nün, Dev-Genç’in efsane başkanının ardından, birer kahve daha söyledik… Kızıldere kırımından kurtulalı, on altı sene hapis yatalı, yirmi yıldır damdan çıkalı, bir saçları dökülmüş, biraz da kilo almış… Ama ses o ayni ses…

Hakan’a, “Bugün de olmazsa, ben artık peygamber meygamber olmam ha” dedim, mesaj gelir de böyle mi gelir yoldaşlar?

Arkadaşımın paketinden bir sigara alıp, yaktım… Çarpıntı gene yokladı… ” (Bkz. Cadde-i Kebir’de bir Akşamüstü, Yeni Düzen)

İşte meclise girdi… Su yolunu buluyor… Acaba o zamandan kendini mecliste ifade etmesine izin verilseydi, TİP türlü çeşitli oyunlarla meclis dışına itilmeseydi, öteki deneye kalkışır mıydı? Kırk yılı kaybeden Kürkçü mü oldu, Türkiye mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.