1. YAZARLAR

  2. Ferhat Atik

  3. Evrensel iletişimin dili
Ferhat Atik

Ferhat Atik

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Evrensel iletişimin dili

A+A-

Anıtkabir’e giderseniz, gözlerinizi ayıramadığınız en öncelikli mekan, hiç kuşkusuz Atatürk’ün mozole ve kabrinin bulunduğu görkemli eserdir. Alanın ve binaların büyüklüğü kadar etraftaki objeler de oldukça büyüktür. Ziyaret etmekte olduğunuz mekanda yeralan bu büyüklük, sahibine ait yücelik duygusunu içinize yerleştirir.

Atatürk’ün mozolesinin bununduğu binanın giriş kapısına sırtınızı dönerseniz, tam karşınızda Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci adamı Mustafa İsmet İnönü’nün kabrinin olduğu binayı görürsünüz. Mütevazı bir duruşla Atatürk’ün silah arkadaşı İnönü, Atatürk’ün tam karşısında yatmaktadır. Bugün İnönü’nün doğduğu gün. Bir siyasetçi kolay yetişmiyor. Yaptıkları, yapamadıkları, sevildiği ya da yerildiği yönleriyle, özellikle ülkelerin tarihine mal olmuş siyasetçiler kolay yetişmiyor. Ancak bir sanatçı da kolay yetişmiyor. Hiç kolay yetişmiyor. Belki aynı dili konuşmaz siyasetçi ve sanatçı ama, aynı ülke için aynı yolda yürür.

“Türk insanın tiyatro sanatına olan merakı Anadolu’ya uzanır. Karagöz ve Hacivat gibi gölge oyunları ve tuluat gibi hicivli oyunlar bu sanat dalının özüdürler. Yerli halk tarafından ilgiyle takip edilen Batılı anlamdaki modern oyunlar 1900’ün başlarında kulüpler, okullar veya dernekler tarafından başlatıldı.

İlk tiyatro grubu olan İlk Sahne 1963’de kurulmuş ve daha sonra sıfat değiştirerek 1966’da Devlet Tiyatrosu adını almıştır. Devlet Tiyatrosu faaliyetlerini Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu bünyesinde yürütmektedir. Bugüne kadar sürekli oyunlarla ülke içinde ve dışnda yüzden fazla oyun sahneye koyan bu grup ayrıca Kuzey Kıbrıs’ı zaman zaman ziyaret eden tiyatro gruplarını da misafir etmektedir. 1980’de devlet tiyatrosundan bir grubun ayrılmasıyla kurulan Lefkoşa Belediyesi Tiyatrosu Lefkoşa’daki kendi tiyatro salonunda oyunlar sahneye koymaktadır. Tüm bölgede amatör guruplar da oyunlar sergilemektedirler.”

Bu paragraf devlete ait Tanıtma Dairesi’nin resmi internet sitesinden* eksiksiz alıntıdır.

Elbette siyasetçinin de sanatçının da bir ülke için değerleri tartışılmaz. Ancak siyasetçi kendi ilerleyişini, gerek ideolojik ve hukuki, gerekse idari ve maddi olarak geliştirmeye etkin konumdayken, sanatçı tüm bu gelişimler için siyasetçinin kararlarına ve önünü açacak ilerlemeler için çalışmasına ihtiyaç duyar.

Siyasetçi ve sanatçıya baktığımızda, hangisinin daha kalıcı ve daha evrensel bir dil kullandığını anlamamız zor olmaz. Sanatçının önünü açan, gereken yatırımı yapan siyasetçinin ise aslında ülkesi için evrensel bir yatırım da yaptığını ve sanatın iletişim dilini kullandığını, halkın da bu tür siyasetçilerin gelişmiş vizyona sahip olduklarını bilmeleri gerekir. 

Devlet Tiyatrosu’nun durumu ortada. Yıllardır yanan binasını ne bir kampanya ile halk, ne işadamları ne de devlet eski haline döndüremedi. Anıtkabirle başladım Anıtkabir’le Atatürk’ün bir sözü ile bitireyim. “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.”

En azından devlet eliyle, halk yardımıyla Devlet Tiyatrosu’nun bir binaya sahip olma zamanı hala gelmedi mi?


* http://www.trncinfo.com/TANITMADAIRESI/2002/TURKCE/KKTCHAKKINDA/kultursanat.htm

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.