1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Eski bayramların kokusu…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Eski bayramların kokusu…

A+A-

Eski bayramlarla yeni bayramlar kıyaslanır hep… Yeni nesiller, eski nesillere onların bayramlarını sorarlar ve anlatılanları merakla dinlerler… Hiç kuşku duymuyorum ki, bugünün nesilleri de aradan yıllar geçtikte sonra yeni nesillerin eski bayramlara ilişkin meraklarını gidermeye çalışacaklardır… Ama bugünün neslinin gelecekte kendi çocuklarına ve torunlarına bizimkiler kadar zengin anılar seslendirebileceklerini hiç sanmıyorum…
Hele teknolojinin ve modern ilgi alanlarının devreye girmesinden sonra bayramların anlamlarını daha bir yitireceğinden, daha bir sıradanlaşacağından eminim…
   Eski, eskidir, eskimiştir, tarihe karışmıştır. Eskinin geleneklerini günümüzde yaşatmaya çalışmak sadece bir özenti ve şovdur. Her zamanın, kendine özgü özellikleri vardır. Yaşam o özellikler içinde akar ve gelişir…
   Örneğin bugünün nesli eski bayramların, bizim çocukluğumuzdaki bayramların hâlâ burnumuzda tüten kokuları olduğunu bilmezler. Şu anda bu satırları okuyan kaç kişinin, “bayramların da kokusu mu olur?” diye söylendiğini duyar gibiyim. 
   Kınanın, kösele ve derinin, naftalinin, gülsuyunun, taze kavrulmuş ciğerin, fırından gelir gelmez şerbetlenen kızartılmış tel kadayıfının, şamişi ve lokmanın, felafelin, şiş kebabının ve şeftali kebabının, bakır paranın metalik kokuları… Bunlar hep eski bayramlara özgü kokulardı…
     *       *       *  
   Arife geceleri aile bireylerinin avuçlarına kına yakılırdı… Bir kap içinde yoğrulmuş kına, minik çamur parçaları halinde avuçlara sürülür ve kınalı avuçlar, sabah açılmak üzere bir bez parçasıyla sarmalanırdı. Çocuklar, bayramdan bayrama alınan el yapımı yeni ayakkabılarıyla koyun koyuna yattıklarında, o kına kokusu, kösele ve deri kokusuna karışırdı. Naftalin kokusu da unutulmamalı… Bayrama özel, özenle saklanan giysiler naftalinlendikleri sandıklardan çıkartılarak, sabah giyilmek üzere yatak uçlarına uzatılırdı. Erkek çocukların kınalı avuçlarını sevinçle koklayarak, sabahın karanlığında babalarıyla birlikte camiye bayram namazına gitmeleri vazgeçilmez ritüeldi. Camiden çıkışta bir cami görevlisinin avuçlara döktüğü gülsuyunun kokusu her zamankinden farklıydı… Eve gelindiğinde, hele kurban bayramıysa kahvaltıda mutlaka ciğer kavurması vardı. Kurban kesmeyenler bile kahvaltılık ciğerlerini kasaptan almışlardır. Kurban bayramlarına özgü bu ciğerli kahvaltı şeker bayramlarının ilk gününde de uygulanır olmuştu… Şerbeti; gül damlası yaprakları, karanfil ve tarçın katılarak hazırlanan tel kadayıfının ilk porsiyonları da kahvaltı masasına gelmiş olurdu mis kokular saçarak… Kahvaltıdan sonra çocukların büyüklerinin ellerini öperek bayram harçlığı toplama faslı başlardı… Bayramın olmazsa olmazı… Genellikle madeni paralar verilirdi çocuklara… Ve bu paraların da, hele terlemiş avuçlarda kendine özgü metalik kokuları oluşurdu. Harçlıklardan biriken zenginliklerinin keyfini sürmek üzere bayram yerine koşan çocukları o cümbüşlü mekânın kendine özgü kokuları beklerdi bu kez… Şamişi ve lokma tezgâhlarından, felafel büfelerinden, kebapçı mangallarından yükselip bayram yerinin üzerinde bir aroma şemsiyesi oluşturan o oryantal kokular… 
     *       *       *
   Bilmem anlatabildim mi eski bayramları bayram yapan o kokuları?.. Bu kokuların hepsi de silinip gitti yeni bayramlardan… Bugünün bayramlarına pahalı losyonların, arabaların egzoz gazlarının, fast–food tatların, tatil alanları olarak seçilen değişik mekânların, modası hızla geçen kısa ömürlü kokuları egemendir…
   Yine de herkesi mutlu edecek kokular, aromalar ve keyiflerle yüklü bayram günleri dilerim gönülden… Zaman bize uymadığına göre, biz zamana uyacağız ve zamanla barışık olmaya bakacağız. Ama kültürümüzün ta kendisi olan geçmişteki güzellikleri de hiç unutmayacak, hep özlemle anacak ve anlatacağız. Daha nice mutlu bayramlara efendim…    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.