1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Fatih Erdoğan ve Kapı kulu bekçileri
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Fatih Erdoğan ve Kapı kulu bekçileri

A+A-

Bir süredir iyice kendini gösteren vesayet sorunu artık açıkça tartışılan bir konu.

Çok değil daha birkaç yıl öncesine kadar özelikle sağ siyasi partiler böyle bir sorunun olduğunu değil kabul etmek, iddiasını vatan hainliği ile eşdeğerde tutuyordu.

Bugün toplumda çok geniş bir zeminde, aslında KKTC denilen yapının ciddi bir vesayet altında olduğu tespit ediliyor.

Ne var ki genelin paylaştığı bu düşünce, doğru adımlar için yeterli olmuyor.

Bu tespit belki birileri için henüz yeni olabilir. Ancak bu sorun yıllar içinde birikerek, buradaki siyasetin etkisizleştirilmesiyle ve kendi içine dönük bir toplum yapısıyla daha fazla kendini göstermiştir.

Ve artık nerdeyse sonuna gelmiş bir süreçtir.

Şimdi önemli olan bir vesayet sorununun olduğunu tespit etmek değil, bu sorundan çıkış yolları üretebilmektir.

Ancak temel sorun da zaten burada başlıyor.

İçinde bulunduğumuz ortamdan, giderek artan bağımlılıktan, her geçen gün etksizleşen varlık olmak durumundan nasıl kurtulabileceğmize dair çözümler üretemiyoruz.

Tespit ortak olsa da bu durum hareketin ortak noktaya taşınmasında yeterli olmuyor.

İçinde bulunduğumuz ortamda çözüm günübirlik siyasetler, ekonomik paket düzenlemeleri ya da yasa çalışmaları değil, bütünsel temelde anlayışı ve sistemi değiştirmek sorunu.

Yoksa çevre politikalarından, özelleştirmeye, ekonomik paketten bir yasanın herhangibir maddesine bağlı değil artık çözüm üretmek.

Bugün KKTC denilen yapının siyasi durumu, açkıça Türkiye tarafından doğrudan yönlendirlip etkin şekilde yönetilen bir yapıdır.

Meclis dahil irade temeliyle seçilmiş yapı her geçen gün etkisizleşmektedir.

Türkiye Başbakanı Erdoğan bizim de kaç gündür tartıştığımız “dindar nesil yetiştiriyoruz” sözlerine yönelik eleştirileri yanıtladı, dün.

Bu sefer, hem dindar hem de çağdaş nesil yetiştirmenin mümkün olduğuna vurgu yapıyor Erdoğan ve “Bu gençlik, tinerci mi olsun? isyankar bir nesil mi olsun?” diye soruyor.

Yani dindar olmamayı isyankarlıkla, bağımlılıkla eşdeğer tutuyor.

Tabii dindar olmayı da Müslümanlıkla.

Vebakın daha neler söylüyor, Erdoğan;

“Bu ülkede bir dönem kitaplar yasaklandı, toplandı. Şehir merkezlerinde, kasaba meydanlarında kitap dağları yakıldı. En masum, en basit kitaplar elifba cüzleri, Hz. Ali cenkleri, dua mecbuaları yasaklı ilan edildi. Evlerden toplandı, suç delili sayıldı. Bu ülkenin dini, milli ve manevi değerlerini öğrenmeleri engellendi. Kim yaptı bunları, o malum CHP zihniyeti. O değerleri öğrenenler, öğretenler cinayet işlemiş gibi tutuklandı, takip edildi baskınlara ve baskılara maruz kaldı.”

Açıktır ki Türkiye’de yıllardır devam eden irtica tehdidi kavgalarıyla şeriat çekişmeleri bugün artık başkta bir yolda ilerliyor.

Türkiye ekonomik gelişim başta olmak üzere sosyal alanlarda da ciddi gelişmeler yaşadı.

Bundan sadece birkaç yıl öncesinde kız çocuklarının eğitim hakkını tartışan, okur yazarlık sınırını yukarı çekmek için çabalayan ülke, bugün Güneydoğu bölgesi dahil hatırı sayılır gelişmeler elde etti.

Ve bugün gündemde olan yeniliklere bir yenisi daha eklenerek, okullarda tablet bilgisayar devrine geçilmek için start verildi.

Projenin adı ise Fatih projesi.

Nasıl Fatih İstanbul’u fethetmiş yeni bir dönem başlatmışsa, şimdi tablet bilgisayarlar da yeni bir dönem başlatacak diyor, Erdoğan.

15. yy’dan, bir diktatörlük, bir imparatorluk döneminden örnek gösteriyor.

Fatih nasıl “gavurun” elinden Konstantinopol’ü aldı ve bir İstanbul yarattı şimdi Erdoğan da yeni bir ülke yaratmaya çalışıyor, aslında.

Daha zengin, daha Müslüman ve daha güçlü bir ülke modeli bu çizilen.

Şüphesiz ki, bu tavırlar ve  biraz da geçmişin intikamını alan dayatmacı anlayışlar, Türkiye’de de aydın kesimde bir cephe yaratıyor, ki bu kesim AK Parti’nin iktidar yolculuğunda son derece hayati bir rol oyamıştı.

Yeni AKP dönemi biraz da aydın yalnızşlatırması yaşıyor.

Ne var ki, Türkiye’de de toplumsal dinamiklere ya da siyaset üretenlere bakıldığında, yeni bir alternatif yaratmaktan uzak olunduğunu görüyoruz. Başkan değişimi ile kan değiştireceğine inanılan CHP, örneğin,  bütün bu toz dumanın arasında hala iç çekişmelerle uğraşıyor.

Peki ya bizdeki durum?

Bizde de durum çok farklı değil.

Tüyler ürpertici şekilde etkisizleşirken siliniyor ve sinikleşiyoruz. Başı önde kapı kulu bekçileri durumuna düşüyoruz.

Ne sendikalar, sivil toplum, ne de muhalefet partlieri yeni bir alternatifyaratma konusunda yeterli duruyor, şimdilik.

Oysa her geçen gün bu daha da imkansızlaşıyor.


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.