Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Festival…

A+A-

Templos(Zeytinlik )…

Girne’den Ayorgi’ye doğru yola çık…

Zeytin bahçelerini takip et…

Biraz sola yokuş çık…

Tepede göreceksin.

Templos orada.

Ortasında cami var.

Caminin etrafında boş alan…

Meydanı küçük ama olsun…

Unutmadan… Zeytinleri takip etme…

Artık zeytin yerine apartmanlar hâkim…

Templos’un Panayırı var, zeytin karikatür yarışması ödül töreni de yapılacak, dediler.

Arkadaşları görürüm.

Yabancı karikatüristlerle tanışırım, dedim.

Gittim.

Ekim de olsa Kıbrıs sıcak ülke.

Gündüz saatlerinde yapsalar kimse gelmeyecek.

Gecedir o yüzden etkinlikler.

Köy meydanında idi festival…

Meydanda üç hurma var.

İkisinde meyve yok, biri doluydu.

Birkaç hafta önce sarkıyordu oysa hepsinde de hurmalar.

Sarı sarıydılar…

Baf’ta, dedemin bahçesinde vardı aynı hurmalardan.

Ağaçlar yüksekti.

Taş atardık.

Hurma düşerdi…

Toplar, yerdik.

Bazen attığımız taş gelirdi üstümüze.

Kaçardık.

Yer çekimi bu.

Dünya gerçeklerine ters davranacak olursan, başın belaya girebilir.

Köy meydanına kurdular platformu.

Sırası gelen o platforma çıktı, gösterisini yaptı.

İlk gördüğüm İngilizlerden oluşan yaşlılar ekibiydi…

İngilizler platforma dizilmişti.

Bangır bangır Amerikan müziği ile kovboy oynadılar.

Hepsinin de başlarında kovboy şapkası vardı.

Önde bir erkek arkasında on iki kadın.

Döndüler, durdular sahnede.

İzleyenler az değildi.

Alkışladılar.

Onlar inmeden çadıra gittim.

Çadırda Musa Kayra’nın karikatürleri Salih Çizel’in resimler vardı.

Sanat bu.

Sanatçılar duygusal olur.

Salih yanıma geldi.

Sohbet ettik.

Biraz sonra Girne Belediye Başkanı  Nidai Güngördü göründü.

Sergiyi gezdi.

Çizel’le ayaküstü sohbet etti.

Yaklaştım.

“Su meselesi” dedim…

“Bir ara gel, detaylı konuşalım” dedi.

Ya söyleyecek çok şey var burada olmaz, demekti…

Ya konuşursam kötü olur, bas git anlamı çıkar…

Ya da seninle konuşacak vaktim yok demenin başka yoluydu bu davet.

Anamur’la ilgili ağzından laf alamadım anlayacağınız.

Ancak anladığım kadarıyla “suyu biz yöneteceğiz” diyenler kopmaya başladı.

Neyse…

Orada, yani meydanda kurulu tezgâhlarda Kıbrıs’a dair çok şey vardı.

Çörek, hellim, zivaniya, zeytin, zeytinyağı…

Samsı, lokma, pilavuna, kebap…

Derken yüksek sesli müzikle gençler sahneye çıktı…

Michael Jackson oynadılar.

Zıpladılar.

Döndüler.

Alkış aldılar.

Ve karikatür ödül töreni…

Her şey buraya kadar iyiydi.

Ödül töreni de iyiydi.

Fakat yine de eksik bir şeyler vardı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.