1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Fethiye’nin villalarından dikililere (2)…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Fethiye’nin villalarından dikililere (2)…

A+A-

Eskiden bildiğim Fethiye bugün gördüğümden çok değişikti.
Küçük bir çarşısı, hemen biten caddeleri ve birkaç otel lokantası ile mütevazı bir yerdi.
Arkadaşım gezdirirken bir yandan da bilgi veriyordu…
-Burası daha çok yabancıların takıldıkları barlar sokağı…
-(…)
-Burası Fethiye’nin Zincirlikuyu mezarlığı…
-Nasıl yani?
-Zenginler buraya gömüldüklerinden öyle deniyor buraya.
-Şu işe bak, insan ölünce bile kapitalizmden kurtaramıyor kendini…
-Bu tepeden Ölü Deniz’in fotoğrafını çek istersen.
Pozlar ve pozlamalar.
Beyaz köpüklerin kıyıya firar etmeye çalıştığı turkuvaz mavisi denize baktım.     
Bütün gece gök delinmiş gibi boşalırcasına yağan yağmur dinmiş, yerler ıslaktı hala.
Havada tatlı bir bahar havası ve ılık sonbahar keyfi vardı, kışta olmamıza rağmen.
Turistler gitmişler.
Otellerin çoğu kapanmış.
Ağaçlar bile gelecek sezona daha iyi hazırlanmak için dökmüşler her şeylerini.
Ve sokaklar yaprakların kahverengi yaprakları ile süslenmiş..
Kaldırımlarda, caddelerde tek tük kedi köpekten, bizden başka kimse yoktu yaz aylarında yer bulamadığımız Ölü Deniz ve kıyısında.
Derken kimselerin rahatsız etmediği iskelede bir balıkçı göründü…
Hem oltasını atıyor hem de bizlere acayip acayip bakıyordu nereden geldik diye…
Birkaç harnıp vardı dallarda, sabah iyi gider diye yedik.
Birkaç da mersin kopartıp attık ağzımıza bağışıklık sistemimiz güçlensin, kansere karşı korusun diyerek.…
Sonra geriye dönüş başladı…
-Şimdi nereye?
“Az ileride tarihi MÖ 4.YY’a kadar giden  eski adı Karmylessos Antik Kenti olan Kaya köy…Bildiğim özellikleri…Evlerin tamamı tepelere yapılmış. Ovalar tarım için dokunulmamış. Her ev 50 metrekare ve hiçbir ev diğerinin önünü kapatmıyor.
Tamamen taşlarla inşa edildiği için de günümüze kadar yıkılmadan kalmışlar.Birazdan göreceksiniz.”
Gerçekten gördük.
Eski kafalı(!) insanlar dağlara yapmışlar tek katlı evlerini, yeni kafalar ise ovalara dikmişler 3-4 katlı ev ve otellerini…
Ne demeli, eskiler mi eski kafalı, yeniler mi mankafa?
Vadilerden, tepelerden kıvrıla kıvrıla Fethiye’ye diğer uçtan indik.
Manzara tepeden Girne’ye iner gibi olsa da ormanlar gerçeği vuruyordu yüzümüze.
Burası doğanın bonkör davrandığı yerdi.
Birkaç fotoğrafla süslemek istedim yazımı…
Yer olursa yan tarafta göreceksiniz.
Olmazsa eğer başka bir gün…
Gezi yazısı gibi olsa da canımı sıkan bir şeyleri sizine paylaşmak istedim.
Kıyasladım.
Dağların yamaçlarından taşan sular akıp gidiyor.
Ormanları bizden kat kat fazla.
Bahçeleri, inşaatları, dükkanları, lokantaları ve turistleri…
Havası, denizi, toprağı…
Hangi açıdan bakarsak bakalım Kıbrıs’ın kuzeyinden çok daha ileri.
Çok daha zengin.
Anlamadığım şu…
Kendi ülkeleri dururken, ki orada daha rahat edecekler.
Kendi memleketlerinde  daha çok kazanacaklar.
Ve hatta orada kaçak duruma düşmeyecekler.
-Abi, diyor, “iki yıl çalıştım, ben de KKTC’liyim.Kısmetse döneceğim”…
-Dön, zaten burada durduğun kabahat…
Dön de senin gibi orada kalmak için ısrar eden Trabzonlu Gökmen’in önerdiği dikine binalarda otur…
Anlamadığın neden hala ısrar ediyorlar…
 

Günün Karikatürü:

1.20111222113315.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.