1. YAZARLAR

  2. Yurdagül Beyoğlu

  3. Evlilik aşkı öldürür mü?
Yurdagül Beyoğlu

Yurdagül Beyoğlu

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Evlilik aşkı öldürür mü?

A+A-

Arkadaşlarla evliliği tartışıyoruz. Kimi “evlilik aşkı öldürür” diyor, kimisi de, “Hayır tam tersi. Hareket serbestisi sağladığı için aşkı körükler” tezini savunuyor. Ben de ikinci görüşün savunucularındayım. Tamam, aşkın resmi makamlarca onaylanmaya ihtiyacı yok, kendi kendini yaşatacak bir enerjiye sahip ama madem “dünyaevi” deniyor, girmek lazım.

O yüzden, “evlilik aşkı öldürmez” diyorum ısrarla. Ha aşk bittiyse, o da evlilik dönemine denk geldiyse o başka.

Evlilik aşkı öldürür mü öldürmez mi ona sonra dönelim. “Bekara karı boşamak kolay” der eskiler. Hakikaten de evlilik, ancak evlendiğimiz zaman fikir yürütme kabiliyetine ulaşacağımız bir yapılaşma. Ondan önce konuşulanlar laf olsun, torba dolsun. O yüzden bekar ilişki guruları sussun, yaşayan konuşsun.

Mesela annem… “Görmeyen ne sanır, gören bıkar usanır” derdi evlilik için. Yanlış anlamayın, evlilikten şikayeti olduğundan değildi bu söylem. Sanırsam evlenemeyenleri teselli için söylerdi ama ben bu lafı hiç sevmedim. Benim evlilik tanımıma uymadı, yeşil türbeli atasözüyle anlamdaş olan bu söz.

Bizden iki kuşak öncesine kadar evlilik demir leblebiydi ve bu leblebiyi gevmek maharet isterdi. Gerçi şimdi bunu söylesek “Ne leblebisi ne zorluğu. Evlenirsin, olmuyorsa ayrılırsın” yanıtı gelir anında. Bu yanıtı kısmen onaylasam da eski ataerkil yapının dayattığı evlilik şekline ithaf edilmiş olan diğer sözleri yabana atmıyorum. Nezaketten taviz verilmeden sürüp giden, sadece ölümün ayırdığı evlilikleri tartışmayı abesle iştigal olarak görüyorum çünkü.

Niye mi; Eski evlilikler, yani anne babalarımızın yaşadığı sert kıvamlı evlilikler ölümüneydi. Bu evliliklerde süregelen kurumsal ve otoriter ilişki tipinin yarattığı hiyerarşi, saygıyı, saygıyla birlikte sevgiyi getirirdi. Ölümüne evliliklere imza attıklarından ve “ne çıkarsa bahtıma” tevekkülünü içselleştirdiklerinden olsa gerek “evlilik demir leblebi, gevebilene” derlerdi eskiler. Zora hazırlarlardı kendilerini. Şanslarına iyi biri düştüyse bu da büyük himmet gelir, birbirlerine kul köle olurlardı.

Laf nerelere gitti, gelelim evlilik aşkı öldürür mü sorusunun yanıtını almaya.

Mütevazi gözlemim şu dur ki;

Evlenmeden önce, aşık olduğunuz insanı kaybetme korkusuyla yaşarsınız. Evlilik ile bu korku son bulur. Nikahı bastığınızdan onu kaybetme ihtimaliniz olmadığını düşünürsünüz. İşte yanlış buradadır. Sizin çantada keklik olarak düşünüp kaçamayacağını sandığınız kişi sevginin bittiğini de bal gibi hissedebilir. Bu yüzden “nasıl olsa benim” diyerek aşkı ikinci plana atmak evliliğin bitişinin en önemli sebepleri arasındadır.

Ne mi yapmalı;

Evliliği formüle etmeyelim demiştik. Reçete de vermeyelim elbet. Hele hele her insanın farklı, her kişinin şahsına münhasır, her insanın beklentilerinin farklı olduğunu bilerek şu ilişki gurularının, ilişki cadılarının sözlerini hiç kale almayalım. Ancak şunu bilelim ki aşk bir ateştir ve ateşin canlı kalması kadın ve erkeğin körüklemesine bağlı. Bu işi evlilik refleksi olarak görüp hassasiyet gösterdik mi olay bitmiştir.

O zaman, evliliğin aşkı öldürmediği gibi paylaşımları artırıp aşkı körüklediğini göreceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.