1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Esaretten esarete adım adım...
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Esaretten esarete adım adım...

A+A-

Dün sabah yani 15.07.1974 günü silahlar patladığında, “gâvurlar birbirlerini yeller, bırakın yesinler” demiştik.

Usumuzda gâvur kötü bir şeydi.

Karıncanın kırmızı renkli olanını, bu yüzden severdik.

Çünkü Türkün bayrağının rengiydi.

Siyahlar ise gâvurdu.

Hepsini aynı kaba koyardık.

Derdik ki, “hepsi aynı”.

Sonra baktık, darbe günü birkaç Rumca konuşan Baflı, silahlarıyla bize sığındılar.

Şaşırdık.

Nasıl olur, dedik.

Öyle ya, o da gâvur, bu da gâvursa, hiç bir gâvur, bir gâvurdan kaçar?

Çakmadık davayı.

Sevindik hatta.

Onlar birbirlerini yedikten sonra biz bulunduğumuz esaretten kurtulacaktık.

Bazıları BBC’i açtı.

Oradan canlı haberleri bizlere duyurdu.

Makarios öldürüldü, dediler.

Ertesinde bir helikopter üstümüzden geçti, gitti.

Neydi bu helikopter, bilen yoktu.

Meğer o helikopterin içinde Makarios vardı.

Canlıydı…

İngiliz üslerine gidiyordu.

Oradan da kaçacaktı, çünkü onun tarafından olan gâvurlar, Yunanistan tarafından olan gavurlara direnememişlerdi.

Dolayısıyla kaçması gerekirdi.

Ve işte o andan sonra kafalarımızda bir şeyler doğmaya başladı.

O da gavur, bu da gavursa neden birbirlerini öldürüyorlardı?

Vardı bunda bir iş…

Bu soruya cevabı o zaman bilemedik.

Hatta bilsek de bilmek işimize gelmezdi.

Çünkü 1955 yılı çok kötü bir yıldı.

Ufak ufak anavatan diye başka bir ülkeyi çağırmaya başlatmışlardı bizlere…

Bizlere olduğu gibi Kıbrıslırumlara da…

Babam limanda bir lokanta çalıştırırdı.

İşleri iyiydi.

Yanında çalışanların çoğu Baflıydı.

Ama neyce konuştuklarının önemi yoktu.

Çünkü ne siyah vardı lugatımızda ne kırmızı.

İyi insanlardı.

İşlerini iyi yaparlardı.

Babam onlarla çok iyi anlaşırdı.

Ki EOKA meselesi doğdu.

O günden sonra babam gibi birçok Türkçe konuşanın işleri aksadı.

Müşteri gelmez oldu.

Bakışlar çatılmaya başlandı.

Bir müddet sonra sıcak temas devreye girdi.

Ve silahını kapan dama çıktı.

1960 cumhuriyet kurulup birleşme olmadan ayrışma ve esaret günlerine akış hazırlıkları hızlandı.

Derken 1963…

Ve 1964…

Lolo ve Lollo gibi tellallar sokaklarda,”Yakında anavatan gelecek” diye bağırmaya başladılar.

Ve bizler karıncaları renklerine göre ayırmaya devam ettik.

15 Temmuz’da gâvurlar birbirlerini yesin, biz esaretten kurtulalım, dedikçe; ülkemiz bölündü…

Şimdi esaretten kurtulduğumuzu sanıyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.