Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Fikir

A+A-

Ünlü bir düşünür, Samuel Huntington’un Uygarlıklar Çatışması Teorisi’ni ortaya atmasından çook çok önce, böyle bir teorinin gerçek olamayacağını ilan etmişti. Söz konusu düşünüre göre ortada bir tek kültür vardır! Doğu Kültürü denen şey, aslında Bizans üzerinden Roma kültürünün tekrarıdır. Dolayısıyla, bütün kültürler Eski Yunan’a çıkar.

“… Araplar bilim, fen, felsefe olarak her ne varsa Bizans’tan aldılar... Acemler gibi Türkler de bu bilgileri Araplardan aldılar. .. Arap filozofları, Meşaiyyun ve İştirakiyyun diye ikiye ayrılırlardı.  Meşailer Aristoteles’in, İştirakiler Platonun öğrencileri idi. Dine sarılan İslam bilgeleri de Mütekellim ve Mutasavvıf diye ikiye ayrılmışlardı. Mütekellimler bölünemeyen parçayı yani atomu kabul eden Demokritos ve Epikuros felsefelerinin; Mutasavvıflar ise... Yeniplatonculuğun yolundan gitmekte idiler... Zenon’un yolundan gidenlere Revakiyyun denilirdi... Muhiddin-i Arabi’nin  (tasavvufa temel oluşturan NB) ayan-ı sabiteleri, Platon’un ideaları’ndan başka birşey değildir...”

Bu düşünür, özgündür denilen sanatların örneğin mimarlık ve müziğin de Bizans’tan apartma olduğunu iddia eder...

Ele aldığımız düşünür, İslâm ahlâğının olduğu gibi, siyaset ve ev yönetiminin de bütünüyle Aristoteles’ten alıntı olduğunu yazar. Ona göre orta çağ’da kültür ( o kültürün ulusal, uygarlığın uluslararası olduğunu ileri sürer) bir tek uygarlık içinde yaşanmaktadır ve din farklılığı bile bu ortak uygarlığın farklılaşması sonucunu vermemektedir. Ayrışmanın yaşandığı nokta, kentleşmenin başlamasıdır.

Batıda kentleşme kapitalizmi, o Aydınlanma’yı, o da bilimsel teknolojik devrimi yaratmış; Doğu’da ise toplumlar bu gelişmeleri yaşamadıkları için, “ortaçağ”da kalmışlardır. Bu durum, sanki de ortada iki farklı uygarlık varmış ve biri çok öteki de az gelişmiş gibi bir düşünce yaratmaktadır ama bu bir yanılsamadır! Batı Avrupa’da Roma- Katoliklik; kapitalizm üzerinden protestanlığa evrilmiştir.

Doğu Avrupa’da ise Roma- Ortodoks’luk, islamı da yanına alarak, kent uygarlığına yani kapitalizme geçemediği için, olduğu yerde kalmıştır. Mesele din farkı değil, kentleşmenin (ben bunu kapitalistleşmenin diye okuyorum) önkoşullarının doğuda yaratılamamış olmasıdır.

Bu bakımdan, biz eğer onlar karşısında sömürülmekten kurtulmak istiyorsak, orta çağda olduğu gibi, aradaki bütün farkları ortadan kaldırmalıyız. Din, buna engel değildir!

“ Teknolojilerini alalım, kültürümüzü koruyalım” ifadesi, bu düşünce adamına göre olası değildir. Tatbik etme imkanı yoktur zira o teknoloji yaşanılan çağın bir ürünüdür ama doğuda hüküm süren zihniyet, ortaçağ’dan kalmadır. O akılla, çağdaş teknoloji kullanılamaz. Kaldı ki, Osmanlı aydınları bu yarı buçuk önermeyi, Tanzimat döneminde uygulamışlar ve iflas etmişlerdir.

Dolayısıyla, “ Toplumsal inanç kitabımızın birinci ilkesi şu olmalıdır: Türk ulusundanım, islam ümmetindenim, batı uygarlığındanım”!

Bilenler tanıdı, değil mi? Bilmeyenler için de ben yazayım: Bu düşünür, Ziya Gökalp’tir!!! Türkçülüğün babası!!! Bunları da Türkçülüğün Esasları’nda yazıyor… Yıl, 1926…

Ziya Gökalp’ten yüz sene sonra, onun ulaştığı noktaya yaklaşamadan ulusçuluk etmek! Absürd ötesi…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.