Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Etiket Şart …

A+A-

Yolda yürürken gözünüze takılan herhangi bir şey hiç alakası olmayan bir yerlere götürebilir sizi.

Zaten romanlarla hikayeler böyle başlamıyor mu?

Köşede oturmuş üstü başı temiz ama aç olduğu her halinden belli bir çocuk..

Elinde mendil, satmaya çalışan ama sesi çıkmayan yaşlı bir adam…

Veya kendinden büyük hemcinsleri ganimeti paylaşırlarken dışarıda kalmış cılız  hayvan…

Ya roman olur gördüklerinizden yada ağlamak istersiniz kendi geçmişinizi veya bir tanıdığınızın evveliyatını düşünmekten.

Böyledir işte alakasız bir şeyden bir yerlere gitmek.

Unutmuştum o olayı.

Ta ki Sağlık Bakanlığı tarihi geçmiş bozuk gıda maddelerini görünce , perakende veya toptan her türlü gıda maddesinin ambalajlanma ve etiketlenme zorunluluğu olduğunu hatırlamasına kadar.

Hatırlamışlar ki, bozuk ürünler satılamaz.

İlle de üzerinde son kullanım tarihi yazan etiket gerekiyormuş.

Belki de beş bin kişi yoktuk Baf’ın Mutallo kısmında.

Herkes herkesi tanıyordu…

Dağınık olmasalardı bugün de herkes herkesi tanıyacaktı ama ne yazık ki başlarına iş açılmasın diye dağıttılar Baflıları.

Şimdi ara ki bulasın bilmem ne dayının torununu da senin torununla tanıştırasın.

Herkes herkesi adıyla sanıyla, yaptıkları işlerle tanıyordu.

Hatta araba sayısı az olduğu için hangi araba kimin biliyorduk.

Öyle bir şeydik.

Bir sancaktar geldi, nereden geldiği belli.

Adını bilmiyorum çünkü takma isimlerle geliyorlardı aramıza…

Dağınık sokakları, toplu insanları gören bu adam karar verdi, “Bu insanları derleyip toplayacağım”.

Oysa ki kimse dağınıklıktan şikayetçi değildi çünkü dağınık değildik.

Atıf Dayı mesela…

Onun yaptığı yoğurtların tadını hala damağımda hissediyorum.

Bakmayın siz, “devamıyız” diyen oğullarının şimdi çıkardıkları, “anavatan şekilli uzun ekmeklere…

O zaman o fırının önünden geçmek bile başka duygular yaşatırdı bizlere.

Hele Pazar günleri açık tepsilerde götürülen badadez kebaplarının tadı…

 Hiçbir üründe etiket yoktu, son kullanma tarihi de yazmazdı.

Üretilir,çarşıya getirilir, doğal olarak satılırdı .

Bandabliyanın kokusunu bir düşünün…

Lefkoşa’da da vardı bandabuliya bir ara hatırlayanlar parmak kaldırsınlar…

Ufak ufak orası da günümüze “benzetilmeye” çalışılıyor ne yazık ki…

Baf’a gelen takma adlı sancaktar  karar verdi, “tüm dükkanlar tabelalı olacak”…

Ne alakası vardı tabela ile Baflıların …

İtirazlar kavgalar para etmedi ve herkes tabelasını astı.

İyi mi olmuştu?

Hayır.

Çünkü herkes herkesin hem dükkanını, hem ne iş yaptığını hem de dürüstlüğünü bilirdi.

Şimdilerde bakıyorum da, “Sermayemdi, tarihimdi” denilen velesbitler bile çalınıyor güzelim memleketimde.

Nereden nereye geldik değil mi?

Dün akşam Zeytin Festivaline giden arkadaşım Msn’de yazdı: “Zeytinlik köyü çok hoş,

koza işleri, bizden resim sergileri. Köy meydanında yarısı yabancı seyirciler anlamadıkları halde coşkuluydular…Ama benim de anlamadığım bir şey vardı…

-Ne?

- Köy her şeyiyle  bizdik, köye lahmacun bulaşmamıştı ama…

-Ama?

-Sahnede afişler arasında asılan bayraklar bizim değildi.

-Baf’ı düşün, orada da gereksiz neler yaptırmışlar bize.

Hatırladın mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.