Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Fetih 1453

A+A-

İlle ilk gece göreceğiz diye, Fetih 1453 filmini, ilk sıradan izledim! Boynuma biraz ağrı saplanmakla beraber, memnun oldum… İyi ki izlemişim!

Türk sinemasında, bu türden süper produksiyonlar yok! Bu bir ilk… Bu bakımdan desteklenmesi gereken bir yapıt… Öte yandan, tarihi popüler hale getirmek bakımından, bence önemli bir film! Muhteşem Yüzyıl’dan sonra bu, etkili bir akımın başlamakta olduğunu gösteriyor! “Atatürk gitti, Fatih geldi…” diye kaygıya düşmenin de bir anlamı, yok! Ortada bir Atatürk filmi yok ki!

Bütün bu desteğe ve film senaryosu yazmanın zorluklarını bilmeme rağmen, filmle tarihsel gerçekler arasında bir karşılaştırma yapmazsam da içimde kalır doğrusu…

Bir defa tarihte gerçekten de bir Ulubatlı Hasan olup olmadığı, kuşkuludur. Ama varsa bile ileri sürülen tip, sıradan bir Azap askeridir… Sultan’ın sağ kolu değil… Filmde padişahın şehzadeliğinden beri ahbabı, kılıç hocası olarak takdim ediliyor ki tamam filmde kahramana ihtiyaç var anladık ama tarihsel gerçekle, bağdaşmıyor!

Tarihe uymayan bir başka mesele, Justiniani’nin Topkapı surlarında öldürülmesidir. Bu doğru değil! Justiniani, orada bir okla yaralanıp, Haliç’teki gemisine sığınmıştır. Bizans savunmasının çökmesinin nedeni de budur!

Başsız kalmıştır. Bizans’ta yaşayan ve bugün kimin oğlu olduğunu bilmediğimiz Şehzade Orhan da en son Yedikule Surları üzerinde, Osmanlı ordusuna karşı savaşırken görülmüştür. Şehre girdiği zaman Sultan Mehmet, onu aratmış ama bulamamıştır.

Bir söylenceye göre surlar üzerinden atlayarak intihar etmiş, bir başkasına göreyse Ortodoks olup bir manastıra kapanmıştır. O zamanlar hanedanlar birbirlerine bir mensuplarını rehin olarak verirlerdi…

Orhan da hainliğinden değil, Bizans’ta rehin olduğu için imparatorun yanındandır ve tahtın varislerinden biri olduğu için, Sultan Mehmet şehre girerse, hayatta kalması mümkün değildir… Kansızlığından savaşmıyor! Canını korumaya çabalıyor, garip!

Filmde hiç belli değil ama kuşatılanlar arasında bulunan Orhan gibi Türkler’e karşılık, kuşatanlar içinde de Rumlar var! Örneğin, senaristin pek bir haşin gösterdiği Zağanos Paşa, Rum’dur… Adını falan da değiştirmediğinden, dinini terk edip etmediğini, bilmiyoruz!

Şaşırmayın! Çünkü daha “ulusçuluk” fikrinin doğmasına 400 yıl var… Tarihsel olayları, kendi koşulları içinde ele alırsanız anlamı olur… Henüz milliyetçilik yok ki!

Nitekim, şehir düşer düşmez, Fatih Sultan Mehmet, “imparatoruna yardım etmedi” diyerek Bizans’ın Başbakanı konumundaki Lukas Notaras’ı, oğulları ile birlikte idam etmiştir. Kendi Vezir-i âzam’ı Çandarlı Halil Paşa ile birlikte… Sadrazam, Bizans’tan rüşvet alıp, fethi önlemeye çalışmış! İddia bana ait değil, Fatih’in iddiası…

Ve son: Sünni İslâm’ın, Balkanlar girişi Fatih’in Belgrad’ı fethinden sonradır! O da İstanbul’un fethinden sonra gerçekleşmiştir! Dolayısıyla “Şahi top”u döken Macar Usta Urban’ın yanında, boğazında “muska” ile dolaşan bir Macar ya da Boşnak kızı, olabilemez… Hele o muska’nın babasından miras kalmış olması, hiç düşünülemez…

Ama gene de güzel film… Bu kadarcık kusur, kadı kızında da olur… Keşke her gün böyle filmler çekilse, biz de “eleştirsek”!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.